ARAMA SAYFASI

Hollanda'da Osmanlı İzleri /

Hollanda'da Osmanlı İzleri / "Papacı Olmaktansa Türk Olmak Daha Evlâdır!"

Osmanlı, yüzyıllarca sadece askeri-siyasi sahada üstünlüğünü kabul ettirmekle kalmadı; kültür-medeniyet sahasında da varlığını benimsetti. Yaşam tarzı, kıyafeti, örf ve âdetiyle Avrupalıları hayran bıraktı. Hayatlarına ve gönüllerine girdi. Zamanla bütün kıta Avrupa’sında Osmanlı’nın hayat tarzı ve kültürü geniş bir yelpazede varlığını hissettirdi. Bu yazıda konuyu, yalnızca Hollanda özelinde incelemekle yetineceğim.

 

Osmanlı, yüzyıllarca sadece askeri-siyasi sahada üstünlüğünü kabul ettirmekle kalmadı; kültür-medeniyet sahasında da varlığını benimsetti. Yaşam tarzı, kıyafeti, örf ve âdetiyle Avrupalıları hayran bıraktı. Hayatlarına ve gönüllerine girdi.

Zamanla bütün kıta Avrupa’sında Osmanlı’nın hayat tarzı ve kültürü geniş bir yelpazede varlığını hissettirdi.

Bu yazıda konuyu, yalnızca Hollanda özelinde incelemekle yetineceğim.

80 Yıl Savaşı’nda (1568-1648) Osmanlı Devleti, Katolik İspanya’ya karşı bağımsızlık mücadelesi veren Protestan Hollandalıları destekledi. 30 Yıl Savaşları (1618-1648) sonunda imzalanan Vestfalya Antlaşması ile Hollanda’nın bağımsızlığını kazanmasında rol oynadı.

Hollandalılar, bu desteğin göstergesi olsun diye, 1570’de Geuzen şehrinde yarım ay şeklinde gümüş bir madalyon bastırdılar. Yarım Ay, Osmanlı’yı sembolize ediyordu. Madalyonun üzerine Osmanlı’ya duyulan minnet ve şükran şu çarpıcı sözle ebedileştirildi: Liver Tvrcx dan pavs en endespit dela mes. Yani; “Katolik (Papacı) olmaktansa Türk olmak daha evladır!”

Bu madalyonlar, güzel bir Osmanlı hatırası olarak yüzyıllarca Hollandalıların boyunlarını süsledi. Günümüzde madalyonların ikisi, 1572’de İspanyol işgalinden kurtulan ilk şehir olan Rotterdam’ın güneyinde bulunan Brielle’deki, Historisch Museum Den Briel’de (Den Briel Tarihi Müzesi) sergileniyor. 

Resim: 1672’de Hollanda’yı ziyaret eden Osmanlı tüccarları

 

Osmanlı Devleti, 1612’de Hollandalı tüccarlara ticari imtiyaz tanıdı. Ticari münasebetler, kültür, sanat ve mimari alanlarda da etkileşime yol açtı.

Bu sayede, pek çok Osmanlı halısı ve seramiği Hollanda’ya ulaştı. Osmanlı motifleri, Hollanda sanatında görülmeye başladı.

18-19. yüzyıllarda, Osmanlı cami minaresi biçimleri, Hollanda’daki bazı kiliselerin iç süslemelerinde taklit edildi. Utrecht, Goes, Hasselt ve Dalfen’daki kiliselerde bunun misalleri hâlâ görülür.

Lale, Hollanda’da en çok tercih edilen Osmanlı motifi oldu. 16. yüzyıl sonunda İstanbul’a gelen Avusturya elçisi Busbecq’in, Viyana’ya götürdüğü lale soğanlarından, Hollandalı saray görevlisi Clusius, lale üretmeyi başardı. Clusius’un, Viyana’dan Leiden’a dönmesiyle lale, Hollanda’da yaygınlaştı.

Kısa bir süre sonra Hollandalıların “tulipomania” dedikleri lâle tutkusu, sanata da yansıdı. Lale, birçok Hollandalı ressamın gözdesi haline geldi. Bu devirde lale, bazen altın ve mücevher kadar değerli olabiliyordu. Hatta bazı lale çeşitlerinin satıldığı fiyata, Amsterdam’da bir ev dahi satın alınabildiği rivayet edilir.

Hollandalı David Coster’in 1709’da çizdiği Padişaha Saygı gravürü

 

Giyimde ise, 18. yüzyılın ortalarından itibaren “Turkomannie” olarak adlandırılan moda dalgası, birçok Avrupa ülkesinin yanında Hollanda da tesirini gösterdi. Şamberluk adı verilen Kaftan, evde ve sporda kullanılan Fes, yüksek tabakadaki Hollandalılar arasında yayıldı.

19. yüzyıl sonlarında bile, Pazar günleri Scheveningen’de gezintiye çıkan çoğu kadın, tülbent ve şal takmaktaydı.

Dönemin Hollanda kökenli ünlü ressamı Carle Van Loo (1705-1765), kendisi zaman zaman Osmanlı kıyafetiyle dolaştığı gibi, Fransa sarayında Madame de Pompadeur, Madame de Burry gibi soyluların da Osmanlı elbiseli portrelerini yaptı.

 

Van Loo tarafından çizilen (soldaki) Madame de Pompadour portresi

Madalyonların sergilendiği Brielle’deki tarih müzesi. Fotoğraf: Yavuz Bilgin

 

    

Hollandalıların 1570'de yaptıkları Hilal şeklindeki madalyon. Fotoğraf: Yavuz Bilgin

 

18. yüzyılda Osmanlı’dakiler emsal alınarak açılan kahvehaneler; Süleyman, Mustafa ya da Ahmet isimlerini taşımaktaydı.

Akdeniz’deki Osmanlı korsan karakterleri ve bunların maceraları da, çocuk kitaplarında bolca mevzu edildi. Bunlar içerisinde Satranç Oynayan Türk ve Kurnaz Türk tipleri, çok dikkat çekti.

 

Kaynakça:

1. Halil İnalcık, Günsel Renda, Osmanlı Uygarlığı, c.2, İstanbul, 2003.

2. Seyfi Kenan, “Sosyal ve Kültürel Farkındalığın Sınırlarında Osmanlılar ve Avrupa”, Osmanlılar ve Avrupa, İstanbul, 2010.

3. Ali Develioğlu, Avrupa’nın İlk Laik Tüccar Cumhuriyeti Ringa Denizindeki Tutumlu Balıkçı: Hollanda Tarihi, Hollanda, 1999.

4. Ekrem Karadeniz, “Hollanda-Osmanlı İlişkileri”, Doğuş Dergisi, Ağustos 1999, Sayı: 7.

5. İsmail Hakkı Kadı, “Hollanda Şarkiyat Araştırmaları”, Doğu Batı Düşünce Dergisi, İstanbul, 2005, Sayı: 20.

 

***

 

TEŞEKKÜR

Hollanda’dan okuyucumuz Dr. Yavuz Bilgin’in,

bu yazının hazırlığı aşamasında çok katkıları oldu.

Den Briel Tarihi Müzesi’ne giderek,

1570’te basılan hilal şeklinde madalyonun resimlerini özel izinle büyüteç altında çekerek bize ulaştırdı.

Kendisine çok teşekkür ediyoruz.