Yâ Rabbi sıkışmış, çaresiz, yönsüz hissediyorum.
Dünyanın beni çağıran binlerce sesi, hayatın beni çeken binlerce rengi, yolların beni sürükleyen binlerce yönü var. Yolun ortasında değil, yolun kendisinde kayboldum. Yolumu bulmama yardım et. Beni kendine yönlendir. Bir yoldan, bir bakıştan, bir satırdan, bir iç çekişten tutup çek beni.
Sesim artık kelimelerin arasında değil, dilin kendisinde savruluyor. Beni karanlığın içinde “yapayalnız”, zamanın içinde “kaybolmuş”, gecenin içinde “çaresiz”, hayatın içinde “amaçsız”, yarının içinde “bugünsüz”, varlığın içinde “yoksun” bırakma.
Ey gönlüme huzur veren Şefkat,
Her sabah yeni bir “neden”le uyanayım. Sahip olduklarımla değil, ait olduklarımla mana bulayım. Aldıklarımla değil, verdiklerimle anlam kazanayım. Anlamsızlıktan yoruldum. Beni bir acının ortasında “boşuna” hissiyle baş başa bırakma.
Cümlelerim çok oldu, cevabım eksik. Bilgim çok oldu, bilincim eksik. Hayallerim çok oldu, nedenim eksik. Ne olur, bir neden ver bana. Yürürken içimi titreten, düştüğümde beni kaldıran, ağlarken beni onaran bir neden.
Ey varlığıma anlam katan İzzet,
Beni kitapların içinde “harfsiz”, bilginin içinde “hikmetsiz”, hakikatin içinde “gerçeksiz”, inancın içinde “imansız”, duanın içinde “aminsiz” bırakma.
Ey Anlamın Sahibi,
Beni kendimden koru. En çok kendime yeniliyorum. Kendi boşluğumda kayboluyorum. İçimdeki boşlukla ne yapacağımı bilmiyorum. Mümkün değil dediklerime “mümkün” de.
