Ramazan, dünyamıza sunulan bir müjde...
Bir ay boyunca süren af ve rahmet bayramıdır bu.
Ondan yayılan bir cennet kokusu kaplıyor her yeri.
Ruh; neyi, nasıl bekliyorsa, cevabı gelmekte gecikmiyor.
Bir hastanın bir ilacı ya da doktorunu beklemesi gibi bekliyordu ruhumuz onu. Dertlerimizin devasını Ramazanla gelir diye bekliyorduk onu.
Beklediğimize değdi şükür. Aradığımızı onda bulduk.
Oruçlar, iftarlar, teravihler, sahurlar, namazlar, salâvatlar, tekbirler, yardımlaşmalar; zekatlar sadakalar, fitreler ve daha nice güzel ibadetler.
Oruç tutup, emir dinledik.
Namaz kılıp, kulluk eyledik.
Dua edip, ümit bağladık.
Onun bunun değil, kâinatta zerreden yıldıza kadar ne varsa her şeyi Yaratan’ının emrini tuttuk ve tutacağız.
Ayrık otları, dikenler nasıl temizlenirse bahçelerden, Ramazanda, kalbimizde ve hayatımızda bir yılın temizliğini yapma fırsatı ile geldi.
...
Belki bir Ramazan daha yok önümüzde. Belki de bu son Ramazanımız. Eldeyken, gelmişken, bize bu kadar yakınken, rahmetin eli yüreğimize değmişken, ebedî âlemin kapıları bir kez daha ardına kadar açılmış iken, ondan istifade etmenin, doya doya nuruna gark olmanın, bir parça olsun ona benzemenin yani Ramazanlaşmanın, onun getirdiği ulvî iklime girmenin son bir fırsatıdır belki de.
