TR EN

Dil Seçin

Ara

Depremi Önceden Tahmin Etmede Hayvan ve Bitkiler Kullanılabilir mi?

Depremi Önceden Tahmin Etmede Hayvan ve Bitkiler Kullanılabilir mi?

Deprem öncesinde tabiatta bazı değişimlerin gözlendiği deprem uzmanları tarafından zaman zaman dile getiriliyor. Özellikle de hayvanların deprem öncesi meydana gelen belirtilere karşı daha hassas olduğu biliniyor. Bu yüzden de hayvanların tabiattaki değişimleri hissettiği ve bu nedenle huzursuz olup çevreye sinyal verdiği düşünülüyor. Peki deprem öncesi tabiatta ne gibi değişiklikler oluyor, gerçekten tabiattaki değişimleri ve canlıları gözlemleyip depremi tahmin etmek mümkün mü?

Şu anki bildiklerimiz çerçevesinde bir depremi 7-8 saniye öncesinden daha erken tespit etmek mümkün değil. Ancak bazı hayvanlar kendilerine bahşedilen özel duyuları ile belirli sinyallere ve değişimlere karşı daha hassastırlar ve depremlerin çevrede oluşturduğu kısa ve orta vadeli değişimleri insanlardan daha erken hissedebilme ihtimalleri bulunmaktadır.

Jeofizik Mühendisi Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan’ın yaptığı bir araştırmada depremi önceden haber veren tam 57 farklı göstergeden bahsedilmektedir. Örneğin, deprem öncesinde balıklar, suyun ısınması nedeniyle kıyıya doğru yüzmeye çalışır. Kediler ise sebepsiz yere hırçınlaşabilirler ve genellikle kapalı ortamlara kaçarak saklanırlar. Köpekler ise korkularını uluyarak ya da havlayarak dışa vururlar ve bir alana toplanarak gruplaşmaya çalışırlar. At, eşek ve inek gibi hayvanlar huysuzlaşırlar, ahır kapılarından dışarı çıkmak isterler. Martılar, gökyüzünde çembersel olarak uçarlar.

Deprem öncesi değişen hayvan davranışlarından en önemlisi karıncalarda görülür. Deprem öncesi karıncalarda; yuvalarından dışarı çıkma, düşme, sağa sola devrilme, ateş üzerindeymiş gibi hareket etme, yollarını şaşırma, dağınık yürüme, yuva ağzında kümeleşme, kasılma ve uyuşukluk gibi davranışlar gözlemlenir.

Deprem titreşimlerine az çok tepki veren Küstüm çiçeği (Mimoza) ise deprem öncesi oluşan titreşimler sonucu yapraklarını kapatabilir. Bu bitkinin yaprakları dış etkilere karşı çok hassastır. Küçük bir dokunuşla yaprakları kapanır, bu özelliğinden dolayı halk arasında Küstüm Çiçeği olarak adlandırılır.

Deprem öncesi hayvan davranışlarındaki değişikliklerin farklı ülkelerde de gözlemlendiğine dair kayıtlar mevcuttur. 1975 yılında Çin’in Haicheng kentinde meydana gelen depremden yaklaşık bir ay önce, yılanların topluca yuvalarından çıkmaya başladığı görülmüştür. Benzer şekilde, 2009 yılında İtalya’nın L’Aquila kentini vuran depremden birkaç gün önce yakınlardaki bir gölde yaşayan kurbağa sürüsünün topluca göç ettikleri gözlemlenmiştir. Bu konuda araştırma yapan uzmanlara göre, basınç altındaki kayalardan salınan parçacıklar yüzey sularında kimyasal reaksiyon zincirine yol açmaktadır. Bu yüzden bilim insanları, sulardaki kimyasal değişimleri bazı hayvanların sezme kabiliyetinde olduğunu düşünüyor. Belki de canlılar, bu kimyasal değişimlerden rahatsız oldukları için bulundukları alanı terk ediyorlar.

Tüm bu yazılanlara bakacak olursak, hayvanların depreme karşı gösterdikleri tepkiler görülmektedir. Bunları işlevsel hale getirebilirsek, hayvanların tepkilerine bakarak depremi önceden kestirmemiz belki mümkün olacaktır. Fakat bilim adamları uzun yıllardır hayvanların deprem hassasiyetlerini araştırdıkları halde, hayvanların davranışlarıyla depremler arasında anlamlı ve tekrar edilebilir hiçbir ilişkiye rastlanmamıştır.

Bununla birlikte, kuşların ve bazı mahlukatın insanlığın hizmetinde kullanılabileceği Kur’ani bir hakikattir. Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerîm’de geçen; “Süleyman, Davud’a vâris oldu ve dedi ki: Ey insanlar! Bize kuşdili öğretildi.” (Neml, 27/16) meâlindeki âyet ile, “Toplu halde kuşları onun (Davud’un) emri altına vermiştik.” (Sâd, 38/19) meâlindeki âyette, Hz. Davud (as) ve Hz. Süleyman’a (as) çeşitli kuş dillerinin öğretilmesi yanında, o kuşların hünerlerinin de öğretildiği bildirilmektedir.

Madem yeryüzü, Rahmani bir sofradır ve insanın şerefine kurulmuştur. Öyle ise, o sofradan istifade eden hayvanlar âlemi de insana hizmetkâr olabilir. Örneğin köpeklerin, güvercinlerin ve papağanların bazı işlerde istihdam edildiği gibi.

Sonuç olarak, hem Kur’an-ı Kerîm’de geçen ilgili ayetlerdeki örnekler, hem de bilim adamlarının bazı canlılar üzerinde yaptığı çalışmalar gösteriyor ki; eğer insanoğlu çalışır, bu canlılara depremi önceden hissedecek yetenekler verilmişse o özel davranışları öğrenir ve dillerini çözebilirse, deprem konusunda da bu mahlukattan yararlanmak mümkün olur.