Okulun en yaramaz öğrencileri, söz birliği yapmışcasına bir sınıfa toplanmışlardı. Bir öğretmen için böyle bir sınıfta ders anlatmak, deveye hendek atlatmak kadar çetindi. Havada uçuşan kâğıt uçaklar, esnemeler, geç kalma numaraları...
Yedinci sınıf yaşları da hani biraz haylaz zamanlardır ya. Aralarında az da olsa akıllı uslu, terbiyeli, bir o kadar zeki, çalışkan çocuklar da yok değildi. Üstelik hem yaramaz hem zeki ise varın siz düşünün!
O gün bütün sınıf, iki saatlik matematik dersinin yorgunluğunu son ders olan din kültürü hocasıyla atacaklarını bir bakıma dinleneceklerini umuyorlardı. Hüseyin Hoca; ağır başlılığı, mütebessim yüzü, babacan tavırlarıyla tanınan ve sevilen bir din kültürü öğretmeniydi. Çocukların bu sükûn bulma beklentileri bu yüzden de yabana atılamazdı doğrusu. Her zamanki gibi sınıfa selam ile girdi Hüseyin Hoca. Bütün sınıf bir ağızdan, bitişik sınıfları da kapsama alanına alacak şekilde gür bir seda ile “aleykümselam” diye karşılık verdiler.
Öğretmenleri, 40 dakikalık ders süresini verimli kullanmak düşüncesiyle ilk fırsatta konuya girmişti. Tevhidden, imanın saflığından bahsediyor, inancın şüphe götürmez bir netlikte olması gerektiğinin altını çiziyordu. İmanın hiçbir surette kir, leke barındırmaması gerektiğini, ortak kabul etmediğini, dini yalnız Allah’a has kılmanın olmazsa olmaz bir esas olduğunu izaha çalışıyordu. Nitekim, dedi: “Yüce Allah, bir insanın göğsünde iki kalp yaratmadığını beyan ederek, tevhidi ne güzel izah buyuruyor.”
Bu ağır cümlelerin son bulmasıyla sınıfı kaplayan sessizliği; biraz şımarık biraz haylaz bir tonla bölen, köşe sıralardan bir “Fakat!” sesi oldu. Bütün sınıfın dikkat kesilerek, bakışlarını arkadaşlarına çevirip, cümlesini tamamlamasını beklercesine sükûneti korumaları, Hüseyin Hoca’nın da dikkatini çekmişti. “Fakat” dedi: “Öğretmenim hamile kadında iki hatta üç kalp bile olabiliiir.”
Herkes dona kalmıştı. Çok kısa süren bu donuk havayı sıralardan yer yer yükselen kahkahalar bölüverdi. Hüseyin Hoca, kısık bakışlarını pencereden dışarıya çevirerek bir müddet sonra kahkahaların dinmesini beklediği sınıfa döndü.
“Evet çocuklar, arkadaşımızı dikkatinden dolayı tebrik ediyorum. Haklı, bir hamile kadında iki kalp olabilir. Kıymetli çocuklar, kendisinde hiç şüphe olmayan Allah’ın muciz Kitab’ında, Ahzab suresi, 4. ayette bir insana işaretle, hususan bir ‘erkekte’ iki kalp yaratılmadığı buyuruluyor.”
Çalan zil, hayrete dönüşen bakışları kapıvermişti.
