ARAMA SAYFASI

İnsanın Yaşlanmasını Durdurmak Mümkün mü?

Allah her insana belirli bir ömür tayin etmiştir. Her bir şahsın alacağı ve vereceği nefes sayısı bellidir. Kur’an’da, tayin edilen hayat süresinin ne ileri ve de geriye alınmayacağı bildirilir.

 

Soru:

“WRN geninin görev yapmaması sonucu insanların 50 yaşına varmadan yaşlandığı ve bu süreçte öldüğü bildiriliyor. WRN geni yaşlanmada tek neden mi? WRN geni yenilenerek yaşlanmanın tamamen durdurulması mümkün mü?”

 

Cevap:

Cevaba geçmeden önce şu önemli noktayı hatırlatmakta fayda var. Allah her insana belirli bir ömür tayin etmiştir. Öyle ki, her bir şahsın alacağı ve vereceği nefes sayısı bellidir. Kur’an’da, tayin edilen hayat süresinin ne ileri ve de geriye alınmayacağı bildirilir. Yani, insanlar aslında yaşlandıkları için değil, kendilerine tayin edilen ömür bittiği için, dünyadaki imtihan süreleri sona erdiği için ölürler.

“Hiçbir millet ecelinin önüne geçemez ve onu geciktiremez.” (Hicr suresi, 5)

Ölümden kaçmak da mümkün değildir. “Nerede olursanız olun, ölüm size ulaşır. Sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile.” (Nisa suresi, 78)

Dolayısıyla bize verilen ömrün azalması veya artması söz konusu olamaz. Bu sürenin ne kadar olduğu ise, bizce meçhuldür.

Ancak bir hadiste, sadakanın ömrü uzatacağından bahsedilir. Buradaki ömrün uzamasından maksadın, aynı ömür süresi içinde ahiret hesabına daha fazla sevap kazanabilmek şeklinde yorumlanmaktadır. Nitekim Kur’an’da, Kadir gecesinin, bin ayda kazanılacak sevaptan daha fazlasını kazandırdığına dikkat çekilir.

 

Genler ve yaşlanma

WRN geninin yaşlanmada tek sebep olup olmadığı, bu genin devamlı yenilenmesiyle yaşlanmanın durdurulup durdurulmayacağı bilimsel çalışmalarla anlaşılacaktır.

Bizim farkında olmamız gereken konu; Allah her şeyi bir sebebe ve kanuna bağlamıştır. İnsanlara da bir yere kadar, âlemdeki varlıklar üzerinde tasarruf yeteneği verilmiştir. Şayet yaşlanma sadece WRN genine bağlanmışsa, bu genin değiştirilmesi de mümkün olursa, yaşlanma geciktirilebilir; kısmen veya tamamen durdurabilir.

Ancak, mesele sadece hücrenin yaşlanmasıyla ilgili değildir. Bazı hücrelerin sayısı azalmaktadır. Bilindiği gibi her hücrenin belirli bir ömrü vardır ve bu genelde iki yıldır. Belli yaştan sonra bazı hücrelerin sayısı azalmakta, kaybolan hücrelerin yeri doldurulmamaktadır. Özellikle kemik hücrelerinde görülen bu azalma, kemik erimesi şeklinde ifade edilmektedir. Kemik erimesi organizmada bir takım şekil bozuklukları hâsıl etmekte, bu da bir takım ağrı ve sızıları peşinden getirmektedir.

Diğer taraftan, yaşlılıkta görülen sadece hücrelerin su kaybederek buruşması değildir. Yaşlılıkta hafıza kaybı ve bir takım hastalıkların getirdiği zafiyet de vardır ve en önemlisi de budur. Kur’an’da, ileri yaşlara ulaştırılan kimselerin, yaratılışlarının tersine çevrileceğine, yani onların bildikleri bazı şeyleri bilmez hale geleceklerine dikkat çekilir. (Yasin Suresi, ayet 68)

 

Ömür ve kader

Bu benzeri araştırmalarda elde edilen sonuçların, yaratılış ve yaratıcı noktasından bir takım tereddütleri hâsıl etmesinin asıl sebebi, kader meselesinin iyi anlaşılamamasıdır. Mesela, WRN geninin hücrelerin yaşlanmasını durdurduğu ortaya konmuş olsun. Bu durumda genelde şöyle bir değerlendirme yapılıyor:

Allah hücrelerin normal şekilde yaşlanacağı şeklinde bir kader tayin etmişti. Ancak, araştırmayla ve dolayısıyla hücrelere müdahale ile yeni bir durum ortaya çıktı. Bu yeni durum kaderde yoktu. Bunun izahı nasıl olacak?

Bir kere “kaderde yoktu” demek, “Allah bunu bilmiyordu” demektir. Bu ise yanlıştır. Burada yanıldığımız nokta, sadece bizim için yeni bir durumun ortaya çıkmasıdır.

Allah (c.c.) insanlara öğrenme ve ilerleme yeteneği vermiştir. İnsanlar da gayret etmiş, sonuçta Allah, genleri anlayacak ve bir takım değişiklikler yapacak bilgiyi insanlara vermiştir. Bu gelinen noktada genleri değiştirebilmesi, sadece insan için yeni bir durumdur. Allah zaten o yetenekleri insana vermesiyle, insanların bu noktalara gelmesini ve kâinattaki varlıkları daha iyi anlamasını, yaratıcılarının ilmini ve kudretini daha iyi tanımalarını murad etmiştir. 

 

Sonuç

İnsanların ilerlemesi, yeni bilgilere ulaşması Allah’ın ilmi ve iradesi dışında değildir. İnsanlar da, kâinat da başıboş bırakılmış değildir. İnsanın hatası, Rabbini kendisine kıyas etmesinden kaynaklanır. Allah’ın kâinattaki icraatına kendi penceresinden bakar, yani, Allah’ın bilmesini kendisine kıyas eder ve hata eder. Biz yaşlanma genini bulup, yaşlanma konusunda önlem alsak da, Allah bunları bize öğreten olarak zaten bilmektedir.

Bizler bu halimizle aslında komik duruma düşüyoruz; biraz bilince kendimizi her şeyin merkezi zannediyoruz. Hâlbuki Allah öğretmese, yetenek vermese hayvanlardan ne farkımız kalacak. Şu âyet konuyu ne kadar güzel özetliyor ve sorunun altındaki vesveseyi susturuyor:

“…O, kullarının geleceğini de bilir, geçmişini de. Kulları ise, O’nun ilminden, ancak O’nun dilediği kadarını kavrayabilirler…” (Âyetü’l-Kürsî, Bakara, 255)