TR EN

Dil Seçin

Ara

Kamuflaj Sanatı

Savaş filmlerinde görmüşsünüzdür. Tankların üstü, o bölgeden kopartılan ağaç dallarıya örtülüdür. Bazı askerlerin baş ve sırtlarına da aynı dallar takılmıştır. Komanda erlerinin elbiseleri, kahverengi ve yeşil tonlardan oluşturulmuş dalgalı desenleri ile o çevrenin ormanlık arazisine benzetilmiştir. İçinde yaşanılan çevreye uyma ve kendini gizleme gayesini taşıyan bu sanat, “kamuflaj” adı ile bilinir.

Askeriyedeki kamuflaj tekniği, esasında hayvanlara bahşedilen “avlanma ve hayatta kalma” nimetinin taklit edilmesinden başka bir şey değildir. Bu sanat ile donatılan bir çok hayvan, sadece çevreye uyum sağlamakla kalmamakta, çevrenin de bir parçası hâline gelmektedir.

Resim 1

Tabiat âlemini inceleyen bilim adamları, kamuflaj sanatının çok değişik türlerinin uygulanmakta olduğunu farketmişlerdir. Bu tekniklerden biri de, bir hayvanın dış görünüş olarak kendini bir başka hayvana benzetmesi veya onun hareketlerini taklit etmesi şeklindedir. 1. Resimde görülen iki karıncadan sağ tarafta olanı, kendini sol taraftaki karıncaya benzetmek için özel bir kurs görmüş gibidir. Çünkü taklid edilen karıncanın eti, kuşlar tarafından hiç beğenilmeyen bir tada sahiptir. Taklit eden karınca ise, kuşların hiç dayanamadığı kadar lezzetlidir. O halde kötü tadlı karıncaya benzemek ve kuşlarla fazla samimi olmamak için biraz gayret göstermek gereklidir.

Karınca bu işi nasıl akıl ediyor ve beceriyor?” sorusunun cevabını siz bulun artık.

Taklit sanatını, diğer hayvanlarda da görmek mümkündür. Avcıların ateş ettikleri bazı tilkilerin kendilerini yere atarak ölü taklidi yaptıkları, çöldeki engerek yılanı tarafından yutulmak istenen bazı böceklerin de sırt üstü dönerek aynı hileye başvurdukları bilinmektedir.

Resim 2

Kamuflaj sanatı, her zaman avlanmayı bekleyenler tarafından kullanılmaz. Bazen de avcılar aynı yola başvururlar. Resim 2’de gördüğünüz sarı örümcek, daha rahat avlanabilmek için kendi rengindeki bir çiçeğin üzerinde pusuya yatmıştır. Gözüne kestirdiği avı kendisine yaklaşınca harekete geçer. Ancak avı bir anda durarak hareketsiz hâle gelir ve bulunduğu çevre içinde kendini kaybettirir. Örümcek, avının bu oyununa mağlup olarak oradan uzaklaşır. Burada kamuflaj sanatı, hem av hem de avcı tarafından kullanılmış, fakat örümceğin av olarak seçtiği hayvan başarılı olmuştur.

İpek böceklerindeki kamuflaj uygulamaları, daha larva döneminde iken başlar. Çünkü larvalar, son derece zayıf ve savunmasızdır. Ancak onu dünya hayatı ile tanıştıran kudret, larvaları bu savunmasız zamanlarında yalnız bırakmaz ve kendilerine verdiği şekil ile onların hayatını devam ettirir. Bu dönemdeki tırtıllar üzerinde yapılan araştırmalar, kuşların bu tırtılları hayvan gübresine benzettiklerini ve bu yüzden de kendilerine dokunmadığını gösterir mahiyettedir. İpek böcekleri, daha sonraki günlerde de aynı rahmetten istifade eder. İnsanlara kumaşların en yumuşağını giydirmekle vazifeli kılınan bu hayvanlar büyüdükçe, vücutları da üzerlerinde yaşadıkları ağaç va dalların renk ve desenleri ile süslendirilir.

Resim 3

Resim 4

(Resim 3-4) Bu desenlerin arasına yerleştirilen gözler ise, meraklı kuşların onları birer küçük yılan halinde görmesi için yeterlidir.

Resim 5

Resim 6

Kamuflaj yoluna en fazla başvuran hayvanlardan biri de, resim 5’de gördüğünüz kırkayaklardır. Bu hayvanlar, tehlike sezdikleri bölgelerde genellikle başaşağı çevrilmiş “U” şekline girerek hareketsiz kalmayı ve böylelikle kuşlardan kurtulabilmeyi amaçlar. Tehlikeyi sezerek bu şekli alan bir kırkayağı bir dal parçasından ayırabilmenin tek yolu, ona biraz sertçe dokunmaktır. Eğer o gerçekten bir dal parçası değilse, size küçük de olsa bir tepki gösterecektir. Aksi taktirde heykel gibi durmaya devam eder. Resim 6’daki kırkayak tehlike içindedir ve küçük bir hareketin bile hayatına mâl olacağını hissetmektedir. Bu yüzden de sırtını bir köprü gibi kullanan karıncaların kendini gıdıklamasına sabretmek zorundadır.

Bilim adamları, hayvanlarda görülen bu ibret verici kamuflaj özelliğine “mimik taklidi”, “renk uyumu” veya “korunma refleksi” gibi adlar takmışlardır. Ama koyulan isim ne olursa olsun, her hayvana hayat hakkı tanıyan bir rahmetin tezahürü görülmektedir.

Kamuflaj sanatını öğrenmiş olarak dünyaya gelen hayvanların en usta tiyatro sanatçılarını bile kıskandıran taklit kabiliyetleri, altı ayda ancak ayağa kalkabilen, zarar ve menfaatini ise ancak on beş yılda öğrenebilen insanoğlu için bir ibret tablosu oluşturmalıdır.

 

(N. Geographic’den tercüme ve düzenleme: Yusuf Yılmaz)