TR EN

Dil Seçin

Ara

Alışverişte İndirim Paradoksu

Alışverişte İndirim Paradoksu

Tek fiyata ikisi bedava!.. P’ye varan ucuzluk!.. Kapatıyoruz!.. Tahliye İndirimi!.. Zararına Satışlar!.. Anneler günü!.. Babalar günü!.. Sevgililer günü!.. İndirim yazıları sürekli vitrinlerde. İnternet alışveriş sayfalarında da bolca karşılaşıyoruz sonu gelmeyen reklamlara. Hatta o kadar reklam yapılıyor ki, gına geliyor izlemekten. 

 

Fakat indirimlerin önemli bir kısmı gerçek indirim olmayabiliyor. İndirim zamanı gelince ürünlere daha yüksek fiyat konulup, üzeri çiziliyor, altına indirimli fiyatı yazılıyor. Halbuki bazen o indirimli fiyatın, indirim olmadan önceki fiyatla aynı olduğunu gözlemleyebiliyoruz. Örneğin bir vitrinde dikkatimizi bir kazak çekiyor. Fiyatı aslında 80 lira. Fakat kazağın üzerindeki etikette 79,90 lira. Bu psikolojik fiyatlandırmadır. Ürünün daha ucuzmuş gibi algılamasına neden oluyor. Aslında bu tür fiyatlandırmalar ahlaki de değil.

İnsanların indirime olan zaaflarını iyi bilen firmalar, gerçekte indirim yapmasalar bile, indirim yapıyor gibi görülüyorlar. Belki birçok kişi bunun farkına bile varmıyor ve indirimli ürün aldığını zannederek mutlu oluyor. Diğer yandan firmaların toplam kârlılığı pek değişmiyor. İndirim yokken kâr marjını yüksek tutan satıcı, kâr marjını düşürdüğünde sürümden kazanacaktır.

Eğer alıcılar indirimli alımlarda kendilerini frenleyebilirse bu alışverişten kazançlı çıkarlar. Fiyatların cazibesi nedeniyle harcamalara sınır getiremeyen alıcılar için, bütçeyi aşma tehlikesi vardır.

İndirimli satışlar, alıcıların zararına da yol açabilir. Örneğin P indirim olduğu zaman bir adet yerine iki adet alma şansı sunuluyor. O yıl ihtiyaç olmadığı halde, gelecek yıllar için alışveriş yapılabiliyor.

Bir çözüm olarak, ihtiyacınız olan, beğendiğiniz bir malı indirimden önce belirleyin ve fiyatını aklınızda tutun. İndirimler başladığında aynı ürünün fiyatlarının gerçekten indirilip indirilmediğini tekrar kontrol edin. Sergilenen bir ürünün etiketinde eski ve yeni fiyatın yazılması gerekir. Buna dikkat edilmelidir. Bir şeyler alma düşüncesini sürekli zihninde canlı tutanlar, vitrinlerdeki ‘indirim’ yazılarının dayanılmaz çekimine kapılıveriyorlar. Sonunda elleri dolu, cüzdanları ise hayli hafiflemiş olarak çıkıyorlar.

…

Bir vitrin ne kadar güzel ve etkileyici düzenlenirse o kadar ‘şiddetli ihtiyaç’ uyandırıyor. Bu ihtiyaçların çoğu ise ‘gerçek’ değil. Asıl amaç sergilenen ürünü, yaygın tabirle ‘kışkırtıcı’ bir şekilde sunmak ve satmak. Bu kışkırtıcılığın en göze çarpan etkileri ise, insanların cüzdanlarında ne kadar paralarının olduğuna bakmamaları veya kredi kartı limitlerini ne kadar zorlayacaklarını düşünmeden alışveriş yapmalarıdır.

Müşterinin ilgisini çekecek, gözlerini boyayacak, dakikalarca baktıracak bir vitrin hazırlanması için mağaza sahipleri ve yöneticileri tarafından çok büyük yatırımlar yapılıyor. Bu yüzden etkili vitrin dizaynları ile müşteri yönlendiriliyor.

Vitrin düzenlemelerine neden bu derece önem verildiğini soran bir gazeteciye, Joseph Weishar şu cevabı veriyor: “Mağaza içi sunum, satışlar üzerinde çevremizdeki tüm medyadan daha güçlü bir etkiye sahiptir. Eğer satış yapmak istiyorsanız, müşteriyi yönlendirmelisiniz.”

…

Medya, insanları indirimlerden haberdar etmede öylesine mahir ki, sadece alışveriş indirimlerini değil, tatil için otellerin, eğlence yerlerinin indirimlerini sürekli aktarıyorlar.

Son zamanlarda pek çok firmanın ve büyük marketlerin çıkardığı kartlar, insanları yine indirim yanılmasına ve sonuçta tüketimin tuzağına düşürüyor. Taksit kartları, özel indirim kartları, bazı bankaların anlaştıkları firmalardan indirimli alışveriş imkanları sunmaları kontrollü alışveriş yapmada kararlı insanları bile taviz vermeye zorluyor.

Örneğin bu furyadan nasibini almaya çalışan yüksek tirajlı bir gazetenin çıkardığı ‘sanal kart’ okuyuculara şu sloganla tanıtılıyor: “Daha az parayla, daha çok yaşama keyfi.” Çünkü bu karta sahip olmakla pek çok sinemaya veya tiyatroya P’ye varan indirimler vaat ediyor. Hemen ardından da anlaşmalı oldukları kafe ve restoranlarda ’ye varan indirimlerden yararlanma imkanından bahsediliyor.

Her şey vatandaşın yararına görünüyor, ama burada da asıl gaye, harcamayı kamçılayıp, daha fazla kâr sağlamaktır. Öncelikle sezon sonlarında mevsimlik satışlar, elde kalan ürünleri, fazla stokları eritmek için yapılır. Çünkü piyasanın satın alma eğilimi, bu dönemlerde çok artıyor. Böyle olunca da dolaplarımızda kıyafet koyacak yer bulamıyoruz!

 

Peki özel günlerdeki hediyeleşmeler?..

Anneler günü, babalar günü, doğum günleri, sevgililer günü, evlilik yıldönümü, kadınlar günü vb… Son zamanlarda medya reklamları ve mağaza vitrinleri özel günlere aşırı odaklandı. Hatta bankalar bu günler için kredi bile veriyor. Televizyon, internet, sosyal medya, gazeteler çeşitli ürünlerin reklamlarını yapıyor. Ama bazı hediye diye sundukları pahalı ürünleri almak ne kadar mümkün!..

Her sene tekrarlanan bu günler için çılgınca alışveriş yapmaya bu kadar gerek var mı? Hediyeleşmek çok güzel bir şey ama firmaların medyaya aşırı reklam verip, gündem oluşturup, insanları buna mecbur bırakması normal mi? Herkesin bu hediyeleri almaya gücü var mı diye düşünülmeden tahrik dolu reklamlar yapılıyor. Bir sevdiğiniz varsa ve ona o ölçüde bir hediye alamıyorsanız, ilişkiniz bozulma derecesine bile gelebilir.

Yani tüketelim diye gereken ne varsa yapılıyor.

Hediye olarak alınan şeyler gerçekten ihtiyaç mı, yoksa birçoğu kullanılmadan bir tarafa atılacak türden mi? Bazı kişiler o kadar şeye sahip ki, hediye alırken ne almamız gerektiğini düşünüp, duruyoruz. Hediyeleşmek güzelse de eğer sevdiğiniz kişiye güzel sözler söyleyip, onu mutlu etmiyorsanız, aldığınız hediyenin ne anlamı var? Yoksa bu bir sus payı mı? Annenizi, babanızı normal günlerde arayıp, gönüllerini hoş etmeyip, senede bir gün onu yemeğe çıkarıp, güzel bir hediye almak ne kadar doğru? Asıl olan sevdiklerinizi her zaman hatırlayıp gönüllerini hoş etmek değil mi!..

Elbette maddi durumumuz müsait ise ve hediye alacağımız kişinin de işine yarayacaksa hediye almak çok cömertçe bir harekettir. Demek istediğimiz, sadece belli günlerde hediye almak yerine, önemli olan, sevdiklerimizle sevgi, anlayış ve saygı çerçeveli kaliteli iletişim kurmaktır.