ARAMA SAYFASI

Peygamber Kedisi: MÜEZZA

Hep bir kedim olsun isterdim. Bu ancak yaşım 60’a yaklaştığında nasip oldu.

 

Çocukluktan beri kedilerle ilgilenmiş, sevmişimdir. Hep bir kedim olsun isterdim. Bu ancak yaşım 60’a yaklaştığında nasip oldu. Şimdiki kedim Pamuk ofisimde yaşıyor ve onun mutlu bir kedi olduğunu düşünüyorum.

Kedileri böylesine sevdiğimi gören dergimiz editörü Selim Gündüzalp Bey, Sam Stall’ın yazdığı ve İngilizce’den tercüme edilen “Uygarlığı Değiştiren 100 Kedi” (Can Yayınları, 2009) adlı kitabı tavsiye etti. Kitabı okurken ilk defa orada Peygamber Efendimizin birçok kedisi yanında Müezza adlı bir kedisi olduğunu da okudum ve ilk defa duyduğum için şaşırdım. İnternete girince Müezza hakkında yazılmış bir kitap olduğunu ve Google’da binlerce atıfta bulunulduğunu yine hayretle gördüm.

Peygamberimizin bu kediyi tanıması, onu Mekke’nin kavurucu sıcaklarında sokakta kıvranırken görüp ilgisini çekmesiyle başlıyor. Ona Müezza (izzet veren, şereflendiren) ismini veriyor.

Bu kediyle ilgili anlatılan çok hatıra var. Mesela, bir gün bu sadık kedi tam da Peygamber Efendimizin elbisesinin yenine kıvrılıp uyumuş. Peygamberimiz ezan okununca kediyi rahatsız edip uyandırmaktansa giysisinin yenini kesmiş. Efendimiz döndüğünde Müezza, sahibinin önünde eğilmiş; ve Efendimiz üç kere sırtını okşamış. Rivayete göre kedilerin sırt üstü düşmemesinin sırrı, Müezza’nın sırtına Yüce Peygamberimizin ellerinin değmesindendir.

Bir başka rivayette de, Peygamberimiz evinde vaaz verirken Müezza da kucağında uyuduğu nakledilir. Müezza’nın karamel rengi bir Habeş kedisi olduğu söylenir.

Peygamberimiz, Ebu Hureyre’ye kedi dostu olduğu için iltifaten ‘Ebu Hureyre’ (kedi babası) adını vermiştir. Yine Efendimiz, “Kediyi sevmek imandandır” (Buhari, 2161) ve “Bir insan, eve hapsettiği bir kedi yüzünden cehenneme gitti. Kediye yiyecek vermemiş; yeryüzünün haşeratından yemeye de salmamıştı.” (Buhari, 1977) buyurmuştur.

İslâmiyet kedileri böylesine korurken, Hıristiyanlar kediye daima kuşku ile bakmışlardır. Yüzyıllar boyu yeni doğmuş bebeklerin soluğunu çalmaktan tutun da, şeytanın çıraklığına varıncaya kadar suçlanmadığı şey kalmamıştır zavallı yaratığın. Hıristiyanlıkta, kedilerin şeytan ve cadıya kadar her şey olduğu iddia edilirken, Müslümanların kediye bakış açısı ise bunun tam tersidir.

Kedilerin o kadar harika özellikleri vardır ki, hayran olmamak elde değil. Kediler temizdir; bir kediyi dünyanın ıssız uzak bir yerine de bıraksanız, tuvaletini yapmak için toprağı kazacak ve işi bittikten sonra o yeri kapatacaktır. Kediler tuvaletlerini yaparken toprağı sağ patileriyle açar, işleri bittikten sonra bu defa sol patileriyle de kapatırlar ve patilerinde kum, taş kalmaması için silkelerler. Kesinlikle nankör değillerdir. Özgürlüklerine düşkün ve onurludurlar. Temizliklerini mikrop öldürücü ve dezenfektan özelliği olan tükürükleriyle yalayarak yaparlar.

Kedilerin bir başka yönü de çocukları sosyalleştirmesi ve yetişkinler için terapi görevi yapmasıdır. Ne diyelim; bu sevimli mahlûkları yaratıp bize arkadaş yapan Rabbimize şükürler olsun…