TR EN

Dil Seçin

Ara

Sen Böyle Güzelsin...

Sen Böyle Güzelsin...

Eskiden dünyaya bir çocuk geldiğinde o çocuk sadece anne babanın değil, bütün mahallenin çocuğu olurdu.

Sokakta oynarken camdan uzatılan salçalı ekmek kimseye garip gelmezdi mesela. Kirlendiğinizi gören arkadaşınızın annesi onunla beraber sizi de banyoya sokmaktan çekinmezdi.

21. yy ebeveynleri çok yalnız...

Her şeyi kendilerinin halletmesi bekleniyor, hem de en kusursuz hali ile. Sorunun kaynağını da çözümünü de kendi performanslarında arıyor anne babalar. Sanki bakkalın, öğretmenin, kaynananın, dayının, başkasının çocuğunun, ekonomik durumların hiç etkisi yokmuş gibi bütün fatura toplum tarafından ebeveynlere kesiliyor. Onlar da istemsiz kendilerini, kendi becerebilirliği ya da beceremeyişi üzerinden değerlendiriyor.

Sütü az geliyorsa “az mı yedim acaba?” diye sorguluyor kadın. Ya da konu babaysa bu defa tatile götüremediği için vicdan azabı çekiyor, kendini yetersiz görüyor.

Toplum bu konuda yeni anne babaya yardım etmek yerine, yermek ve direktif vermek üzerine konumlanmış durumda.

Artık çocuğu sadece uyutmanız yetmiyor. Laktozsuz sütünü olması gereken sıcaklıkta olması gereken miktarda içmesine ikna etmeli, sütün organik olup olmadığına dikkat kesilmeli, uyku arkadaşı mutlaka olmalı ve en sevdiği o masal kitabını içinizden gelerek severek ve zevk alarak okumalısınız. O gün biraz canınız istemeden okuduysanız ebeveynliğinizi sorgulamalısınız. Böyle hissediyorsunuz.

Çocukluk travmalarının insanın geleceğini etkilediğini, o geleceğin de insanlığın geleceği olduğunu ve bilimden faydalanmamız gerektiğini söylüyorlar. Bir yere kadar haklılar.

Ama işte bir yere kadar...

İnsan kendi sınırlarını aşmaya çalıştığı zaman, dengeyi kaybettiği zaman hastalanıyor.

Bu akıl tutulmasından çıkmanın en kestirme yolu insan olduğun gerçeğini kabul etmekten geçiyor bence. Sen insansın ve bu kadarsın. Her şeye yetemez, herkese yetişemez, her duyguyu kontrol edemezsin.

Bu hayatta her şeyi en mükemmel hali ile sen yapamazsın. Yapabilseydin senin adın ‘insan’ değil, ‘tanrı’ olurdu.

Kediye kedi diyebilmemiz için nasıl miyavlaması gerekiyorsa ve o havladığında köpek diyorsak; insan olmanın en önemli delili de yetersiz olmasıdır.

Sen böyle güzelsin...