TR EN

Dil Seçin

Ara

Mecnûn Makâmı

Mecnûn Makâmı

Mecnûn olmak bir “makam”dır; dişlerin sıkılma hâlidir!

72.png

Sus!..

Kenetlenmiş çenenden, “kendini” sızdırırsan dışına; kıvam bozulur… Çünkü “mecnûn” olanın yolu, en dar tünellerden geçer!

72.png

Yollardan, Leyla’ya doğru, her daim yürüyenler vardı… 

Kimdi onlar? Bilen yok!.. Hani ayak izleri? Silinmiş, gören yok!.. 

Peki hatıraları? Unutulmuş, anlatan yok!.. 

Ya Mecnûn?..

72.png

Mecnûn; susmanın adıdır ve yürümenin adıdır ve dönüp ardına bakmamanın fakat aramanın ve bulmanın veya sadece dişlerini sıkmanın adıdır…

Mecnûn olmak hem rütbe takmaktır omzuna, hem de omzuna yüklenmiş olan rütbeyi haysiyetle ve hassasiyetle taşıyabilmektir!

72.png

Leyla’nın bin yolcusu; 

…Ama yolların bir Mecnûn’u vardı! 

Sen kimsin? Hangisisin?..

72.png

Derler ki; Mecnûn olmak, otuz iki tane dişin birer birer çekilmesidir çene kemiğinden… Ve gıkını çıkarmamaktır! 

Bunu diyenler yalan söylüyor, çünkü ben Mecnûn’u gördüm; aynanın başındaydı ve havuzun başındaydı ve hatta durgun göllerin başındaydı… Biliyorum! Mecnûn olmak; otuz iki tane dişin birer birer çekilmesi değil, tane tane çakılmasıdır çene kemiğine… Ve gıkını çıkarmamaktır!

72.png

Yani Mecnûn olmak, çenenin kuvvetle sıkılma hâlidir, dişlerin kemiğe çakılma hâlidir… 

Mecnûn olmak bir makamdır. Susmak, yürümek, ardına bakmamak, aramak, nihayetinde bulmak… Ve şu soruyu sormak demektir:

Leyla’nın bin yolcusu, fakat yolların bir Mecnûn’u vardı! 

Sen, hangisisin?..