11 Yazı Ertuğrul Esen

Yazar Profili »

Sosyolojinin Kurucusu İbni Haldun

Mart 2017, 483 77 Görüntülenme Eklenme Tarih: 18 Eylül 2019 14:30 Ertuğrul Esen

 

İBN HALDUN Meşhur tarihçi, sosyolog, filozof, siyaset ve devlet adamı. Ebû Zeyd Veliyyüddîn Abdurrahman b. Muhammed b. Muhammed b. Muhammed b. Hasen el-Hadramî el-Mağribî et-Tûnisî (Mayıs 1332’de Tunus’ta doğdu, Mart 1406’da Kahire’de vefat etti.)

Yaşadığı dönemde yeterince anlaşılamayan ve ölümünden sonra da bir süre unutulan İbn Haldun’u 16. yüzyılda ilk olarak keşfedip ardından eserlerini Türkçe’ye çevirenler, İbn Haldun’dan etkilenen Osmanlı tarihçileri ve devlet adamları olmuştur. İbn Haldun 19. yüzyıldan itibaren şarkiyatçıların yoğun ilgisini çekmiş ve pek çok dilde araştırmalara konu olmuştur.

İbn-i Haldun modern historiyografinin, sosyolojinin ve iktisatın öncülerinden kabul edilen 14. yüzyıl düşünürü, devlet adamı ve tarihçisi.

 

İbn-i Haldun’un yaşamı çok iyi belgelenmiştir. Hayatı hakkındaki en önemli kaynak, kendi yazdığı otobiyografisi Et-Tarif adlı eserdir. Ancak otobiyografisi, özel hayatı ve ailesinin geçmişi hakkında çok az bilgi içerir.

1 Ramazan 732’de (27 Mayıs 1332) Tunus’ta doğmuştur ve aslen Yemen’in Hadramut bölgesinden olduğu için kendisi en bilinen eseri olan Mukaddime’de Hadramî ismini kullanmış, Tunus’ta doğmuş olması sebebiyle Tûnisî, hayatının büyük kısmını Kuzey Afrika’da geçirmesi dolayısıyla Mağribî isimleriyle de anılmıştır. Köklü bir aileden geldiği için iyi bir eğitim alan İbn Haldun ilk bilgileri babasından almıştır.

Daha sonra Kur’an-ı Kerîm’i ezberlemiş, kıraat ilmini öğrenmiştir.

Başta babası olmak üzere önemli İslam âlimlerinden Arap dili ve edebiyatı, fıkıh ve hadis konusunda dersler almıştır.

Yetiştiği siyasî ve içtimai ortam İbn Haldun’un ilmî kişiliğinin oluşması bakımından büyük önem taşımaktadır. Onun zamanında Kuzey Afrika ve Endülüs’teki devletler hem birbiriyle mücadele ediyor hem de kendi içlerinde sık sık taht kavgalarına girişiyorlardı. İbn Haldûn on altı yaşında iken böyle bir siyasi ortamda Merînî Hükümdarı Sultan Ebü’l-Hasan’ın Tunus’u işgal etmesi sebebiyle Endülüs’ten Fas’a göç etmek zorunda kalan âlimlerin bir kısmı da Tunus’a gelmiştir. Tunus’a gelen âlimlerden faydalanan İbn Haldun, hadis ve siyer, kıraat, fıkıh, fıkıh usulü, kelâm, mantık, felsefe ve matematik dersleri almıştır.

İbn Haldun, 749’daki (1348) veba salgınında anne ve babasıyla hocalarının bir kısmını kaybetmiştir.

Tunus ve Fas’ta “alâmet kâtipliği” ve “sır kâtipliği” gibi oldukça önemli devlet görevlerinde bulunmuştur. İbn Haldun bu yıllarda Fas’taki kütüphanelerde çalışmalar yapmıştır. “İnsan beyni değirmen taşına benzer. İçine yeni bir şeyler atmazsanız, kendi kendini öğütür durur.” diyen İbn-i Haldun, Endülüs’ten buraya göç eden âlimlerden de faydalanarak bilgisini genişletmeye devam etmiştir.

Daha sonra Gırnata ve Mısır’da çalışmıştır. Kuzey Afrika’nın o dönem istikrarsız ve entrikalarla dolu siyasal yaşamı 2 yıl hapiste yatmasına neden olmuştur. 

Ayrıca Bedevi kabilelerini çok iyi tanımasından dolayı, aranan bir devlet adamı ve danışman olmuş ve Mısır’da 6 defa Maliki kadılığı görevini üstlenmiştir.

Uzun yıllar sonra siyasal yaşamdan çekildiği dönemlerde, adını tarihe geçiren 7 ciltlik dünya tarihi Kitâbu’l-İber ve onun giriş kitabı olarak düşündüğü Mukaddime’yi kaleme almıştır.

Eseri, Arap dünyasında etki yaratmasa da Osmanlı tarih anlayışını derinden etkilemiştir. Başta Kâtip Çelebi, Naima ve Ahmet Cevdet Paşa olmak üzere Osmanlı tarihçileri Osmanlı Devleti’nin yükseliş ve çöküşünü pek çok defa onun teorileriyle analiz etmişlerdir.

19. yüzyıldan itibaren ise Avrupalı tarihçiler tarafından keşfedilmiş ve eserleri büyük takdir görmüştür. İbn-i Haldun, çeşitli yazarlar tarafından modern tarihçiliğin, siyasal bilimlerin ve sosyolojinin kurucusu olarak gösterilmiştir.

Öyle ki Toynbee, aradan geçen yüzyıllardan sonra onun için şöyle diyecektir: “Herhangi bir zamanda, herhangi bir ülkede, herhangi bir zihin tarafından üretilmiş en büyük tarih felsefesinin sahibi.”

Hitti’ye göre İbni Haldun, İslam’ın en büyük tarih felsefecisidir.

A. Ferreira ve Ludwig Gumplowicz gibi ünlü sosyologlar İbn-i Haldun’u sosyolojinin habercisi ve öncüsü olarak nitelendirirler.

Bazı kaynaklarda ise tarih sosyolojisinin, sosyal morfolojinin, genel sosyolojinin ve siyaset sosyolojisinin öncüsü olduğu ileri sürülür.

 

Diğer eserleri

• Kaside-i Bürde şerhi

• İbn Rüşd felsefesi hakkında bir risale

• Mantığa dair bir risale (Kitab el-Mantık)

• Hesap hakkında bir risale (Kitab el-Hisab)

• Marakeş sultanına yazılan bir risale

• Şiire dair bir risale

 

Kaynak:

1. İslam Ansiklopedisi, İBN HALDÛN (Süleyman Uludağ)

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Kar Taneleri: Allah'ın Yeryüzüne İndirdiği Eşsiz Mücevherler

Kar taneleri gibi çok küçük nesnelerin fotoğraflarını çekme sanatı olan “photomicrography”de, öncü sayılan Bentley: “Mikroskop altında kar tanelerini 'güzelliğin mucizesi' olarak buldum” der.

Devamı »

“Özel İnsanlar Arıyorum”

Ömer Sevinçgül ile “Özel İnsanlar Arıyorum” dizisini üzerine konuştuk.

Devamı »

Engin yüreğinde herkese yer vardı

Devamı »

Işığı Aydınlatan Bilim İnsanı İbnü'l-Heysem

Devamı »