Müslümanlara zarar vermek için fırsat kollayan ve aramızdaki birlik ve beraberliği bozmaya çalışan Yahudilerin, ne kadar kurnaz ve fesatçı olduğunu gösteren bir olay da şöyle yaşanmıştı:
Birgün Müslüman gençler, birlikte samimi bir şekilde sohbet ediyorlardı. İhtiyar bir Yahudi bunları gördü. Bu samimi hâlin Müslümanların gittikçe kuvvetlendiğinin bir alâmeti olduğunu ve böyle giderse kendi aleyhlerine olacağını düşünüp korktu. Hemen gidip genç bir Yahudi buldu ve ona, “O gençlerin aralarına katıl; Evs ve Hazrec kabilelerinin eski mücadelelerini hatırlat, onları tahrik et, aralarında fitne çıkart.” diye onu Müslüman gençlerin yanına gönderdi.
O Yahudi de o iki Arap kabilesinin cahiliye devrindeki kavgalarını, atışmalarını anlatan şiirler okuyup gençleri tahrik etti ve birbirine düşürdü.
O genç Müslümanlar da kahramanlık damarıyla birbirlerinden korkmadıklarını göstermek için hemen koşup silahlarını aldılar ve bir meydanda toplandılar… Bu Yahudi fitnesi, o heyecanlı gençleri kanlı olaylara sürükleyecekken, bu olaydan haberdar olan Resul-i Ekrem (asm) Efendimiz, hemen o gençlerin yanlarına gitti. Peygamber Efendimizi gören o genç sahabeler durakladılar. Rehber-i Ekmel olan Peygamberimiz o topluluğa hitaben şöyle buyurdu:
“Ey Müslümanlar! Allah’tan korkunuz. Allah’tan korkunuz. Aklınızı başınıza alınız! Daha ben sağ iken, içinizde bulunurken hâlâ cahiliyet işleriyle, vahşiyane davalarla mı uğraşıyorsunuz?! Bu hareketlerinizin sonucunun ne olacağını hiç düşünmüyor musunuz?..”
O galeyana gelmiş gençler, Allah Resulü’nü dinlediler; düştükleri hatayı anladılar ve pişman olup kucaklaştılar.
