63 Yazı Ayten Yadigâr

Yazar Profili »

Hayat Paylaşınca Güzel

Şubat 2019, 506 234 Görüntülenme Eklenme Tarih: 01 Şubat 2019 02:25 Ayten Yadigâr

 

“Hayat paylaşınca güzel.”

Reklamlarda dile getirilen güzel bir ifade bu.

Tüketimi teşvik eden reklamlarda en çok duygulara hitap ediliyor.

Doğrudan al veya kullan demek yerine tüketicinin duygu dünyasında anlamlı olacak şekilde arz ediliyor mal ve hizmetler.

İnsanlar gerçekten ihtiyaç duymasalar bile sırf kendilerini daha iyi hissetmek adına alıma yöneliyorlar çoğu kez.

Suni ihtiyaçların karşılanması bireylerin kendilerini gerçekleştirme meselesi oluyor adeta.

Aksi takdirde bir eksiklik veya bir değersizlik duygusu sarıveriyor içlerini.

Hızla akan görüntüler ve etkili müzikler eşliğinde durup düşünme ve gerçek ihtiyaçlarla “dayatılan” ihtiyaçları ayırt etme imkânı bulamayanlar soluğu alışveriş dünyasında alıyorlar.

Günümüzde birey merkezli bir hayatın içinde bireysel istek ve ihtiyaçlara sürekli vurgu yapıldığını görüyoruz.

Gittikçe kendini önceleyen ve başkalarına duyarsızlaşan bir insan profili ön plana çıkmakta.

Benmerkezci insanların çoğaldığı bir dünyada paylaşım ve paylaşımla hayatın daha güzel olacağı düşüncesi ne ifade edebilir ki?

Saflığın temizliğin timsali çocukların, ilgili ilgisiz pek çok ürünün satışını sağlamak veya artırmak adına reklam filmlerinde oynatılması da manidar.

Sevimli mi sevimli,  şirin mi şirin çocuk görüntüleri eşliğinde uygulanan pazarlama stratejilerinden istenen amaç hâsıl oluyor nitekim.

Onlar kendilerinin çok dışında olan büyüklerin dünyasına dâhil ediliyorlar farkında olmadan.

Oysa farklı bir dünyası var büyüklerin.

Sınırsız olduğu düşünülen ihtiyaçların, dünyanın sınırlı kaynaklarıyla karşılanması savaşının verildiği bir dünya söz konusu bugün.

İnsanlığa bahşedilen kaynakların aslında herkese yeter miktarda olduğunun unutulduğu, hırs ve rekabetin gözleri kör ettiği bir paylaşım savaşı bu.

Büyüklerin “paylaşım” adına kan, gözyaşı, yıkım ve acı üreterek hayatı cehenneme çevirdiği şu demlerde, arşivlerde kalan ve unutulmuşluğa terk edilen bir fotoğraf karesini hatırlayalım bir… Suriye’nin Doğu Guta bölgesinde küçük bir kız çocuğunun elindeki bir parça ekmeği arkadaşlarıyla paylaştığı kare… Çatışma bölgesi.. Bir parça ekmek… Bir kız çocuğu ve arkadaşları… Lokma lokma paylaşılan nimet… Karınlarının doymayacağı besbelli… Ama onlar insan olmanın gereğini yapıyorlar elindekini paylaşarak… O sarsıcı ve yürek burkan görüntülerle bizlere ders veriyorlar hâlâ.

“Hayat paylaşınca güzel”… Öyle tüketim çarklarının dönmesi için reklam filmlerinden yükselen spot bir cümle değil, aynı gök kubbe altında yaşadığımız masum çocukların gerçek hayatlarından bir fotoğraf karesi ile verdikleri bir insanlık dersi bu. Evet, “Hayat paylaşınca güzel”… Her şeye rağmen… İnsanlıktan uzak düşmüş kıran kırana “paylaşım” savaşı vermekte olan büyüklere rağmen…

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Kutlu Ay Ramazan

Ramazan, “kuluna şahdamarından yakın” olduğunu bildiren Âlemlerin Rabbi’nin rahmet tecellileri ile dopdolu, günlük hayatın koşturmalarından yorgun düşmüş yürekler için bir dinlenme ve arınma imkânı sunan kutlu bir zaman dilimi.

Devamı »

Zeytin Ağaçları ve Mülteci Kampları

Zeytin ağacı… Kutsallığın, bolluğun, adaletin, sağlığın, zaferin, refahın ve bilgeliğin sembolü… İnsanlık için en önemli erdem ve değerlerin simgesi bir başka deyişle.

Devamı »

Çocukluğa Dair

Bir çocuğun kendini tanıma ve hayatı anlama yolunda ilk basamakları tırmanırken bunca sayısal değere ihtiyacı yok aslında. Onun en büyük ihtiyacı sevgi, ilgi ve şefkatle yoğrulduğu, kabul gördüğü, kendini güvende hissettiği bir aile ortamı. Hangi sayısal büyüklük onun bu ihtiyacına cevap verebilir ki? Evin oda sayısı mı? Kendine ait odasının son moda eşyalarla dekore edilmiş olması mı? Pahalı giysi ve oyuncaklar mı? Ona anne baba hasreti çektirerek kazanılan yüksek kazançlar mı?..

Devamı »

Unuttuklarımız ve Hayata Yansımaları

Huzurda olduğumuzu unuttuğumuz içindir, bunca huzursuzluğumuz...

Devamı »