139 Yazı Selim Gündüzalp

Yazar Profili »

''Sen Geldin, Bahar Geldi'' / Hoş Geldin Yâ Rasulallah

Nisan 2015, 460 221 Görüntülenme Eklenme Tarih: 14 Mart 2020 20:49 Selim Gündüzalp

 

Şimdi bahardır...

Ağaçların çiçekleri vardır.

Denizlerin incileri...

Semanın yıldızları vardır.

Her şeyin bir şeyleri var.

Benim de bir kalbim var.

O kalbin de Sana dair bir sevgisi vardır.

Yâ Rasulallah (asm).

Her şeyin bir dili var. Kendine mahsus.

Benim de bir dilim vardır.

Bazen susan... Bazen şakıyan...

Her gün, türlü dillerde konuşan.

Benim de bir dilim vardır.

Seni şakır, Seni anlatır.

Şimdi bahardır...

Dilin de bir çiçeği vardır.

O dilden... O gönülden...

Sana gönüller dolusu salât-u selâmı vardır. Yâ Rasulallah (asm). Yâ Habiballah (asm). Yâ Nebiyyallah (asm)

...

Kâbe'nin cihetsiz sesleri; kırlangıçlar yok henüz...

Hacı leylekler yeni geldiler.

Çöllerden, denizlerden geçtiler.

Nice bin meşakkat, nice bin zahmet ile...

Uzak diyarlardan geçip geldiler.

Senin ülkenden... Senin beldenden...

Senin yaşadığın yerlerden...

Bize hediyeler getirdiler.

Bembeyaz örtüler içinde sundular...

Senden yâ Rasulallah (asm)...

Senden bize... Selâm getirdiler...

Selâmına mukabil binler, yüz binler... Hadsiz salât-u selâmlar olsun yâ Rasulallah (asm)...

Kalan ömrümü orada yaşamayı...

Sadece beş vakitte değil...

Her an orada olmayı...

Yaralarımı sarmayı...

Hayatınla kalbimi yıkamayı...

Nurundan doya doya feyz almayı çok istiyorum yâ Rasulallah (asm)...

Fani dünyada yegâne bir gerçek...

Senin varlığın sadece...

Bir de... Sıkı sıkıya yapışın, kopmayın...

Sakın ondan uzaklaşmayın...

Dediğin Kur'ân'ın...

Allah'tan bize o son armağanın...

Sadece bize değil... Bir devre, bir topluluğa da değil... Bütün asırlara... Bütün zamanlara...

Ve bütün insanlara seslenen, hayatlarına ışık olan Kur'ân'ın...

Bir o gerçek... Gerisi hep oyalayıcı...

Bizi yolundan ve yolumuzdan uzaklaştırıcı...

Göz alıcı her biri...

Ama gönül okşayıcı değil hiç biri...

Halimizi bir Sen (asm) bildin...

Bu yavan dünyada... Bu yalan dünyada...

Biliyorum diyenlere çok aldandık.

Yıllarımızı kaybettik.

Boş işlerin, boş sözlerin, boş vaatlerin peşinde 

Hiçbiri derman olmadı derdimize...

Merhem olmadı yaramıza...

Bizi bir Sen (asm) bildin...

Bizi bir Sen (asm) anladın...

Bakışın yetti... Adını anmak bile yetti.

Hep içimizi titretti.

Yunus Emre'mizin deyişiyle;

''Adı güzel kendi güzel Muhammed'' (asm)...

O güzel adını anmak bile yetti.

Çekirdekte ağaç gizli. Sende kâinatın sırları gizli.

Hırkandan bir koku verdin...

Veysel yollara düştü hasretinden.

Bize de bir hatıra gönder. Senden olsun yeter... Bir selâm olsun yeter...

Binler selâm Sana, yâ Rasulallah (asm) !...

...

Ravzanı arzular canım.

Her kalbin arzuladığı gibi...

Nasibim var mı acaba?

Bu yıl olsun... Oraya bir daha olsun varmaya.

Nasibim var mı?

''Geçti'' diyor... ''Bitti'' diyor...

''Kepenkler çoktan kapandı'' diyor...

''Oraya kalkan gemiler... Çoktan kalktı'' diyor içimden bir ses.

İnanmak istemiyor insan. Ama ya doğruysa?

Son defa olsun yanına bin hasret ile varmadan...

Gönlümü oranın muhabbetiyle doldurmadan... Ne yaparım ben?

...

Huzurunda boynu bükük.

Sana hasretle... Sana muhabbetle...

Orada öylece kalkmadan...

Hiçbir şey konuşmadan...

Sessizce durmayı... Kelimesiz konuşmayı...

Özledim yâ Rasulallah (asm)... 

...

Sana binler hasret ile...

Kavuşmaya ömrüm var mıdır?

Bilemiyorum...

Garip bir kulun duâsını, geri çevirmez Rabbim; bir onu biliyorum.

Sana sonsuz bir muhabbetle...

Ve öylesine tutkun... Ve öylesine seven...

Bir kalple yeniden orada olmayı...

Özledim.

Çok özledim yâ Rasulallah (asm)...

...

Suyun başında susuz...

Kuyunun dibinde ipsiz... Kaldım gibi... 

O çöllerde ıssız...

O yerlerde yalnız... Kaldım gibi...

Al yanına. Bir davet gönder.

Gelelim yine... Yüz sürelim huzuruna.

Bu bahar da olmazsa hangi bahar?

Gitti ömür. Bitti hayat.

Son bir defa daha... Bir fırsat daha...

Yalvarıyorum Rabbime; yalvarıyorum Allah'a.. Ne olur Allah'ım, bir fırsat daha ne olur!

Kavuştur Rasulallah'a (asm)...

Bir dua olarak... Bu dileğimizi cümlemiz namına... Hepimiz adına... Kabul eyle Allah'ım!

Bir fırsat, bir imkân daha lütfeyle.

Saymaya kalksam bitiremem...

Ne nimetler vermedin ki, şimdiye kadar?

Bu bahar... Daldaki çiçek kadar... 

Ümidim var, meyve olmaya...

Ve şimdi bahardır. Her bahar gül kokar...

Her gül Sen kokar...

Her bahar, ondan böyle güzeldir.

Her bahar Senden (asm) dolayı güzeldir.

Sen geldin, bahar geldi... Yâ Rasulallah (asm).

Baharla geldin. Bereketli Nisan'la geldin.

Rahmetle geldin. Rahman olan Allah'tan...

Sonsuz armağanlarla geldin.

Ey denizlerin en güzel incisi...

Ey kalbimizin sevgilisi...

Ey gönlümüzün tesellisi...

Ey Âlemlerin Efendisi (asm)!..

İçimize huzur, Seninle geldi.

Karanlık dünyamıza Nur... Seninle geldi.

Ne geldiyse güzellik adına, Seninle geldi.

Rabbim, Seninle gönderdi...

Sen geldin; daire tamamlandı.

Hayat Seninle kanatlandı. Yere göğe sığmadı.

Ebedî saadetlerin kapıları açıldı.

Yaşadığını Seninle anladı insanlık.

Yeniden doğdu... Sen geldiğinde insan... İnsan olduğunu anladı...

Diller Seni andı hep, Seni söyledi.

Çünkü bu hayat, Seninle güzeldi.

...

Şimdi bahardır.

Her bahar gül kokar. Her gül, Sen (asm) kokar.

Her bahar, ondan böyle güzeldir.

Her bahar Senden (asm) böyle güzeldir.

Sen (asm) geldin, bahar geldi yâ Rasulallah.

Baharla geldin. Bereketli Nisan'la geldin.

Rahmetle geldin. Rahman olan Allah'tan...

Sonsuz armağanlarla geldin.

Ey denizlerin en güzel incisi...

Ey kalbimizin sevgilisi...

Ey gönlümüzün tesellisi...

Ey Âlemlerin Efendisi (asm).

En büyük nimetler Seninle geldi.

Karanlık dünyamıza Nur...

Ruhumuza huzur... Seninle geldi.

Ne geldiyse güzellik adına... Seninle geldi.

Rabbim seninle gönderdi.

...

Vakit akşamdır. Vakit sabahtır.

Vakit şimdidir. Vakit dardır...

Kapı eşiğinde bir yolcu...

Elinde bir buket çiçek... Dilinde bin bir dilek...

Ne söyleyecekse o kadardır.

Söyleyeceğim kelimeyi özenle seçmeliyim.

Başka da hakkım yok; hepsi bu kadardır...

Kelimeler biter, hayat biter, ben biterim.

Her şey biter... Senin için söylenecek; o güzel sözler bitmez yâ Rasulallah (asm)...

 

 


Nisan 2015, 460 Sayısı Tüm Yazıları


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Haydi Bakalım

Neyi dinlesen, kendine özel bir dille konuşur. Her şey ses verir anlayana, geçip gitmeyene… Yıldızı dinlesen, dereyi dinlesen; ağacı dinlesen, kuşu dinlesen… “Nerede beni dinleyen, nerede sesimi duyan?” der adeta. Ve bin bir gecenin içinden bir ses gelir: “Ben seni dinliyorum.” der. Ve açılır sırlar, hikmetler… Dinleyen anlar!.. Düşünün bir yayla başındasınız, bir gece vakti bir ağacın tepesindesiniz, herkesten uzak, her şeye yakınsınız… Yalnızlık! Dışı yalnızlaştıkça, içi kalabalıklaşıyor

Devamı »

Rabbimizin Nimetleri Saymakla Biter mi!

Dün neredeydik, bugün nerede… Günbegün ağacın başındaki bir meyve gibi olgunlaşan hayatımız, dört bir yandan akıp gelen nimetler. Neler neler… Saymakla bitmez. Hangi birini sayabiliriz ki? Rabbimizin bizi yok iken yaratıp var ettiğini mi, bitki ya da hayvan değil bir insan olarak yaratmasını mı?.. Hayat verip sürdürmesini mi? Belki her gün ne kazalar, ne hastalıklardan korunuyoruz da haberimiz bile olmuyor…

Devamı »

Tohumdan Çınara

Ne acayip değil mi! Cenab-ı Hak tohumu ve ağacı bir makine gibi yapmış. Bir küçücük tohum, koca ağacı içinde saklıyor; adeta bir ağaç makinesi gibi çalışıp ağaç üretiyor. Ağaç da meyve makinesi gibi çalışıp lütf-u ilahi ile meyve üretiyor.

Devamı »

Rabbim, Her İşine Hayretteyim

Beyaz ve tatlı meyveleri olan bir dut ağacının altındayım. Sanki tüm varlığın odak noktasındayım...

Devamı »