Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Allah’ı, sizlere verdiği bolca nimetlerinden dolayı sevin. Beni de, Allah’ı sevdiğinizden ötürü sevin. Ehl-i beytimi de benim sevgim sebebiyle sevin.”
(Tirmizî, Menakıb, 31/ 3789)
***
Zeyd bin Erkam (ra) naklediyor:
Hz. Peygamber buyurdu ki:
“Ben size iki emanet bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarılırsanız asla sapıtmazsınız. Allah’ın kitabı Kuran ve Allah Rasulünün sünneti…”
(Rudanî, Cemu’l-Fevaid, I, s. 43, h. no: 126-127)
***
Enes bin Malik (ra) naklediyor:
Allah Rasulü buyurdu ki:
“Sizden biriniz kendisi için istediğini din kardeşi için de istemedikçe gerçek manada iman etmiş olamaz.”
(Nesai, İman, 19/33)
***
Hz. Ebû Şureyh el Huzai’den (ra) gelen bir rivayete göre:
Allah Resulü (sav) şöyle buyurdu:
“Allah’a ve ahiret gününe inanan ya hayır söylesin veya sussun.”
(Müslim, İman, 77)
***
Hz. Aişe’den (ra):
Allah Resulü (sav) şöyle buyurdu:
“Allah (cc), sizlerden birisi için hayır yoluna ya da sadaka olarak verdiği bir lokma veya bir hurmayı öyle büyütür ki, evlâdınızı ya da bir tayınızı büyüttüğünüz gibi büyütür. Ve bu bir lokma kıyamete kadar büyüye büyüye Uhud dağı gibi olur.”
(İbn-i Mace , Zekat, 28)
***
Allah Resulü (sav) şöyle buyurdu:
“Eğer kâfirin Allah katındaki tüm rahmetlerden haberi olsa, asla Cennetten umudunu kesmez.
Eğer mü’min, Allah katındaki azabın tümünü bilse, kesinlikle Cehennemden emin olamaz.”
(Müslim, Tevbe, 23)
***
Hz. İbni Ömer’den (ra):
Hz. Peygamber (sav) buyurdu ki:
“Kıyamet günü mü’min, Rabbinin lütuf ve inayetine öyle yaklaşır ki, Allah ona, insanlardan gizli olarak işlediği bütün günahlarını teker teker saydırır.
'Filan günahını biliyor musun, falan günahını biliyor musun?'” diye sorar.
Mü’min de:
“Yâ Rab, biliyorum.” diye itiraf eder.
Cenâb-ı Hak, sonunda ona:
“Ben, senin bu günahlarını dünyada iken gizlemiş, kimseyi haberdar etmemiştim. Bugün de yine kimseye bildirmeden bağışlayıp, mağfiret ediyorum.” buyurur.
(Tirmizi, Daavat, 98)
