Kozmetik mağazaları indirim yaptıkları zaman izdiham oluyor. İndirimli ürünleri almak isteyen kız kardeşlerim birbirlerini eziyorlar.
Bu görüntüleri görenler de kızların ne cahilliğini ne kezbanlığını bırakıyor.
Ne olacaktı?
Her şeyin güzelliğe indirgendiği, güzel ve bakımlı olmayan insanların bir şekilde elendiği, bırakın eş bulmayı işe bile alınmadığı, kaşını azıcık yanlış alsan toplumsal linç yediğin bir çağda; uygun fiyatlı “Umut” satın almayacaktı da bu kadınlar, ne alacaktı?
“Eli yüzü düzgün” tanımının hokka buruna, dolgun dudağa indirgendiği bu zamanda; iyi kalpli olmanın iyi olmak için yetmediği bir toplumda, bu kadınlar botoks dolgulu ruju uygun fiyata stoklamayacaktı da ne yapacaktı?
Mutlu olma, değerli hissetme, özgüven sahibi olma umudunu P indirimle satıyorlar.
Ah...
Gidip hepsine tek tek sarılmak istiyorum.
Seni eksik ve çirkin hissettiren onlar suçlu, gözlerin gülünce o ışık ile dünyalar aydınlanıyor demek istiyorum.
Anne olduğun için karnında oluşan o çatlaklar kutsal su arkları gibi hayatı kutsuyor demek istiyorum.
Saçlarına onları sürme, elektriklenen saçların ile de çok güzelsin. Saçların elektriklenmese de seni sevmeyen zaten sevmeyecek bir bahanesi hep olacak demek istiyorum.
Sıkılaştırıcı etkisi olan o krem tek başına yaşlanmış hissedişine çare olmayacak kendini sevmediğin sürece sadece zaman kazanmış hissedeceksin.
İçindeki kızı küstürenlerle, yaşama sevincini içinden alanlarla, kahkahalarını çalanlar ile böyle mücadele edemezsin, kendi saçlarını okşamayı öğrenmek zorundasın demek istiyorum.
Ah...
Gidip hepsine tek tek sarılıp sonra pırlantalı prangalarımızdan kurtarıp, sevinçle ağlamak istiyorum.
Soyut yaralarına somut pansumanlar yapamazsın, ruhunun yaralarını bulup önce onları üflemelisin demek istiyorum.
Bu çürüme nereye kadar gidecek bilmiyorum gerçekten.
Asıl toplumun ve onun mükemmellik algılarının estetiğe ihtiyacı var.
Belki o zaman sonuçları konuşmak yerine sebeplere odaklanırız.
Belki o zaman insanların burunlarını değil de, burnunu her şeye sokmanın biçimsizliğini tartışırız.
Belki o zaman hastalanmış ruhlarımız çiçek açmaya başlar.
Bilemiyorum, belki...
