50 Yazı Mehmet Paksu

Yazar Profili »

İstanbul'un Fethi ve Fatih'in Niyeti

Mayıs 2016, 473 232 Görüntülenme Eklenme Tarih: 13 Aralık 2019 17:58 Mehmet Paksu

 

PEYGAMBERIMIZDEN fetih müjdesini alan Sahabiler ve daha sonraki nesil, bu şerefe nail olmak için asırlar boyu mücadele ettiler. Ama fetih, Sultan Fatih’e nasip oldu.

Bir rivâyettir anlatılır: Birgün Sultan II. Murad oğlu küçük Mehmed’i yanına alarak Hacı Bayram Veli’nin ziyaretine gider. Fetih meselesini açar. Büyük veli, bir süre başı yerde düşündükten sonra şöyle der:

“Sultanım, bana öyle geliyor ki, bu Konstantiniye şehrini siz alamayacaksınız. Şehir mutlaka Müslümanların eline geçecektir. Lâkin şehrin Müslümanların eline geçmesini sen ve ben göremeyeceğiz. Konstantiniye’yi senin şehzade ile benim köse el ele vererek fethedecektir.”

“Şehzade,” Sultan Fatih’ti; “köse” de Fatih’in hocası ve manevî desteği Akşemseddin Hazretleri idi.

Konstantiniye’nin “belde-i tayyibe,” (güzel şehir) haline gelmesi, “Dersaadet,” (saadet kapısı) olması ve nihâyet “İslâmbol” sırrına ermesi Sultan II. Mehmed’in eliyle gerçekleşecekti.

Bundan önceki bütün fetih teşebbüsleri sonuçsuz kalmıştı, ama hepsi de Fatih’e bir zemin hazırlamıştı. Onun başarısı için bir “ön çalışma” hükmündeydi.

***

“İstanbul’u fetheden komutan ne güzel komutandır” müjdesine mazhar olan Sultan Fatih aynı zamanda iyi bir şairdi. Fetihteki hedefini ve asıl gayesini şöyle mısralaştırıyordu:

“İmtisâl-i ‘câhidû fillah’ olubdur niyyetüm

“Din-i İslâmın mücerred gayretidür gayretüm.”

Bu ifadelerle, Kur’ân’ın cihad emrine uyup sırf İslâmî bir gayret niyetiyle yola çıktığını söylüyordu.

“Fazl-ı Hakk u himmet-i cünd-i ricâlullah ile

“Ehl-i küfrü serteser kahreylemektür niyyetüm.”

Bu mısralarla da, niyetinin küffârı baştan başa kahreylemek olduğunu, bu gücü de Cenab-ı Hakk’ın fazlından ve Hak dostlarının himmetinden aldığını belirtiyordu.

“Enbiyâ ü evliyaya istinâdüm var benüm

“Lütf-i Haktandur hemen ümmîd-i feth u nusretum”

Bu sözleriyle, fethe ve başarıya ümit bağlamayı Allah’ın lütfunda, peygamberlere ve velilere dayanmakta görmektedir.

“Nefs ü mâl ile n’ola kılsan cihande ictihad

“Hamdü lillah var gazâya şad hezârân rağbetüm”

Bu beytiyle, varını yoğunu ve canını cihad yoluna vakfettiğini ve bununla da yüzbinlerce gazaya ve sefere iştiyakının, istek ve arzusunun var olduğunu dile getiriyor. Hamdini ve şükrünü ifade ediyordu.

Ve son olarak İki Cihan Serverinin mucizesine mazhar olmayı istemektedir:

“Ey Muhammed mûcizât-ı Ahmed-i Muhtar ile

“Umarum gâlib ola âdâ-i dîne devletim”

Din düşmanlarına devlet gücünün üstün geleceğini Hz. Ahmed’in mucizesinden beklemekte ve ümit etmektedir.

***

Bu sözler hem halis bir niyetti, hem de güzel bir duaydı.

Sonunda kader cilvesini gösterdi. Fatih’in şâhi topları, Akşemseddin’in yakarışları, Ulubatlıların Peygamber müjdesinden aldıkları şevkle Konstantinapol, İslâmbol oldu.

Surlara tevhid sancağı dikildikten sonra, Rumlar, “Biz de Osmanlı idaresine lâyıkız” diyerek Ayasofya’da toplanmışlar, Fatih’i bekliyorlardı. İslâm’ın adaletine hasret kalmışlar, derin bir nefes almak istiyorlardı. Kaybettiklerine hiç acımıyorlardı. Mumu yitirmişlerdi, ama güneşi bulmuşlardı. Neden üzüleceklerdi?

Bundan sonra fethin tapusu imzalandı. Allah’ın adını yüceltme gayesiyle Topkapı’dan hareket eden Fatih, ilk olarak Bizans’ın şaheseri olan “Ayasofya’nın” kıblesini Kabe’ye çevirdi. Manevi fatih Akşemseddin de ilk rastlayan Cuma namazında fetih hutbesini okudu.

Ayasofya 482 sene cami olarak hizmet gördü. Ama 1935’te müzeye çevrildiğinden bu yana melül mahzun duruyor ve sabır içinde Fatih’in bıraktığı şekle dönmeyi bekliyor.

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Peygamberimiz Nasıl Alış Veriş Yapardı? / Allah’ın Elçisi Hz. Muhammed’in Ticarî Ahlâkı

PEYGAMBERİMİZ hayatın her alanında insanlara örnek olan bir Resul idi. O da alış veriş yapıyor, borç alıp veriyordu. Ticarî hayatı kontrol için ara sıra çarşıya pazara çıkıyor, insanlara adalet, insaf, hak hukuk gibi ihtiyaç olan konularda dersler veriyor, birbirlerini aldatmamaları, yalan yere yemin etmemeleri gibi meselelerde uyarıyordu… Peygamber Efendimizin (asm) ticarî konularda nasıl hareket ettiğine dair hatıralarından birkaçını paylaşalım

Devamı »

Allah’ın Elçisi Hz. Muhammed’in Ticarî Ahlâkı

PEYGAMBERİMİZ toplumla iç içe yaşayan bir insandı. Herkes gibi o da alış veriş yapıyor, borç alıp veriyordu. Ticarî hayatı kontrol için ara sıra çarşıya pazara çıkıyor, insanlara adalet, insaf, hak hukuk dersi veriyor, birbirlerini aldatmamalarını, yalan yere yemin etmemelerini söylüyordu… Şimdi Peygamber Efendimizin (asm) ticarî konularda nasıl hareket ettiğine dair birkaç hatırayı örnek olarak aktaralım:

Devamı »

Baba-Evlat Konuşmalarına Kur'an'dan En Güzel Örnekler

Kur’ân’ın aile hayatına kattığı en önemli değerlerden birisi de aile fertlerinin birbirlerine hitap şekilleridir. Babanın evlâdına, evlâdın babasına nasıl hitap edeceği, nasıl sesleneceği, konuşurken nasıl bir üslup kullanacağıdır. Bu konuda peygamberlerle oğulları arasındaki ilişkiler örnek olarak verilir. Çünkü Yüce Allah, her konuda örnek olarak insanların önüne peygamberleri çıkarır.

Devamı »

Kur’ân Her Derde Devadır

İnsan, doğumundan ölümüne kadar maddî mânevi çeşitli hastalık ve musibetlerle yüz yüzedir.

Devamı »