40 Yazı Prof. Dr. Sefa Saygılı

Yazar Profili »

İnsanda Dil Gelişimi

Ocak 2016, 469 175 Görüntülenme Eklenme Tarih: 07 Aralık 2019 20:49 Prof. Dr. Sefa Saygılı

 

Duygularımızı, düşüncelerimizi, görüşlerimizi ve deneyimlerimizi ifade edebilmemizi sağlayan, ses veya sembollerin kullanıldığı iletişim sistemine dil diyoruz. Dil aynı zamanda insanı hayvanlardan ayıran önemli bir farktır ve dilin yeteneğinin gelişimi de baş döndürücüdür.

Daha iki aylıkken bebekler anlaşılmaz sesler çıkarmaya başlarlar. Birinci ve ikinci yıllar arasında, anlamsız sesler giderek anlaşılabilir kelimelere ve hecelere doğru gelişir. Bu dönemden sonra, kelime ve kavram söyleme şaşırtıcı bir hızla ilerlemeye başlar.

Dilin doğuştan sahip olunan bir yetenek mi olduğu yoksa sonradan mı kazanıldığına ilişkin eskiden beri bir tartışma vardır.

Dil gelişimi konusunda teori B.F. Skinner tarafından ortaya atılan davranışçı bakış açısıdır. Skinner, çocukların uygun kelime ve dilbilgisi yapılarını, Pavlov’un köpeklerine benzer bir şekilde şartlanma ile, yani temel olarak doğru kullanımın ödüllendirilmesi ve yanlış kullanımın cezalandırılması ile öğrendiklerini ileri sürmüştü. Bu elbette şempanze eğiticilerinin çalışma yöntemi idi. Fakat bu görüşün dil gelişimini açıklamakta yetersiz ve yanlış olduğu ortaya çıktı. Küçük çocuklar ödüllendirilmeksizin veya başkalarını taklit etmeksizin pek çok yeni ifadeler oluşturabiliyorlardı.

Günümüz filozoflarından Noam Chomsky, Skinner’in teorisini tahrip etti ve Skinner’in tersine, çocukların özneleri ve nesneleri tanımalarını ve bunları doğru, anlamlı bir düzen içinde sıralamayı öğrenmelerini sağlayan evrensel bir gramerin onların doğuştan zihinlerine yerleştirilmiş olduğunu açıkladı. Yani çocuklarda, bütün kültürlerde mevcut olan ve doğuştan gelen, evrensel gramer mevcuttu ve temel olarak biyolojik ve genetik bir program tarafından yönlendiriliyordu. Kısacası dil, genlerimizde kodlanmıştı.

Chomsky’nin öğrencisi Steven Pinker’in deyimiyle, “Akıl bir gramer kurallar tasarımı barındırmaktadır.”

 

Dil niçin doğuştan ve evrenseldir?

•Dil gelişimi, normal bir kapasitesi olan herkeste gerçekleşir ve insanlar da genellikle bilincinde olmadıkları karmaşık kurallara uyarlar. Gramer zordur ancak kişiler dili kullanmakta nedense zorluk yaşamazlar.

•Dil kültürler arası, evrensel bir olgudur. 6000’den fazla dil vardır ve dil kullanmayan tek bir kültür bile yoktur.

•Dil gelişimi kültürler arasında benzerlik gösterir, bütün çocuklar aynı dil aşamalarından geçerler.

 •Çok sayıda dil birbirinden farklı olsa da, bunların hepsini “eşsiz, ama aynı” olarak tanımlayabiliriz. Diller, farklı kelimelerin ve seslerin kullanılması bakımından eşsizdirler. Ancak bütün diller, ad ve eylem fonksiyonlu kelimeleri ve ayrıca olumsuzluk bildirme, soru sorma ve geçmişten veya bugünden söz etmeye yarayan kelimeleri bulundurma bakımından da aynıdır.

•Çocuklar dili öğrenirlerken daha önce hiç duymadıkları cümleler üretebiliyordu.

•Hiçbir eğitim almayan, anne babasından çok kısıtlı bilgi alan 4 yaşındaki çocuklar nasıl oluyor da sonsuz sayıda cümle kurabiliyor?

İşte Chomsky, küçük çocukların bu karmaşık ve zor gramer kurallarını öğrenebilmesinin beynimizde bulunan ve gramerin genel kurallarını öğrenmemizi sağlayan doğuştan gelen bir program sayesinde olduğunu söylemektedir. Hayatımızda kullanacağımız bütün cümlelerin listesi beyinde yoktur. Ancak beynimizde isimleri, fiilleri ve nesneleri sonsuz sayıda anlamlı cümle varyasyonları halinde birleştirmemize yarayan bir program veya zihinsel gramer bulunmaktadır. Ona göre bütün diller ortak bir evrensel grameri paylaşmaktadır ve çocuklar evrensel grameri öğrenmek için zihinsel bir programı miras almışlardır.

Çocuklarda dil gelişiminin incelenmesi evrim teorisini bir kez daha çürütmektedir.

 

 


Ocak 2016, 469 Sayısı Tüm Yazıları


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Şaşırtan Organımız: Talamus

ARA BEYNİN bir parçası olan talamus, ceviz büyüklüğünde yaratılmış bir sinir dokusudur. İnsan beyninin orta kısmındadır. Koku duyusu dışında tüm duyu organlarının bağlantı yeri talamusta yer alır.

Devamı »

Beynimizin Şaşırtan ve Yeni Anlaşılan Esnekliği: Nöroplastisite

Nöroplastisite kavramı; gelişim, öğrenme, büyüme, yaşlanma, bozulma, hasarlanma, iyileşme, tedavi, terapi ve rehabilitasyon gibi farklılaşmanın yaşandığı tüm süreçlerde ortaya çıkan değişim ve düzenleme mekanizmalarının yönlendirdiği tüm ‘yeni’ veya ‘yeniden’ yapılanmaları ifade eder.

Devamı »

İnsan Beynine Özgü Heyecan Verici Keşif: Kuşburnu Nöronları

Beyinde keşfedilmemiş farklı hücre tiplerinin olması da muhtemel. Örneğin, araştırmacılar yakın bir zaman önce şeklinin adeta kuşburnu ağacını andıracak şekilde çok sayıda dallanmalar içermesi sebebiyle kuşburnu nöronu olarak adlandırdıkları yeni bir tür beyin hücresi keşfettiler ve bu hücrenin sadece insanlarda olduğunu tespit ettiler.

Devamı »

Tedavi İçin Yaratılan Canlı: SÜLÜK

Sülük insanlık tarihi kadar eski geleneksel bir tedavi şeklidir ve asırlardır pek çok hastalığa şifa vermeye devam ettiği gibi günümüzde de öneminden bir şey kaybetmiş değildir.

Devamı »