36 Yazı Ömer Sevinçgül

Yazar Profili »

Haydi Benzerini Yapın

Mart 2016, 471 45 Görüntülenme Eklenme Tarih: 10 Aralık 2019 19:03 Ömer Sevinçgül

 

Her devirde ayrı bir nesne önem kazanır, revaç bulur. Herkes ona rağbet eder. Mesela Musa aleyhisselam zamanında sihir, İsa aleyhisselam zamanında tıp revaçtaydı. Bu nedenle Hazreti Musa aleyhisselam sihir alanında, Hazreti İsa aleyhisselam tıp alanında mucizeler gösterdiler.

Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz zamanında ise edebiyat revaçtaydı. Bu yüzden Kurán hem lafzı hem de manası itibariyle bir edebiyat mucizesi olarak indirildi. Zamanın bütün ediplerine, hatiplerine, şairlerine meydan okudu. Dedi ki:

Madem inen vahyin Allah kelamı olduğuna inanmıyor, insan sözü diyorsunuz, bir insanın yaptığını başka insanlar da yapabilir. Haydi ona bir nazire yapın, onun bir benzerini söyleyin! Fakat nazire yapacak edibiniz Peygamber gibi ümmi yani okuma yazma bilmez biri olsun!

Madem okuma yazma bilmeyenleriniz yapamıyor, öyleyse bilenleriniz yapsın! Tek başınıza yapamıyorsanız yardımlaşarak yapın. Dilerseniz uydurma ilahlarınızı da davet edin, size katkıda bulunsunlar.    

Madem yapamıyor acze düşüyorsunuz, öyleyse Kurán’ın Allah kelamı olduğunu kabul edin. İnadı bırakın da hakka teslim olun artık. Muhalefete devam eder de Kurán nurunu söndürmeye çalışırsanız canınız, malınız, nesliniz tehlikeye düşer, bunu böyle bilin!

Bu meydan okumaya karşı hiçbir şey yapamadılar. İnsan takatini aşan bir belagatla karşı karşıya olduklarını anladılar. Zorbalık yolunu tuttular, baskı yaptılar, karantina uyguladılar, zulmettiler, müminleri sürgüne gönderdiler ama yine de iman nurunu söndüremediler.

Kurán’ın meydan okumasına karşı ellerinden bir şey gelseydi elbette yaparlardı. Yapabilselerdi, bunu dillerine dolar, her yerde anlatırlardı.

Söze sözle karşılık veremeyince canlarını, mallarını, evlatlarını tehlikeye düşüren savaş yolunu tercih ettiler, belalarını buldular. Dünyada rezil oldular. Ebedi hayatta daha beter hâle düşecekler.

Meydan okuma her çağda sürdü, şimdi de devam ediyor. Yüzyıllar boyunca herkesin gözü önünde bir kitap var. Hasımları onun hatasını bulmaya çalışıyor, bulamıyorlar. Hayranları onun gibi konuşmak ve yazmak istiyorlar, yapamıyorlar.

Muhtelif bilim dallarından yüz binlerce üstün zekâlı bilginler, düşünürler, aydınlar onda bir yarık, çatlak, çelişki, aykırılık bulma umuduyla sürekli inceliyor, hiçbir hata, hiçbir kusur bulamıyorlar.

Müminler onu okumaya doyamıyor, her defasında feyizler, nurlar alıyorlar. Halbuki en güzel sözler bile sürekli tekrarlansa dinleyeni, okuyanı bıktırır.

Bilirsin, ölmek üzere olan insanları her ses incitir. Kurán ise onlara eza vermiyor, bilakis ruhlarını rahata erdiriyor.

Birbirine benzer ayetlerle dolu koca kitap parmak kadar çocukların hafızalarına kolayca yerleşiyor.

Her meslek, mezhep ve meşrepten âlimler, muhakkikler, mürşitler ilimlerini, nurlarını, feyizlerini ondan alıyor, insanları aydınlatıyorlar.

Kurán ile amel edenlerde yüksek bir ahlak, terbiye ve edep görünüyor. Hükümlerini ihlasla uygulayan toplumlar huzura kavuşuyor. İman etmekle birlikte onu hayat kitabı yapmayanlar cehalet ve zillet cehenneminde yanıyorlar.  

Kurán’ın meziyetleri saymakla bitmez. Burada sıraladıklarım ancak denizden bir damla. Bu kadarı bile onun nasıl bir mucize olduğunu göstermeye kâfidir. İnsafla bakan herkes kabul eder ki bu kitap mucizedir, semavidir, ilahidir, beşer sözü olamaz.

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Rastlantı Öyle mi?

Bütün bu olaylar kendi kendine mi oluyor? Görünen varlıklar birer yapı taşı olan zerrelerin, atomların eserleri mi? Her akıl sahibi kabul eder ki, atomlar bir bilince sahip değiller. Ne ilimleri var ne de iradeleri...

Devamı »

Uzayda Hayat

“Dünyadan başka yerde yaşam var mı, yok mu diye tartışılıyor. Kimi var diyor, kimi yok diyor, kimi bilemeyiz diyor. Peki, sen ne diyorsun?”

Devamı »

Deprem Kader Değil mi?

Bediüzzaman Hazretleri, bir risalesinde, “insanların ağzından çıkan ve küfrü işmam eden kelimeler var,” der ve inananların bu kelimeleri “bilmeyerek” kullandıklarını söyler. Küfrü işmam eden, yani “koklatan, kendilerinden küfür kokusu gelen” kelimeler... Bu tesbiti okuduktan sonra ben de kelimeleri koklamaya çalışıyorum. Gün geçmiyor ki böyle bir sözle karşılaşmayayım. İşte onlardan biri: “Deprem kader değildir!”

Devamı »

Ruh Nereye Gider?

“Merak ediyorum, ölüm nasıl gelir, bedenden ayrılan ruh nereye gider, sonra neler olur? Bunları aşama aşama anlatır mısın bana!”

Devamı »