ARAMA SAYFASI

Sihirli Dünyalar

Oyun, çocuğun, kurallı kuralsız gerçekleştirdiği ama her zaman severek yer aldığı bir öğrenme sürecidir.

Hepimizin kendimize has oyunları olmuştur çocukken. Çamurdan bebek yapmak, kağıttan şekiller çıkarmak, evcilik ve doktorculuk hemen herkesin oynadığı en güzel oyunlardandır. İçinde masumiyet ve samimiyet vardır oyunların. Bir şeyleri öğrenmek için en güzel uğraştır. Bu sebeple insanlık tarihinin hemen her döneminde oyun yer almıştır.

Hatta tarihte oyunun ilk belirtisi insanların müziklere ritim tutmalarıyla başlar. Eski mısır medeniyetlerinde açılan mezarlarda deriden yapılmış, kepekle doldurulmuş toplar bulunmuştur. Bu bilgilerle diyebiliriz ki, çocuğun olduğu yerde oyun da vardır.

Eski zamanlardan gelelim bizim çocuklarımıza ve onların oyunlarına. Oyun ve oyuncak çocuğun dünyasında önemli bir yer tutar. Oyunun çocuğun fiziksel ve psiko-motor gelişimine, duygusal ve sosyal gelişimine, zihinsel ve dil gelişimine pek çok katkıları vardır. Bu katkıları kısaca açalım:

 

OYUNUN ÇOCUĞUN FİZİKSEL VE PSİKO-MOTOR GELİŞİMİNE ETKİLERİ:

Çocuk oyun esnasında atlar, koşar, sıçrar, sürünür vs. Bu gibi eylemlerle çocuğun kas ve iskelet sistemi gelişir. Ayrıca solunum, sindirim ve boşaltım sistemlerinin de düzene girmesini sağlar. Oyunun içinde çocuk farkında olmadan parmaklarını, eklemlerini, beynini, gözlerini kullanarak, el-göz koordinasyonunu gerçekleştirir ve algılama merkezi beyinde harekete geçer.

 

DUYGUSAL VE SOSYAL GELİŞİMİNE ETKİLERİ:

Psikologlar çocuğun oyun esnasında endişelerinden, kaygı ve korkularından sıyrıldıklarını ileri sürmüşler. Çünkü çocuk oyun ile günlük yaşamında meydana gelen ya da onu rahatsız eden her şeyi anlatır.

Özellikle kız çocuklarının oyunlarını dikkatli incelersek; bebeklerine ya da oyuncaklarına annelerinin onlara yaklaştığı gibi yaklaşırlar. Çocuk oyun esnasında mutluluk, korku, sevinç, kızgınlık, ayrılık hatta ölüm gibi birçok kavramı algılama fırsatı yakalar. Duygularını kontrol etmeyi ve kendini ifade etmeyi öğrenir. Özellikle grup oyunlarında arkadaşlarıyla oyuncağını paylaşmayı, sabretmeyi, beklemeyi, dinlemeyi öğrenir. Küçük yaşta edinilen bu tecrübeler ileriki hayatında çocuğun sosyal fobi yaşamasını önleyecektir.

 

ÇOCUĞUN ZİHİNSEL VE DİL GELİŞİMİNE ETKİLERİ:

Matematiksel oyunlar, şekiller, legolar, yapbozlar çocuğun zihnini sürekli uyanık tutar. Ayırt etme, problem çözme, sayma, sınıflandırma, sıralama gibi işlemleri öğrenir. Oyun esnasında kendini ifade etmesi gerektiğini anlar ve buna bağlı olarak savunma mekanizması gelişir. Duygu ve düşüncelerine uygun sözcükleri seçer, hayalindeki simgeleri sözle ifade etme yeteneği gelişir. “Çocuğun en ciddi uğraşı oyun, en önemli işi yine oyundur.” (Montaigne)

Çocuk oyun ile bedeninde var olan enerjiyi boşaltma imkânı bulur. Koşarak, kahkaha atarak, düşerek, bedenen ve ruhen rahatlar. Özellikle 2-6 yaş döneminde çocuk bilinçli oyunlar üretir.

Bu dönemde hayal dünyaları çok geniş olan çocuklar eğer iyiye kanalize edilmezlerse anne-babaya zorluklar yaşatabilir. Örneğin kız ve erkek çocuklarının oyunları birbirinden farklıdır. Erkek çocukları için, daha çok yapı inşaat oyunları, araba, tren tarzı oyun ve oyuncakları; kız çocukları için ise bebek, resim, boya, tencere-tabak tarzı oyuncakları tercih etmelidir.

Kız çocuklarının oyunları daha sakindir. Yazı yazmayı, resim yapmayı, bebekleriyle oynamayı seven kız çocuklarına karşı erkek çocukları beden hareketlerine dayanan oyunları tercih eder.

Kız çocuklarında hayale dalma zevki daha fazladır. Buna dinleme, süsleme, birini taklit etme zevkleri de eklenebilir. Özellikle bu zevk 5 yaşına doğru görülür. Erkek çocukları buluş ve icat etme konusunda kabiliyetlidir. Edison, Mozart, Liszt gibi buluşçuların daha çocuk yaşta kabiliyetlerini gösteriyor olmaları bunun en büyük kanıtıdır.

Çocuklar cinsiyetlerinin gerektiği oyunlara teşvik edilmelidir. Aksi taktirde “kadınlaşmış erkek, erkekleşmiş kadın” denilen kişilik problemleri çoğalır.

Çocuklarımıza aldığımız oyuncaklarda bir o kadar önemli tabi. Kız çocuklarının sıkça rağbet ettikleri “küçük kadın” olarak tabir edilen makyajlı, süslü ve bütün kadın hatları ortada olan bebekler onların gerektiğinden erken cinsel kimlik arayışına girmesine sebep olur. Zihninde oluşan süslü, makyajlı imajla kendini özdeşleştirir. Bu da temiz ve saf fıtratlarında derin yaralar açabilir. Erkek çocuklarının ise silahlar, bıçaklar ve vurdulu kırdılı bilgisayar oyunları gadabî duygularını beslediği için sakıncalı sonuçlar doğurabilir.

Başta da dediğimiz gibi oyun çocuğun gelişimi için çok önemli. Amacımız çocuklarımızın gelişimine katkıda bulunmak ve onlara büyümelerinde yardımcı olmak olmalı. Bu sebeple oyunlarına dahil olmak, onları takip için iyi bir fırsat olabilir. Kimi zaman anne-babayla, anane-dedeyle yapılan oyunlar çocuğun unutulmaz anıları arasında yerini alır.

Yüceler yücesi, güzeller güzeli Peygamberimizin hayatına bakacak olursak, onun da çocuklarıyla ve torunlarıyla oyunlar oynadığı kaydediliyor.

Bizler de o yüce gönülden örnek alarak gelin bitanelerimizin oyun dünyalarına misafir olalım, kendilerini ve onların gözüyle kendimizi daha yakından tanıyalım.