142 Yazı Selim Gündüzalp

Yazar Profili »

Bahara Merhaba

Mayıs 2019, 509 313 Görüntülenme Eklenme Tarih: 22 Nisan 2019 17:56 Selim Gündüzalp

 

Allah ne yarattıysa her şey güzel. 

Her mevsimi, kışı da baharı da güzel.

Onun içindir ki, insan mevsimleri özler.

Unutmuştuk neredeyse kelebekleri. 

Önümüzden geçerlerken zarif bir eda ile. Resmigeçit yaparlar adeta hayran hayran seyrederiz.

Çiçek midir uçan, yoksa kelebek midir? Hayretle izleriz. 

Gözlerimiz dört açılır.

Gönlümüz kanatlanır, uçar gideriz beyaz bir kelebeğin ardından.

Bir şiir dökülür dilden:

“Benim gönlüm bir kelebek.

Dolaşıyor çiçek çiçek...”

...

Çiçekler, daldan önce havada açar.

Kelebekler havada uçan çiçeklerdir.

Zarif kanat hareketiyle göz alıcı biçimde ve gayet estetik şekilde uçarlar. Üstünde taşıdığı sanatı gözler önüne sererler. Belli ki, görmemizi isterler. Kendilerinden çok sanatkârını akıl gözüne gösterirler.

Kanadındaki o güzel desenlerin seyrine doyum olmaz.

Kimdir onları bu mevsimde çıkaran?

Uçan çiçeklerle açan çiçekleri buluşturan kimdir?

Kimdir onları havada narin hareketlerle dolaştıran?

Kimdir onların minicik motorlarını gürültüsüz çalıştıran?

Kimdir? 

İnsan sorar; sorular cevap bekler.

Cevaplar da hazırdır, insanı bekler. Mide verip daha acıkmadan rızkını yaratan Allah, akıl verip cevap olarak eserlerini yaratır işte…

Biz, “Allah yaratmış” nazarıyla bakalım…

Kelebeği, çiçeği, baharı yaratanı tanıyalım… Bir sanat sergisini gezer gibi dolaşalım yeryüzünde…

...

Daha dün cansızdı her yer.

Bir sabah sayısız sanatlı eserlerle doluverdi her yer.

Kim getirdi, kim çıkardı bu güzel misafirleri; dünyamızı kim şenlendirdi? 

Her yerden hayat fışkırıyor.

Her şey kışın uyumuş ve uyuşmuş bir vaziyette iken, birden bir yerden bir emir geliyor, hummalı bir faaliyet başlıyor.

Baştan aşağıya her şey harekete geçiyor.

Nasıl bir şeydir bu…

Göz görüyor, akıl soruyor, kalb cevap arıyor.

Bir yaradan var.

Belli ki yapan, yaptıran var.

Kendisi göze görünmese de eserleriyle, işleriyle akla ve kalbe görünüyor.

Hayat veren biri var.

Akan bir ırmağın üzerindeki kabarcıkların parıltıları sırayla yansıtması gibi. Güneşin akisleri bir kabarcık sönünce diğerine geçiyor… Işık aynı, yansıtanlar değişiyor…

Ama tüm bu ışıkların kaynağı gökteki güneş değişmiyor.

Canlılar da hayat ırmağında akıp giden kabarcıklar gibi… Üzerlerinde Allah’ın Hayy (hayat veren) isminin tecellisiyle hayat ışığı parlıyor; vazifesi biten gidiyor hayat bir başkasında parlıyor… Hayat veren bir; verilenler değişiyor…

Getiren götüren biri var.

Bütün bu işleri gayet ince bir intizam ve ölçü içinde yapan biri var.

...

Kafesin dışındaki kuşları daha çok severiz. 

Çünkü biliriz ki, o kuşlar hepimiz içindir.

Kelebekler de öyle...

Ele avuca sığmazlar herkes bu benim için diyebilir.

Hoşlandığımız şeyleri yapan biri var. Her güzellik ondan birer işaret…

Güzelliğe meftundur insan.

Her güzellik yazılmış bir şiirdir, bir mesajdır bize.

Her şey bir mektup olur Rabbimizden bize.

Okuyabilirsek eğer.

Rabbini mektuplarıyla tanıyabilir insan. Tanıdıkça da onu daha çok sever.

Herkes çiçeği ve kelebeği sever.

Çiçeği, kelebeği sevebilen bir insan; o çiçeği, o kelebeği yaratanı da sever.

...

Gün içinde binlerce kez soluk alıp veriyoruz.

Bir nefes de, onu bize lütfeden Rabbimiz için alalım. Sermest olalım.

...

Ne kadar çok güzellik var seyredilecek. Aman görmeden geçmeyelim. Duralım, görelim… Hayat koşturmak değil sadece, yeri gelince durmak gerek…

Önemli bir serginin davetlisi gibi gezelim. Şu birbirinden güzel canlı tabloları hayretle seyredelim.

Çünkü bahar bir fırsattır, geçer…

...

Her mevsim bir başka güzel… 

Kalın giysileri kaldıracağız yakında. Özleyeceğiz onları da.

‘Soğuk’ demeye dilimiz varmıyor. Şikâyet olur diye çekiniyoruz.

‘Serin’ dermiş soğuk yerine Allah dostları; fazla olunca ‘biraz serin.’

Ne incelik değil mi?

Güzel görene her mevsim başka güzel.

Sıcakta terlemek de güzel, soğukta duman çıkararak solumak da… Yüzümüzün, ellerimizin üşümesi de…

...

Susadık, baharın yeşiline… Susadık, göğün mavisine… Susadık, kuru dallardaki çiçeklerin açtığı güne ve ilkbahar güneşine… Gürül gürül akan çeşmelerden kana kana içmelere…

...

Her mevsim ayrı güzel. 

Onun içindir ki insan, elinde olmadan çekilir o güzelliklerden birinin içine. Kışa veda ederken, bahara merhaba…

Yeni dünyaya gözünü açan daldaki tomurcuklara, dünyamıza yeni gelen serçelere, kelebeklere ve yağmur tanelerine merhaba…

...

Baharı daha fazla özlüyor insan. Ondaki dirilişin kendi dünyasındaki yansımaları çok fazla da ondan.

Belki de bunun için güzel. Öldükten sonra dirilişin işaretini taşır kuru bir ağacın dalındaki tomurcuk.

Allah, ölümün ardından taptaze bir hayat yaratır.

Görenedir bu görene; yoksa köre ne…

Çiçeklere de merhaba, meyvelere de.

Kıştan sonra bahara merhaba.

Rabbimize açtırdığı çiçekler, uçturduğu kelebekler adedince hamd olsun.

Rabbimizi bize öğreten Sevgili Peygamberimize baharlar devam ettikçe salâtu selâm olsun…

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Derdim, Tasam, Şu Son Demde Ne Yapsam?

Belki bir yaz akşamında, belki de serin bir sabahta… Tam da yaşamanın altın çağında… Güzelliklerin tadı damağında… Belki de bir eylül akşamında ya da bir sonbahar sabahında… Ecel denen misafirim. Biliyorum geleceksin… Gözünün değdiği yerde çiçekler açacak. Bir el uzanacak bana doğru. Bir sahilden diğerine geçeceğim. Kocaman bir bahçedeki bir gül gibi… Açıldıkça açıldım, son noktasındayım. Akşam ezanlarının arasından bir veda çekiyorum: “Uğurlar olsun…” diyorum güne, ömre, hayata…

Devamı »

Haydi Bakalım

Neyi dinlesen, kendine özel bir dille konuşur. Her şey ses verir anlayana, geçip gitmeyene… Yıldızı dinlesen, dereyi dinlesen; ağacı dinlesen, kuşu dinlesen… “Nerede beni dinleyen, nerede sesimi duyan?” der adeta. Ve bin bir gecenin içinden bir ses gelir: “Ben seni dinliyorum.” der. Ve açılır sırlar, hikmetler… Dinleyen anlar!.. Düşünün bir yayla başındasınız, bir gece vakti bir ağacın tepesindesiniz, herkesten uzak, her şeye yakınsınız… Yalnızlık! Dışı yalnızlaştıkça, içi kalabalıklaşıyor

Devamı »

Rabbimizin Nimetleri Saymakla Biter mi!

Dün neredeydik, bugün nerede… Günbegün ağacın başındaki bir meyve gibi olgunlaşan hayatımız, dört bir yandan akıp gelen nimetler. Neler neler… Saymakla bitmez. Hangi birini sayabiliriz ki? Rabbimizin bizi yok iken yaratıp var ettiğini mi, bitki ya da hayvan değil bir insan olarak yaratmasını mı?.. Hayat verip sürdürmesini mi? Belki her gün ne kazalar, ne hastalıklardan korunuyoruz da haberimiz bile olmuyor…

Devamı »

Tohumdan Çınara

Ne acayip değil mi! Cenab-ı Hak tohumu ve ağacı bir makine gibi yapmış. Bir küçücük tohum, koca ağacı içinde saklıyor; adeta bir ağaç makinesi gibi çalışıp ağaç üretiyor. Ağaç da meyve makinesi gibi çalışıp lütf-u ilahi ile meyve üretiyor.

Devamı »