50 Yazı Mehmet Paksu

Yazar Profili »

Kıyametin Vakti Neden Gizli?

Ocak 2013, 433 142 Görüntülenme Eklenme Tarih: 19 Nisan 2020 15:03 Mehmet Paksu

 

Enes bin Malik’in rivayet ettiği bir hadiste Peygamber Efendimiz (asm.) bir gün, “Ben ve kıyamet günü şu iki parmak gibi yaratıldık” buyurmuş ve işaret parmağı ile orta parmağını birbirine bitiştirmiştir.1

Peygamberimiz bu sözleriyle kıyametin çok yakın bir zamanda meydana geleceğine işaret ediyordu. Kur’an-ı Kerim’de “Kıyamet yakındır” buyurulması ve Peygamber Efendimizin kıyametin çok yakın zamanda kopacağından bahsetmesine rağmen, 1400 sene geçtiği halde vuku bulmamış olmasında bir problem yoktur. Çünkü kıyamet dünyanın eceli ile ilgili bir meseledir. “Dünyanın ömrüne nisbeten bin veya iki bin sene, bir seneye nisbetle bir iki gün veya bir iki dakika gibidir. Saat-i kıyamet (kıyamet vakti) yalnız insaniyetin eceli değil ki, onun ömrüne nisbet edilip baid (akıldan uzak) görülsün.”2

Ayet ve hadislerde kıyametin tam zamanı bildirilmemekle beraber Peygamberimiz (asm.) onun vaktine yakın zamanda meydana gelecek bazı hadiselerden ve alâmetlerden bahsederek, müminleri gafletten uzak tutmaya ve ölümlü bir hayat yaşadığının şuurunda olmaya teşvik etmiştir.

 

Kıyametin kopmasının gizli tutulmasının sebep ve hikmetlerine gelince:

Bunun pek çok hikmetleri vardır. Nasıl ki, insana öleceği zaman bildirilmiş olsaydı, hayatının yarısını tam bir gafletle yaşayacak, yarıdan sonra ise adım adım darağacına giden bir idam mahkûmu gibi ümitsizlik içinde ölümünü bekleyerek müthiş bir ıztırap duyacak ve acı çekecekti.

Musibet ve felaketlerin insanoğlu için gizli kalmasında da aynı hikmet vardır. Çünkü vakti belli olan bir felaketi beklemek o musibeti yaşamaktan daha fazla ıstırap verecektir.

İşte en doğrusunu Allah’ın (cc.) bildiği bunun gibi pek çok hikmetler için kıyametin vakti insanlara bildirilmemiştir.

Şualar’da Bediüzzaman bu mevzu ile ilgili olarak şu mealde izahlara yer verir:

Dünyanın eceli ve ölümü olan kıyametin vakti belli olmuş olsaydı, geçmiş çağlarda yaşayan insanlar, nasıl olsa kıyamete çok var düşüncesiyle ahiretten habersiz, gaflet içinde yaşayacaklardı. Ve son çağın insanları da kıyamet vaktini beklemenin dehşeti içinde dünya hayatının huzurunu ve lezzetini alamayacaklardı.

Ayrıca, eğer kıyamet vakti belli olmuş olsaydı, bir kısım iman hakikatleri apaçık bir şekilde ortaya çıkacak, herkes ister istemez iman edecek; netice olarak da imtihan sırrı bozulacaktı. İşte bunun gibi pek çok faydalar için, kıyametin vakti gizli bırakılmış ve herkes, her dakikada hem ecelini, hem de hayatının devamını düşünebilmiştir. Böylece ne dünya hayatı, ne de ahiret ihmal edilmemiştir.3

Kıyamet gününün gizli kalışı, kıyametin kopuşuna kadar devam edecektir. Ne zaman ki, güneş doğu yerine batıdan doğacak, artık insanlar için imtihan meydanı ve tevbe kapısı kapanacak, herkes kıyametin kopacağını yakinen bilecek, belki görecektir. Ancak, o zaman duyulacak pişmanlığın ve iman etmenin de faydası olmayacaktır.

 

 

Kaynaklar

1. Müslim, Fiten:135.

2. Sözler, s. 318

3. Şualar, s. 488.

 

 


Ocak 2013, 433 Sayısı Tüm Yazıları


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Peygamberimiz Nasıl Alış Veriş Yapardı? / Allah’ın Elçisi Hz. Muhammed’in Ticarî Ahlâkı

PEYGAMBERİMİZ hayatın her alanında insanlara örnek olan bir Resul idi. O da alış veriş yapıyor, borç alıp veriyordu. Ticarî hayatı kontrol için ara sıra çarşıya pazara çıkıyor, insanlara adalet, insaf, hak hukuk gibi ihtiyaç olan konularda dersler veriyor, birbirlerini aldatmamaları, yalan yere yemin etmemeleri gibi meselelerde uyarıyordu… Peygamber Efendimizin (asm) ticarî konularda nasıl hareket ettiğine dair hatıralarından birkaçını paylaşalım

Devamı »

Allah’ın Elçisi Hz. Muhammed’in Ticarî Ahlâkı

PEYGAMBERİMİZ toplumla iç içe yaşayan bir insandı. Herkes gibi o da alış veriş yapıyor, borç alıp veriyordu. Ticarî hayatı kontrol için ara sıra çarşıya pazara çıkıyor, insanlara adalet, insaf, hak hukuk dersi veriyor, birbirlerini aldatmamalarını, yalan yere yemin etmemelerini söylüyordu… Şimdi Peygamber Efendimizin (asm) ticarî konularda nasıl hareket ettiğine dair birkaç hatırayı örnek olarak aktaralım:

Devamı »

Baba-Evlat Konuşmalarına Kur'an'dan En Güzel Örnekler

Kur’ân’ın aile hayatına kattığı en önemli değerlerden birisi de aile fertlerinin birbirlerine hitap şekilleridir. Babanın evlâdına, evlâdın babasına nasıl hitap edeceği, nasıl sesleneceği, konuşurken nasıl bir üslup kullanacağıdır. Bu konuda peygamberlerle oğulları arasındaki ilişkiler örnek olarak verilir. Çünkü Yüce Allah, her konuda örnek olarak insanların önüne peygamberleri çıkarır.

Devamı »

Kur’ân Her Derde Devadır

İnsan, doğumundan ölümüne kadar maddî mânevi çeşitli hastalık ve musibetlerle yüz yüzedir.

Devamı »