O ne kadar ehlileştirilirse ehlileştirilsin, bağımsızlığından fedakârlık yapmaz. Verilen görevi bir defa reddetsin, bu yoldan onu hiç bir kuvvet döndüremez.
Avrupa hayvanat bahçelerinde gezinen çocuklar, kafeslerdeki bütün hayvanlara takılırlar, fakat lamaların yanına gelince kendilerine âdeta çeki düzen verirler, çünkü lamanın şakası yoktur. Hakaret edenin suratına derhal tükürür. Üstelik, lamanın tükürüğü son derece berbat ve yapışkan bir maddedir. Geviş getirici bir hayvan olan lamanın midesinde, kendine has bir maddeden feci bir koku da yayılır.
İsabetli hayvan: Lamanın iyi bir nişancı olduğunu da unutmamak gerekir. Tükürüğünü hasmının tam yüzünün ortasına yapıştıracağından, kimsenin şüphesi olmasın.
Garip bir hayvan: Tüyleri koyun tüyü gibi, bacakları geyik bacağı gibi, huyları ise katır gibi inatçıdır lamaların... Başı, başını tutuşu ve sallana sallana yürüyüşü ile tıpkı bir deveye benzerler. Güney Amerika Kızılderilileri, lamaları, tıpkı bir insan gibi, ruh ve zekaya sahip birer yaratık olarak kabul ederler. Lama, kızılderililerin günlük hayatlarının ayrılmaz bir parçasıdır.
Güney Amerika’nın eski sakinleri İnkalar için lama gerçek bir hazine idi. İnkalar hayvanın etini yer, yünü sayesinde giyinir, derisi ile ayakkabı yapar, mum yapımında kullandıkları yağı ile de aydınlanırlardı. Lamaların tüyleri bükülüp ip haline getirilirdi. Hayvanın dışkısı bile ziyan olmazdı. Kurutularak yakıt olur ve İnkaların evlerini ısıtırdı. 5000 metreye varan yüksek dağlara bile yüklerini lamalar taşırdı. Ancak lamaların yalnız erkeklerine o da üç yaşından sonra yük taşıtırlardı.
Lamaların kendileri için gerçek bir hazine olduğunu anlayan İnkalar ona özel bir itina gösterirler ve asla sabana yada arabaya koşmazlardı. Lamaların sütü peru yaylalarında şubat ve mart aylarında dünyaya gelen bir tek yavrusu için ancak yettiğinden İnkalar onun sütünü sağmazlardı. Ayrıca dişi lamaları öldürmek de yasaktı.
Tedarikli hayvan: Bütün bu hizmetlerine mukabil, lama çok kanaatkâr bir hayvandır. Yol kenarlarında buldukları otlar ve bitkilerle yetinirler. Deve gibi, lama da, su bulduğu zaman bol bol içip depo eder, ve uzun süre susuz yaşar.
Yetişkin bir erkek lama yaklaşık 120 cm. boyundadır. İriliklerine göre 30 ile 100 kg. arasında yük taşıyabilirler.
Bu kadar büyük faziletlere sahip hayvancağızın, birazcık inatçılığı da Kızılderililer tarafından hoş görülür.
Lamalar asla köpek gibi itaatkâr bir hayvan değildir. Ne kadar ehlîleştirilirse ehlileştirilsin, bağımsızlığından fedakârlık yapmaz. Verilen hizmeti bir kere reddetmeyegörsün. Ondan sonra en sert ve haşin efendisi dahi, onu bu inadından vazgeçiremez.
Mesela, 50 kiloluk bir yükü bir süre sabır ve tahammülle taşır. Sonra, ani olarak üzerine fazla yük yüklendiğine karar verir, ve derhal çöker. Eğer o an, sahibi yükü hafifletme yolunu seçmeyip, hayvanı zorla yoluna devam ettirmeye çalışırsa, vay haline. İşte o zaman, öfkeye gelen lama, tükürür, tekme atar ve ısırır. Artık bu üç savunma arasından, hangisinin tercih edileceği de yine lamanın bileceği iştir.
Her iklimin hayvanı: Güney Amerika’da And dağlarının eski ve azametli manzarasına, lama kadar hiçbir hayvan uyamazdı. Çok kereler 6 bin metreye kadar yükselen vahşi vadiler, daha aşağılarda ağaçların yetişebildiği bölgeler ve nihayet sıcak ormanlık sahalar.
Lama’ya, Güney Amerika’nın devesi diyebiliriz. “Çöl gemisi” olarak bilinen deve ile aynı soydandır. Allah, deveyi nasıl çöl ve sahra için yaratmışsa, lamayı da karlarla örtülü dağlarda yaşamak için donatmıştır.
Bugün lamalar, ancak Bolivia ve Peru dağlarında, Titikaka Gölü çevresinde, Şili, Arjantin’de de yaşarlar. Bundan takriben 450 yıl kadar önce, Güney Amerika’ya ayak basan ilk Avrupalılar, yani İspanyollar, az zaman sonra lamayı yük hayvanı olarak kullanmaya başlamışlar ve Kızılderili esirlere toplattıkları gümüş madenlerini 300 bin kadar lamaya yükleyip; alıp götürmüşlerdi...
Bugün için dünyada mevcut lamaların adedini kesin olarak hesaplama imkânı mevcut değildir.
(Tercüme ve Düzenleme: Yusuf Yılmaz)
