TR EN

Dil Seçin

Ara

Mars'ta Koloni Kurmak Ne Ki?

Mars'ta Koloni Kurmak Ne Ki?

Düşünün ki, Mars’a veya daha uzak gezegenlere yüzlerce kiloluk bir keşif aracı göndermek yerine, çok küçük hatta gözle bile görülemeyecek kadar küçük bir nesneyi Mars’a veya uygun gezegenlerden birisine bırakıyoruz. Böylece hem enerjiden hem de maliyetten tasarruf ediyoruz. 

Bu nesne güneşten aldığı enerji ile bölünerek çeşitli birimler oluşturabiliyor. Onlar da bir ortak bir amaç için bir araya gelmiş aparatlara dönüşüyor. Nesnelerden bazıları başka yönde, bazıları farklı bir görev yapacak şekilde, bir kısmı öncekilerden çok farklı bir suret alarak başkalaşıyor. 

Bunlardan bir kısmı dijital bir fotoğraf makinesi gibi, bir kısmı sensörlerden oluşmuş bir algaç gibi, bir kısmı kuvvet üretecek motor gibi, bir kısmı da iskelet gibi taşıyıcı bölümler oluşturuyor. 

Daha sonra bunlar uygun harekete izin verecek şekilde birleşerek daha birçok farklı özellik geliştiriyorlar. Hareket unsurları, kamera, şarj ünitesi, hafıza, denge algılayıcıları ve bunun gibi tüm parçalar birleşerek çok iyi çalışan bir robotu oluşturuyorlar. 

Daha sonra oluşan bu robot basınç sensörlerini, hareket unsurlarını ve tüm aparatlarını mükemmel bir şekilde kullanmayı öğreniyor. Yani en başta gözle bile görülmeyen o nesne yüzlerce kiloluk keşif robotlarına dönüşüyor... 

Böyle bir sistemin olması ve kusursuz çoğalması ve her birinin çoğalarak topluluk oluşturmasını izlemek sizi şok ederdi, adeta afallatırdı…

Oysa bu anlatılanların daha da fazlasına tanıklık ediyorsunuz. 

Şaşırdınız değil mi?

Bütün bunlara tanıklık etmek için herhangi bir anneye, bebeğe bakmanız veya kreşe adım atmanız yeterli... 

Her biri hayata mikroskobik boyutlardaki tek bir zigotla başlamış olan bu ağlayıp oynayan bebekler, şimdi foton algılayıcıları, çok eklemli uzantılar, basınç sensörleri, kan pompaları ve çevrelerinden gelen uyarıları anlayıp değerlendirecek düzeneklerle ve türlü türlü hissiyatlarla tıka basa dolu 'insanlara' dönüşme sürecindeler.

Ama insanların en şaşırtıcı özelliğinden henüz söz etmedik bile. Daha da hayret uyandırıcı bir yönümüz var: İçerdiğimiz bu düzeneklerden beynimiz ise, diğer yaratılanlardan farklı olarak önceden tümüyle programlanmak yerine, çevreyle etkileşerek kendini şekillendirir. Büyüyüp geliştikçe, zorluklarla baş etmek, fırsatlardan yararlanmak ve çevremizdeki toplumsal yapıları anlamak için beynimizin devre sistemini sürekli yeniden yazarız. Yani zamanla mükemmelleşmeye doğru ilerleriz. İnsanın tanımında geçtiği gibi insan bu dünyaya tekemmül etmek için geldiği bu şekilde ispat edilmiş olur. 

Yani diğer canlılardan farklı olarak insanın gelişimi kendi çalışmasına ve çabasına bakar. Diğer mahlûklar ise kendilerine verilen, ilham edilen vazifelerde çalışırlar vazifelerini kusursuz yaparlar; onlarda çalışıp öğrenme ve mükemmelleşme bizdeki gibi değildir. İnsanda olan sadece insana mahsustur. 

İnsan yüksek bir kabiliyette yaratılmıştır. Onun gelişmesi, değişmesi ve mükemmelleşmesi bu kabiliyetini yerinde kullanmasıyla gerçekleşecektir. 

Şu var ki, bu imtihan dünyasında insan bu büyük ayrıcalığı yerine getirip getirmeme konusunda serbest bırakılmıştır. Tercihini doğru kullanan insanlar, bu istidat (yetenekler) ile Yaratıcıyı tanıma sahasında büyük mesafeler kat etmek ve Yaratıcının bizden isteklerini anlamak isterler. Rabbimiz bizleri de marifetullah ve rızası dairesinde yaşayanlardan eylesin…