18 Yazı Senai Demirci

Yazar Profili »

“İnşaallah”a İade-i İtibar Vakti…

Haziran 2019, 510 363 Görüntülenme Eklenme Tarih: 27 Mayıs 2019 04:37 Senai Demirci

 

Varlığın sarp yokuşlarında nefesi kesilir insanın. Dudağına değince ‘İnşaallah!’ sözü; varlığı yoktan var edenin, yokluğu hiç sebepsiz varlığa doğru genişletenin iradesinden nefeslenir. Zamanın dar köşelerinde sesi eksilir insanın. Sesini bürüyünce ‘İnşaallah!’ kelamı, zamanı genişletenin, ömrü ebede bitiştirenin dilemesinden beslenir. Gündelik telaşların hızla inip kalkan göğsünde aklı daralır, kalbi yorulur insanın. Kalbini atınca ‘İnşaallah!’ın asude iklimine, aklı aklanır, kalbi durulur. Dünyevî önceliklerin hazla gidip gelen sarkacında ruhu hoyratça savrulur insanın. Yüzüne gülünce ‘İnşaallah!’ın muştusu, ruhu sılaya taşınır, hüzünleri yağmurda ıslanır.

***

Asil bir sükûnetin dizi dibinde nefeslenmektir ‘İnşaallah’… “Ben, benden ötesine teslimim...” diye/bilenin inşirahıdır ‘İnşaallah’. Kendi varlığının yükünü zayıf omuzlarından atıp hafiflediğinin resmidir ‘İnşaallah’. Kendini kendinden öte taşıyan/taşıran insanın kabuğunu zorlayışıdır ‘İnşaallah’. “Ben buradayım ama burada kalmaya razı değilim...” diye/bilenin meydan okuyuşudur. Ellerine kudret elinin sarıldığını, gözlerine bin kutlu nazarın ışık olduğunu, yüzünü çevirdiği her yönde tek ve bir teselli vechinin beklediğini ilan edişidir. Kalbine yüklenmiş dağları bir nefeste silip süpürmektir ‘İnşaallah’. Varlığın koynuna tutunmuş insanı sonsuzluğun ufkuna doğuran bir sızıdır ‘İnşaallah’…

***

İnşaallah, sebeplerin kör kuyusuna uzatılan ışıltılı bir kovadır. Ağaç köklerini ve toprağı kucaklaştıran ‘İnşaallah’tır; toprağa hayat bahşetmektir, taşa pınarlar dilemektir. “Allah dilerse” tohum toprağa katışır; toprak ve tohumun boş ellerine çiçekler sunulur, kurak avuçlarına hayat akıtılır. Nereye indiklerinden habersiz, rüzgâr nereye eserse oraya gitmeye hevesli yağmur taneleri, “Allah’ın dilediğince” boynu bükük toprağı sevindirir, güllerin al yanağına gözyaşı olur, sabahın ak göğsüne şebnem diye tutunur. “Allah’ın dilemesiyle” sert ve ağır taşlar, ince ve nazenin köklere yol olur; o latif güzellerin kalplerine dokunmasıyla yollarında toprak olur.

***

İnşaallah, Yusuf’u [as] kuyuya iten hainlerin tuzaklarının itildiği kuyudur. Onun dilemesidir ki Yusuf’u kuyudan çıkardı, kuyuyu Yusuf yüzlülere sırdaş eyledi. İnşaallah, Yusuf’u [as] ucuza satan bezirgânları yok pahasına satan sırdır. O öyle istedi ki, kölelik ve kulluk Yusuf’la nice kralların erişemeyeceği şeref ve itibar bilindi.

İnşaallah, İbrahim’i [as] ateşe savuran ateş yüzlülerin kavrulduğu ateştir. O öyle diledi ki İbrahim’in teninde ateş güle çevrildi, alevin yanağından serinlik devşirildi.

***

Dudak ile tebessümü birbirine yapıştıran sırdır ‘İnşaallah’. Yüzün yüzüne düşen hüzünleri dağıtan dokunuştur ‘İnşaallah’… İki kalp arasındaki soğuk mesafeleri eritip ısıtan ateştir ‘İnşaallah’… Güneşin alevlerini gülün yanağına al al indiren serinliktir ‘İnşaallah’. Kelimelerin suskun hecelerinin koynuna anlamlar sunan hikmettir ‘İnşaallah’. Sesleri söze bürüyerek birbirine bitiştiren, kaynaştıran mayadır ‘İnşaallah’. Göğüslere nefesleri ele avuca gelmez, dokunulmaz, şeffaf bir genişlik olarak dokunduranın tenezzülüdür ‘İnşaallah’.

***

“Elif”tir İnşaallah... Varlığın alfabesinde dimdik duruştur. “Lâm”dır İnşaallah... Yokluğun koynunda dupduru bir b/akıştır. “Mim”dir İnşaallah... Hicranın solgun yanağına dosdoğru bir Muhammedî eğiliştir.

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Ey Aşk

Ferhat’ın yoluna çıkan dağın adı unutuldu. Şirin’i hapseden zindanların duvarları çoktan toz oldu. Ferhat’ın Şirin’e aşkı dillerin ucunda sımsıcak konuşuyor, kalplerin taraçalarında terütaze nefes alıp veriyor. Dağ yıkıldı, duvarlar unutuldu, araya girip ayıranların isimleri anılmadı; ancak Ferhat’ın kalbinde olan, Şirin’in ruhunda gezinen aşk dağ gibi dimdik ayakta duruyor, yamaçlarını süsleyen pınarlardan nice dudak hâlâ daha ab-ı hayat içiyor...

Devamı »

Duha: Sessizliğin Kalbi

Bir insan “Duhâ”yı nasıl okur? Hem sadece insan mı okur Duhâ’yı? Mesela susuzluktan kurumuş bir çiçek de okumaz mı Duhâ’yı…

Devamı »

Güzler Yalan Söylemez

Ayaklarımın altında çıtırtılar. Attığım her adım içimde uçurumlar açıyor. Unuttuğum vedaların ince sızıları uyanıyor. Yürüdükçe, ayrılıkların kıyısına savruluyor kalbim. Hüznün avuçlarında titriyor kanadı kırık hasretlerim.

Devamı »

“Meryem’i an!”

Meryem’in sözünde yer ara kırık kalbine: “Rahman’a sığınırım ben; başkasına değil.”

Devamı »