TR EN

Dil Seçin

Ara

Rahmetin Küçük Bir Timsali

Saadet Asrından

 

“Peygamber rahmet-i İlâhiye hesabıyla size şefkat eder, pederane

muamele eder ve risalet namına siz onun evlâdı gibisiniz.”

Bediüzzaman Said Nursî

 

Sahabeden Hz. Mikdad bin Esved anlatıyor:

“Bir gün iki arkadaşım ile birlikte, uzun bir süre yiyecek bir şey bulamadık ve çok aç kaldık. Dayanacak halimiz kalmayınca Ashabın bir kaçından yardım istedik. Ama onların da verecek bir şeyleri yoktu. Biz de Efendimiz’e (asm) gittik. Efendimiz, bizi alıp hâne-i saadetine götürdü, birkaç keçi verdi ve buyurdu: “Bunları alın, sizin olsun. Her gün sağıp aranızda taksim edersiniz.”

Biz de keçileri aldık. Her gün onları sağıp, kendi payımızı içiyor, Peygamberimizin (asm) hissesini saklıyorduk. O da her gün gelip, ayırdığımız kaptan kendi hissesini içiyordu.

Bir gün şeytan bana musallat oldu ve dedi ki:

“Ey Mikdad! Bu gün Muhammed’e (asm) Ashap çok fazla ikramda bulundu. Onun bu süte ihtiyacı kalmadı. Senin ise çok ihtiyacın var.”

Ben de dayanamadım, içtim. Fakat içtikten sonra aklım başıma geldi ve kendi kendime: “Sen ne yaptın Mikdad! Resulûllah’ın sütünü neden içtin? Şimdi kendisi gelecek, sütünü arayacak. Sen de helâk olacaksın. Dünyanı da ahiretini de kaybettin!” dedim.

Korkuyla onun gelişini bekledim. Nihayet geldi, sütün bulunduğu kabı açtı, içinin boş olduğunu görünce ellerini duâ için kaldırdı. Ben bana beddua edeceğini sanmıştım. Ama O (asm):

“Yâ Rabbi, bana her gün ikramda bulunan kardeşlerimin evlerine bereket ver. Onları mükâfatlandır. Rahmetin ile kuşat…” diye duâ etti.

Peygamberimizin (asm) şefkatinin büyüklüğünü bir kere daha anlamıştım. Ben mahcup bir edayla keçilere tekrar gittim. Keçiler hiç sağılmamış gibiydi. Hatta sütleri çok daha boldu. Hemen sağdım ve Peygamberimize (asm) ikram ettim. Sonra olanları anlattım. O da şöyle buyurdu:

“Bu hal Cenâb-ı Hakk’ın rahmetinin çok küçük bir timsalidir.”