36 Yazı Prof. Dr. Nevzat Tarhan
Üsküdar Üniversitesi Rektörü-Psikiyatrist

Yazar Profili »

Pasif Agresif Kişilik

Temmuz 2013, 439 407 Görüntülenme Eklenme Tarih: 30 Nisan 2020 12:57 Prof. Dr. Nevzat Tarhan

 

Kişilik; insanları birbirinden ayıran, kendisi ve çevredekilere bakış açıları, onlar ile kurabileceği ilişki düzeyleri ve tepkilerini kapsayan, çeşitli ortamlarda kendini gösteren bedensel, düşünsel ve ruhsal özelliklerdir.

Çevre ile uyumunu bozması, günlük işlevselliğini bozması, kendinde gerilim-kaygı hali oluşturması, süreklilik taşıyan bir hal alması kişilik bozukluğunu ortaya çıkartıyor. Kişilik bozukluklarından birisi de pasif-agresif kişilik bozukluğudur.

Pasif-agresif kişilik, gizli bir şekilde engelleyici, erteleyici, inatçı ve yetersiz olma ile kendini gösteren bir bozukluktur. Başlangıcı ergenlik ya da ergenlik sonrasıdır. Bu durum başka ruhsal ve fiziksel bir hastalığın gelişmesine bağlı olarak gelişen bir durum değildir.

 

Kimlerde görülür?

Pasif- agresif kişilik daha çok baskıcı kültürün yaygın olduğu toplumlarda görülüyor. Özellikle aile içinde baskıcılığın yaygın olduğu durumlarda çocukların pasif agresif olma eğilimleri fazladır. Bu kişilik özelliği obsesif kişilik özelliği olanlarda daha fazladır. Ayrıntıcı, mükemmeliyetçi kişilerde fazladır ve ayrıntıcı mükemmeliyetçi kişilerde başka ayrıntıcı, mükemmeliyetçi kişilere karşı savunma mekanizmasıdır aynı zamanda. Onlara karşı kendi psikolojik bütünlüklerini böyle koruduklarını düşünürler. Kendilerini tehdit altında hissettiklerinden karşı çıkabilecek gücü bulamadıkları için dolaylı bir savunma mekanizması, pasif direniş şeklinde savunma yaparlar.

 

Belirtileri

Pasif agresif kişiler bilinçli ya da bilinçsiz obstrüksüyon dediğimiz engellemeler yaparlar. Yani annesi, babası, eşi herhangi bir şey konuştuğu zaman “evet” der fakat farkına olmadan onun çok zıttı bir davranış içerisine girer ve karşı tarafı sinirlendirir, çıldırtır ondan farkında olmadan bilinç dışı zevk alır. Mesela anne-baba çocuğunun ders çalışmasına önem verir, akademik başarıyı önemser ve bu konuda çocuk üzerinde baskı yapar. Çocuk da anne babaya ses çıkarmaz, hem okul reddi şeklinde hem ders çalışmama şeklinde, defterini kitabını kaybetme tarzında annesini çıldırtacak hatalar yapar. Anne üzüldüğü zaman da bir suçluluk, pişmanlık hissetmez. Böyle durumlarda pasif agresif kişiler inatçıdırlar, sık küserler hemen surat asarlar; hatta gülerken ısıran kişilerdirler.

Pasif agresif kişilik bozukluğu olan kişiler sıradan işlerde bile beklenen çabaya karşı olumsuz yaklaşım ve pasif direnç gösterirler. Kendilerine değer verilmediğini ve hep yanlış anlaşıldıklarını düşünürler. Küskün, asık suratlı, inatçı ve tartışmacı davranışlar sergileyebilirler. Otorite sahibi kişileri sürekli eleştirirler. Kendilerini tehdit altında hissettiklerinde karşı çıkabilecek gücü bulamadıkları için dolaylı bir savunma mekanizması, pasif direniş şeklinde savunma yaparlar.

Pasif-agresif kişiler onaya ihtiyaç duyan kişilerdir. Bu tür kişilik bozukluğu olan kişiler ile yaşayanlar, bu kişilerin takdir, onay, övgü sözcüklerine diğer insanlara göre 4-5 kat daha fazla ihtiyaç duyduklarını bilmelidirler. Onay aldıklarında da kendilerini güvende hissederler veya onunla yaşayan kişi onun iyi davranışlarını onayladığında o kişiye karşı pasif agresif davranış sergilemez.

 

Nasıl yaklaşmalı?

Pasif agresif kişiliği olan kişiye övgü ile yaklaşıp onu onaylamak gerekir. Eleştireceğimiz durumlarda mesela çocuk ders çalışmıyorsa ısrar etmek yerine ders çalıştığı bir zamanı yakalayıp “ahh ne güzel çalıştın, bravo başarıyorsun” denilmeli. O zaman çocuk “annem beni anladı, babam beni anladı” diyerek diğer konulardaki pasif direnişini kaldırır. Yani onun iyi davranışlarını yakalayıp onaylamak için beklemek gerekiyor.

Yanlış yaptığı zaman onu sürekli düzeltmeye çalıştığımız zaman onun savunma mekanizması pasif savunmadır. Hazır savunmada olduğu için onu daha fazla savunmaya itiyorsunuz. Bu kişileri yargılar gibi suçlayıcı yaklaşıldığı zaman o an susabilirler. “Gayet sessizce kabul etti, onayladı,” dersiniz. Ama olmadık bir anda sizi çıldırtacak şeyler yaparlar.

 

Tepkiler nasıl kontrol edilmeli?

Biz bir adım atarken, bir söz söylerken herhangi bir davranışta bulunurken bu yapacaklarımız amacımıza hizmet ediyor mu, etmiyor mu, düşünmek gerekiyor. Amacımız ne? Diyelim ki eşimiz ile ilişkimizin iyi hale gelmesi, çocuğumuz ile ilişkimizin iyi hale gelmesi mi? Bunu yaparken verdiğimiz tepki amacımıza hizmet ediyor mu yani ilişkimizi iyi hale getiriyor mu, bakmalı. İlişkiyi iyi hale getirmeyecek tepki vermek bizi o anda rahatlatır belki ama uzun vadede acı çekmeye neden olabilir. Bu nedenle tepki verirken uzun vadedeki çıkarları düşünmek gerekiyor.

 

Tedavisi

Kişinin bu kişilik özelliğinin farkında olması önemli… Biraz başarıya ihtiyacı var bu kişilerin. Bazı konularda başarılı olduklarında kendilerini güvende hissederler. Sevgi, onay, takdir ihtiyacının karşılanması gerekiyor. İyi oldukları konularda kendilerini geliştirerek başarıyı elde ettiklerinde kendilerine güven gelir. Kendilerine haksız bir saldırı, suçlama olduğu durumlarda, mesela eşi onu kızdırdığı zaman, farkında olmadan, kendisinde öfke oluştuğunu bilmeli.

Pasif-agresif kişilik bozukluğu olan kişilerin indirekt ve kendilerine güvenmeyerek öfkelerini ve gereksinimlerini başkalarına karşı gelerek ortaya koydukları yolları bilmesi gerekiyor. Bu öfkeyi anlamak altta yer alan depresif ve geçersiz deneyimlerin ortaya çıkmasına neden oluyor. Sonuç olarak, pasif-agresif kişilik bozukluğu olan hastaların ister grup terapisiyle olsun, ister kişisel terapiyle olsun pasif-agresif davranışlarının farkında olması gerekiyor.

 

 


Temmuz 2013, 439 Sayısı Tüm Yazıları


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ne Anlama Geliyor?

Eğer toplumsal cinsiyet eşitliğini “kadın ve erkek biyolojik olarak eşittir” olarak anlıyorsanız yanlıştır. Çünkü kadın ve erkek, yasalar ve fırsatlar yönünden eşittir ve eşit olmalıdır. Biyolojik olarak eşit değildir; çünkü genleri farklıdır. Psikolojik olarak eşit değildir; çünkü duygu ifadeleri farklıdır.

Devamı »

Ruh Sağlığını Belirleyen İki Duygu: Sevgi ve Güven / Duygulara Renk Verseydik Hangi Rengi Alırlardı?

Duyguları genel manada tasnif edersek, iki türlüdür. Bunlardan birincisi, hem insanlarda hem de diğer canlılarda bulunan yemek, içmek, barınmak, cinsellik, saldırganlık, korku gibi genetik eğilimimiz olan temel somut fizyolojik duygulardır. Diğeri ise sevgi, nefret, umut, güven gibi sadece âdemoğluna ait olanlardır. Esas duygulara yaklaşımla diğerlerine yaklaşım birbirinden farklıdır.

Devamı »

Kime Dürüst Diyoruz?

“Hiç kimsenin doğru yolu izlemekle, yolunu şaşırıp kaybolduğunu görmedim.” Bu söz eğitimcilerin çocuğa dürüstlüğü anlatırken söyledikleri bir sözdür. Doğru yolu izlerken neyin doğru, neyin yanlış olduğunu belirleyen rehberler vardır. Bu rehberler; biyolojik eğilimler, kişinin vicdanı ve toplumun çizdiği sınırlardır.

Devamı »

Sevgimizi doğru yönetiyor muyuz?

Sevgi, insandaki en temel duygulardan biridir. Şüphesiz sevgi daha çok insanın manevi tarafıyla ilgilidir, insanı manen oldurur. Ancak tesiri itibarıyla onu ekonomik bir değer olarak da görebiliriz. Daha çok sevginin manevi tarafıyla ilgilenilir ve maddi bir değer olarak incelenmez.

Devamı »