TR EN

Dil Seçin

Ara

Moravec Paradoksu

Moravec Paradoksu

Hans Moravec tarafından ortaya atılan Moravec paradoksu; bilgisayarların matematik ve mantık gibi insanlara zor gelen şeyleri yapmayı öğrenmesi kolayken; yürüme ve görüntü tanıma gibi, bahçıvanlık gibi insanların kolay bulduğu soyut şeyleri yapmayı öğrenmesi zor anlamına gelmektedir.

Moravec 1988’de şöyle yazmıştı: “Bilgisayarların zekâ testlerinde veya dama oynarken yetişkin seviyesinde performans göstermesini sağlamak nispeten kolaydır; ancak algılama ve hareket kabiliyeti söz konusu olduğunda onlara bir yaşındaki bir çocuğun becerilerini kazandırmak zor veya imkânsızdır.”

Benzer şekilde, Martin Minsky tersine mühendislik için en zor insan becerilerinin bilinçli farkındalık seviyesinin altında olanlar olduğunu vurguladı. “Genel olarak, zihnimizin en iyi yaptığı şeyin en az farkındayız.” diye yazdı ve “Kusursuz çalışan karmaşık süreçlerden çok, iyi çalışmayan basit süreçlerin daha fazla farkındayız.” diye ekledi. Benzer şekilde, Steven Pinker 1994’te “Otuz beş yıllık Yapay Zekâ araştırmasının ana dersi, zor problemlerin kolay ve kolay problemlerin zor olduğudur.” diye yazdı.

…

Moravec; “Mind Children: The Future of Robot and Human Intelligence (Zihin Çocukları: Robot ve İnsan Zekâsının Geleceği)” kitabında, bizim kolay bulduğumuz doğal yaşamımızı sürdürmemizi sağlayan bilgilerimizin, insanlık tarihi boyunca süren bir deneyim sonucunda beynimize yerleşmiş olduğunu savunuyor. Bu nedenle günlük yaşamsal davranışlarımız bize kolay gelirken, bir makine yapmak ya da matematik öğrenmek zor geliyor. Çünkü bunlar, yaratılıştan programlanmış beynimiz için çok yeni sayılabilecek bilgiler.

Bu paradoksun nedenleri ise bilgisayarların işlem gücü, duyusal bilgi işleme, beynin biyolojik yapısı, veri eksikliği ve algoritmaların yetersizliğidir. Şimdi bunları detaylı bir şekilde açıklayalım:

- Bilgisayarlar, soyut ve sembolik bilgileri işlemekte başarılıdır. Bu da matematik ve mantık gibi alanlarda yetenekli olmalarını sağlar.

- Yürüme ve görüntü tanıma gibi görevler, karmaşık ve sürekli değişen duyusal girdileri işlemeyi gerektirir. Bilgisayarlar bu tür girdileri insanlarla aynı şekilde işlemekte zorlanmaktadır. Bunlara ek olarak, yapay zekânın gelişmesi için, bilgisayarların duyusal bilgi işleme yeteneğinin geliştirilmesi gerekmektedir.

- Yapay zekâ sistemleri, insan beyninin sahip olduğu kadar veriye sahip olmadığı için karmaşık zihinsel faaliyetleri ve paralel işleme yeteneğini öğrenmeleri ve taklit etmeleri zordur. Örneğin, insan beyni aynı anda birçok işlemi yapabilmektedir.

- Yapay zekâ algoritmaları, insan beyninin öğrenme ve problem çözme yeteneğini tam olarak taklit edebilecek kadar gelişmiş değil.

- Beynin alt seviyelerinde gerçekleşen basit bedensel görevler, sezgisel ve otomatiktir. Bilinçli düşünme yoluyla çözülen karmaşık, soyut problemler ise beynin üst seviyelerinde gerçekleşir. Bu yüzden sezgisel görevleri makineler yapmakta zorlanırken, matematik ve mantık gibi alanlarda başarılıdır.

…

Bu paradoksu örneklendirerek açıklayacak olursak, bir robot satrançta dünya şampiyonunu yenebilir, ancak merdivenlerden düşmeden yürüyemez. Ayrıca, bir robot karmaşık matematiksel problemleri çözebilir, ancak bir insan yüzünü kalabalık bir ortamda tanıyamaz.

Veya ortalama 4 yaşındaki bir çocuğun hiç zorlanmadan gerçekleştirebildiği eylemler (bir yüzü tanıma, sesleri tanıma, odayı boydan boya yürüyerek geçme…) aslında yapay zekâ için en karmaşık mühendislik problemleri demektir.

İnsanoğlu mükemmel bir varlıktır ve insan beyni tüm bedenimizle bütünleşmiş durumdadır. Sayısız fonksiyonları problem olmadan ve farkına varmadan yerine getiririz. Üstelik bunları çok düşük enerji harcayarak yaparız. Bu da sonsuz kudret sahibi bir Yaratıcının eseri olduğumuzu gösterir.