39 Yazı İsmail Çolak
Tarihçi, Araştırmacı

Yazar Profili »

Sultan II. Abdülhamit'in Çağını Aşan Köprüleri

Mart 2019, 507 430 Görüntülenme Eklenme Tarih: 03 Mart 2019 16:11 İsmail Çolak

 

Sultan II. Abdülhamid yeniliğe açık, bir proje padişahıydı. Çağını aşan ufka ve vizyona sahipti. Devletin içinde bulunduğu ağır şartlara rağmen hayal ötesi büyük projelere imza attı.

Bunların bir kısmı gerçekleşti, bir kısmı yarım kaldı; atiye devroldu. Gerçekleştirdikleriyle Hasta Adam’ı canlandırdı, ayağa kaldırmaya çalıştı. Gerçekleştiremedikleriyle de, geleceğin Türkiye’sinin hayata geçireceği devasa projelerin temellerini attı. İstikbale ilham kaynağı oldu.

 

Büyük projelerin ve hayallerin hükümdarı Sultan II. Abdülhamid

 

İLK BOĞAZ KÖPRÜSÜ PROJESİ

Osmanlı Arşivinde yapılan araştırmalar sonucunda, Asya ile Avrupa’yı bir “Boğaz Köprüsü” ile birbirine bağlama düşüncesi ilk olarak, bundan bir asır önce 1900’lü yıllarda II. Abdülhamid Han tarafından ortaya atılıp projelendirildi.

 

Sultan II. Abdülhamid’in 17 Mart 1900 tarihli ilk Boğaz Köprüsü projesi (BOA, PLK.p, 3500)

 

Abdülhamid Han, Fernidan Arnoden isimli bir Fransız inşaat mühendisine, Boğaz’ın Sarayburnu-Üsküdar ve Rumeli Hisarı-Kandilli arasında olmak üzere bir köprü projesi hazırlattı. 17 Mart 1900’de bütün incelemeleri, alt yapı çalışmaları ve maliyet hesapları tamamlanmış bir şekilde, çizimleri, krokileri ve resimleriyle birlikte Padişaha sunuldu.

Eyfel Kulesi’nin yapımında kullanılan “çelik teknoloji” ile inşa edilmesi planlanan bu dev projeye göre, köprünün üzerinde minareler, kubbeler, kuleler ve askeri savunmayı temin edecek toplar da yer alacaktı.

 

Boğaz Köprüsü ile ilgili Osmanlı Arşivlerinde bulunan tüm belge, plan ve çizimler

 

Minareleri ve Kuzeybatı Afrika tarzı kuleleriyle dünyanın gözünde, hükümdarın politik ve dinî kuvvetini artıracak, yanı sıra Osmanlı’nın kudret ve azametini temsil edecekti.

Ne yazık ki köprü, bilinmeyen bir sebeple hayata geçirilemedi.

Ayrıca Abdülhamid Han, bu köprüyle bağlantılı olarak, ileri görüşlü bir bakış açısıyla çevre yolları projesini de çizdirmişti. Avrupa’nın güney, güneybatı ve merkezindeki demiryollarını, bu köprü ile Bağdat demiryoluna bağlamayı düşünmüştü.

Bu amaçla, Milletlerarası Boğaziçi Demiryolu Şirketi, Padişahla görüşmüş ve onun adını taşıyacak olan ikinci bir köprü projesi hazırlatmıştı.

 

26 Ağustos 2016’da açılan Yavuz Sultan Selim Köprüsü

 

İstanbul'un iki yakasını birleştiren Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün 26 Ağustos 2016’da açılmasıyla Abdülhamid Han’ın Boğaz Köprüsü hayali 3. kez gerçekleşti.

 

İLK DENİZ ALTINDAN TÜP GEÇİT PROJESİ

Osmanlı’nın deniz altından tüp ya da boru geçit projesi, “Tünel-i Bahri” de Sultan Abdülhamid devrinde tasarlandı.

 

Sultan II. Abdülhamid Han’ın hazırlattığı 1891 tarihli ilk tüp geçit projesi

 

Tünelin girişini, çıkışını, boyutlarını ve içerisinde kullanılacak olan vagonları gösteren bir kroki

 

Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’ne bağlı Cumhuriyet Arşivi’nde bulunan tek sayfalık belgede geçen ve “Deniz altında boru-köprünün (tüp geçit) ön projesi” kaydıyla 1891’de planlanmış olan projenin kime ait olduğu bilinmiyor. Projenin orijinal planları, çizim ve krokileri Üsküdar Belediyesi arşivinde yer alıyor.

 

Orijinali Üsküdar Belediyesi arşivinde bulunan tüp geçit projesine ait bir başka çizim

 

İstanbul Boğazı’nın denizaltından bir tüp geçitle bağlanmasını öngören bu proje de maalesef meçhul bir sebepten ötürü gerçekleşmedi.

Dünya’nın ilk tüp geçidi olan Manş Tüneli’nden 103 sene önce tasarlanmış olduğu düşünüldüğünde, başlı başına tarihi bir proje olduğu ortaya çıkar.

 

Avrasya Tüneli’nin 20 Aralık 2016’da açılmasıyla Abdülhamid Han’ın asırlık hayali gerçek oldu

 

Asya ve Avrupa’yı, Boğaz’ın altından birleştiren Avrasya Tüneli’nin 20 Aralık 2016’da açılmasıyla, Abdülhamid Han’ın tüp geçit hayali gerçekleşti.

 

Sultan II. Abdülhamid Han’ın İngiliz arşivlerinde bulunan bir resmi

 

138 YILLIK ÇANAKKALE BOĞAZI KÖPRÜSÜ

 

Sultan Abdülhamid’in gündem tayin eden bir başka projesi, 1879 tarihli Çanakkale Boğazı Köprüsü

 

Sultan Abdülhamid’in gündemde olan ve hayalleri zorlayan diğer bir köprü projesi de Çanakkale Boğazı Köprüsü idi.

22 Şubat 1879’da Mühendis Joseph İsella tarafından planları ve çizimleri gerçekleştirilen proje, bir demiryolu köprüsü olacaktı. Çanakkale Boğazı’nın en dar yerine inşa edilecek ve 1500 metre uzunluğunda olacaktı. İzmir’i İstanbul’a, Gelibolu Yarımadası’nı Rumeli’ye bağlayacaktı.

Ayrıca, yetersiz kalan Dedeağaç Limanı’na alternatif olacak çapta Saros Körfezi’ne bir liman inşa edilmesi de projeye eklenmişti.

Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde kayıtlı belgeye göre (Hrt.h, 1277), projenin hayata geçmesi halinde, deniz yoluyla 37 saat süren İzmir-İstanbul arasının 19 saate inmesi bekleniyordu.

 

Çanakkale Boğazı Köprüsü’ne ait bir başka çizim

 

Bunun yanında bölgenin refah seviyesinin, üretim, nakliye/pazarlama potansiyelinin ve stratejik öneminin artacağı öngörülüyordu. Köprü, liman ve demiryolları ile birbirine bağlanacak olan şehirler sayesinde Osmanlı, taze ve güçlü bir nefes alacak ve büyük atılımlar gerçekleştirecekti.

Köprünün maliyetinin devlete 173 bin 940 keseye mal olacağı tahmin edilmekteydi. Körfeze kurulacak liman için ise 192 bin 652 kese masraf yapılması planlanıyordu.

Ancak inşaatının tamamlanması durumunda da yıllık 300 kese gelir getirmesi ve birkaç sene içerisinde masrafını karşılaması umuluyordu.

Ne var ki bu proje de ötekiler gibi 93 Harbi’nde (1877-1878) yaşanan büyük hezimet sonrasında devlet ve toplumun içine düştüğü ağır sosyo-ekonomik ve siyasi buhrana takıldı ve gerçekleşmedi.

 

Çanakkale Boğaz Köprüsü’nün temeli 18 Mart 2017’de atıldı ve Sultan Abdülhamid’in bir hayali daha gerçekleşme safhasına geldi

 

138 yıl sonra, Çanakkale 1915 Köprüsü ile Abdülhamid Han’ın bir hayalinin daha gerçeklemesi için adım atıldı. 18 Mart 2017’de temelleri atılan köprünün dünyanın en uzun asma köprüsü olacağı belirtiliyor. Uzunluğunun Cumhuriyet’in 100. yılıyla uyumlu olacak şekilde 2023 metre olması ve 2023 senesine kadar hizmete girmesi planlanıyor.

 

GELECEĞİN TÜRKİYE’SİNE KURDUĞU KÖPRÜLER

Sultan Abdülhamid iç ve dış karanlık odakların müşterek komplosuna kurban gitmeseydi; Osmanlı’yı tekrar şahlandıracak ve yeniden dünya devleti konumuna yükseltecekti. 100-150 yıl sonra ancak hayat bulan, dünya çapındaki projelerin gerçekleşmesine, maalesef dâhili ve harici hasımlar izin vermedi.

Ümit ederiz ki, onun hayallerini gerçekleştiren yeni Türkiye, geleceğin Büyük Türkiye’si olma yolunda ilerler. Ve Abdülhamid Han’ın ruhunu hoşnut, hatırasını da ihya eder.

Bu vesileyle, Sultan II. Abdülhamid’i, vefatının 101. sene-i devriyesinde rahmet, minnet ve dualarla yâd ediyoruz.

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Hollanda'da Osmanlı İzleri / "Papacı Olmaktansa Türk Olmak Daha Evlâdır!"

Osmanlı, yüzyıllarca sadece askeri-siyasi sahada üstünlüğünü kabul ettirmekle kalmadı; kültür-medeniyet sahasında da varlığını benimsetti. Yaşam tarzı, kıyafeti, örf ve âdetiyle Avrupalıları hayran bıraktı. Hayatlarına ve gönüllerine girdi. Zamanla bütün kıta Avrupa’sında Osmanlı’nın hayat tarzı ve kültürü geniş bir yelpazede varlığını hissettirdi. Bu yazıda konuyu, yalnızca Hollanda özelinde incelemekle yetineceğim.

Devamı »

Çanakkale'nin Kahraman Hemşiresi Safiye Hüseyin

Dr. Besim Ömer’in (Akalın) kurduğu Hilâl-i Ahmer Cemiyeti’nin (Kızılay), İstanbullu kadınlar için 1911 yılında açtığı hemşirelik ve ebelik kursundan mezun olan ilk hasta bakıcılardan biri de Safiye Hüseyin (1881-1964) idi.

Devamı »

Osmanlı'da İlginç Vakıflar II

Geçen sayıda başladığımız, Osmanlı’da insanı hayrette bırakan yardım vakıflarına örnekler vermeye devam ediyoruz. Bu ay ise daha çok hamallara, yaşlılara, hastalara, esirlere, mahkûmlara, kazazedelere ve mağdurlara hizmet amacıyla tesis edilen vakıflara yer vereceğiz.

Devamı »

Osmanlı'da İlginç Vakıflar

OSMANLI ÜLKESİ, akla hayale gelmedik envai çeşit vakıfla bezenmiş bir Vakıf Cenneti gibiydi. Yedi iklim, üç kıtaya adeta çil çil serptiği, nakış nakış işlediği on binlerce hayrat müessesesiyle diğerkâmlığın zirvesini yakalayan Osmanlı insanı, cümle mahlûkata hizmet etmeyi kendisine ulvî bir gaye edinmişti. Prof. Ziya Kazıcı’nın kanaatine göre bu durum; “Müslümanların fazilet, cömertlik, diğerkâmlık ve vatanperverlik gibi millî ve manevî ruh ile heyecanın kuvvetli tezahüründen başka bir şey değil

Devamı »