TR EN

Dil Seçin

Ara

Pi Sayısı ve Keşke

Pi Sayısı ve Keşke

Ciddileşti… Anne dedi: “Eğer benim adım Mina olmasaydı, başka bir şey olsaydı ben çok farklı biri mi olurdum?“

…
Pi sayısı (Π) bir çemberin çevresinin çapına oranıdır.

Yaklaşık değeri 3.14159’dir. Ve bu sadece başlangıçtır. Virgülden sonraki basamakları, sonsuza kadar, tekrar etmeden, belli bir kalıbı olmadan devam eder. Yeni bilgisayarlar ve algoritmalar ile 105 trilyonuncu basamağına kadar hesaplandı.i

Fakat sonsuzu düşündüğümüzde, yine küçük kalır. Bu da, bu ondalık sayı dizisinde, düşünülebilecek her bir sayının bulunacağı anlamına gelir. Doğum tarihiniz, TC kimlik ve telefon numaranız, adresiniz, hepsi bir yerlerde içinde. Eğer bu basamakların her birine harf değeri versek, gelmiş geçmiş her kelime her formu ve kombinasyonu ile içinde yer alır. İlk konuştuğunuz hece, sevdiğiniz insanın ismi, şu an okuduğunuz yazı, akşam eşinizle ettiğiniz sohbet, bütün hayat hikayeniz, baştan sona yaptığınız ve söylediğiniz her şey… 

Kainatta olmuş ve olabilecek sonsuz ihtimallerin tamamı, şu gördüğünüz dairenin içerisinde saklı. 

Hazreti Ali’ye ithaf edilen, “İlim bir nokta idi, cahiller onu açtı,” sözü aklıma geliyor. Noktayı, nanometrik de olsa bir çapı olan daireye benzetebilir miyiz? Eğer öyle diyebilirsek, bu noktada bütün ilimler var diyebiliriz. Sadece ilimler değil, insanlar, diğer canlılar, ve hayat hikayeleri…

Hayat bir döngü… Topraktan geldik toprağa gideceğiz. İnsan ömrü de sanki düz bir çizgi değil de, daire gibi. Ölümünü gördüklerimiz, mezarında yatanlar geçmişimizde kalmış gibi düşünüyoruz… Halbuki zaman içinde dairenin üzerinde ilerlerken o mezarlar aslında geleceğimiz oluyor. Önümüzde bizi bekliyor…

Mina’nın adı başka bir isim olsaydı, Π sayısında adının ilk geçtiği yer değişecekti. Karakteri, kişilik özellikleri de farklı olur muydu, hikayesi kaderde tamamen değişir miydi? Sonsuz ihtimaller içerisinde nasıl biri olur ve nasıl bir hayat yaşardı? Bilmiyorum… Sonsuzu anlamak ne zor…

Bazen keşke şu şöyle olmasaydı diyesim geliyor. Hâşâ! Sanki Allah, her şeyi her şeyle bağladığı kainatı benim kısa aklım ve mühendisliğime göre yaratacak. Ya da kendime çok yüklendiğim oluyor. Keşke şunu yapmasaydım, bunu söylemeseydim diye. Elbette yapılan hatalardan ders alınmalı. Tövbe edilmeli ve tekrarlanmamalı. Bunları düşünüp, geleceği daha farklı yaşamalı. Fakat bu keşkelerin ve hataların toplamına da ‘tecrübe’ diyorlar.

Geçmişte yaşadığımız istenmedik olaylar, sevmediğimiz insanlar, hayırlar, şerler demek ki böyle olması gerekiyormuş. Allah öyle uygun görmüş. Bizi sanatla yaratan ve çok seven Rabbimiz bize “haksızlık edecek değil”ⁱⁱ ya. 

Madem öyle, önce Allah’a ve sonra herkese çok hüsn-ü zan edeyim. Kendimi de başkalarını da çok affedeyim. Geçen yaz beni dinlemediği ve testlere bakıp, o an yapması gerekeni yapmadığı için, kendi kendime iken bayılıp, anemi gibi basit bir hastalıktan, neredeyse ölümüme sebep olan doktoru, ikizlerin peşinden koşmak için aceleyle giydiğim, en yoğun dönemimde, ayağımın kırılmasına neden olan terliği, beni çiğ çiğ yiyip sabaha kadar uyutmayan sinekleri, trafikte önüme atlayanları, canımı yakan, içimi acıtan kim varsa hepsini affedip dua edeyim. Cennet hepimize fazla fazla yetecek kadar geniş.

Allah çok farklı şekillerde bizi terbiye ediyor. Sabrı, sebatı, şefkati, ve daha neleri yaşayarak öğretiyor. Bütün bu yaşam serencamesi bizi biz yapıyor. 

Geçmişimizle ilgili bir parçayı aradan çıkarmayı, bir şeyi kaldırıp bir başkasının yerine koymayı istemek, belki de denklemin tamamını göremeyişimizden kaynaklanıyor. Dünya öyle ince hesaplarla yaratılmış, kader ile her şey öyle ölçülüp biçilip programlanmış ki, içinde fazladan bir parça yok. Aynı Π sayısı gibi, ne fazlası var ne eksiği…

Belki de istemediğimiz olayların veya kişilerin tek birinin eksikliğinde bile hikayemiz eksik kalıyor…
Daire tamamlanmıyor…

 

Kaynaklar:
i. https://news.solidigm.com/en-WW/235709-another-serving-of-pi-solidigm-ssds-help-calculate-new-world-record
ii. “Kim güzel bir iş yaparsa kendisi için yapar. Kötülük işleyen de kendi aleyhine işler. Yoksa Rabbin kullarına haksızlık edecek değildir.” Fussilet Sûresi(41) 46. Ayet, Ümit Şimşek Meali