TR EN

Dil Seçin

Ara

Hudeybiye Anlaşmasının Sonuçları

Hudeybiye Anlaşmasının Sonuçları

Kur’an Allah’ın Mucize Kelamıdır

Fetih Suresi: 27-29

Daha önce de vurgulandığı üzere, bir konuda söz söyleyen kimsenin söylediklerinin doğru olduğuna güvenmesi, tereddüt etmemesi, onun dürüstlüğünü gösterir. Böyle bir pozisyonda olan kimsenin kullandığı ifadelerindeki açıklık, kesinlik olması, gereken vurgularla pekiştirilmesi, onun söyledikleri hakkında hiçbir hileye başvurmadığının belirtileridir.

İşte Fetih suresinin ihbar-ı gaybî nevinden olan ilgili ayetlerinde bu kurala uygun bir üslubun kullanıldığı çok açık bir şekilde görülmektedir. Üslubun gözlerinde telaşı ima eden mimikler, hileleri işmam eden yersiz gamzeler, istifham uyandıran gayr-ı ciddi hemzelerden uzak olması, ilgili beyanın içinde hile-hurdanın olmadığının göstergesidir.

Bu konuyu şöyle açıklamak mümkündür:

1) Ayet 27’de Hz. Peygamberin (sav) gördüğü rüyanın rüya-yı sadıka olduğu ve kesin bir bilgiye dayandığı hususu şöyle teyit edilmiştir:

a) Ayetin ilk kelimesi “Lekad” edatı mürekkep iki kelimeden meydana gelmiştir: Birincisi; yemin cümlelerinin başına gelen “Tekid Lam’ı”, ikincisi; cümlenin kesinlik ifade ettiğini bildiren tahkik edatı “Kad”dir. Bu kelimelerin başında bulunduğu ifadenin sağa-sola çekilmesini ve aksini imkânsız kılan güçlü bir karine-i maniadır.

b) Rüyanın Allah tarafından onaylandığı bilgisini veren hüküm cümlesi, açıkça “sıdk” kavramıyla tasdik edilmiştir. Tasdikin kuvvetini göstermek için bütün kemal sıfatlarına sahip ve bütün noksan sıfatlardan münezzeh olduğunu gösteren Zat-ı Akdes’in ism-i azamı olan “Allah” lafza-i celal kullanılmıştır.

c) Rüyası tasdik edilen zatın beşerî bir vasfı değil, Allah ile olan yakın ilişkisini hatırlatan “Resul” kelimesi kullanılmıştır. Bütün bu tahkik vurgularının sonunda da açıkça “hak” kavramıyla bu rüyanın hak ve hakikat olduğu, bu tasdikin de hakkın ta kendisi olduğununun altı çizilmiştir. Tabiri caizse cümlenin sonu “Hak” kavramıyla bitmiş olması bir nevi “ıslak imza” ile bir tasdiktir.

d) Ayette rüyanın doğru çıkacağı ilan edilirken, “Siz Mekke’yi fethedeceksiniz.” cümlesi yerine “Siz kesinlikle Mescid-i Harama gireceksiniz.” ifadesi kullanılmıştır. Çünkü Mekke’nin kalbi olan Mescid-i Harama girmek Mekke’yi baştan başa fethetmek anlamına gelir. Bu da yapılan vaadden dönmenin bütün kapılarını kapatmıştır. Özellikle, “Mescid-i Haram’a girmeyi” vaad eden cümlenin temel fiili olan “Tedhulu” fiilinin kesin girmeyi ifade etmesi, fiilin başında “Lam-ı kasem”, sonunda “tekit nunu” kullanılması verilen sözün yegâne istikamet caddesi olduğunu göstermeye yöneliktir.

e) Sonra aynı ayette, fethin maddi-manevi güzergâhı detaylı bir şekilde anlatılırken, İslam ordusunun başlarını tıraş ederek, hiç korkuyu hissetmeden yollarına devam edeceklerine, zahiren aleyhlerinde olan Hudeybiye anlaşmasının kendileri için asıl Mekke fethinin bir mukaddimesi olarak yakın bir fetih olduğuna, şuhudî bir manzara çizilerek gaybî bir haberin haritasına yer verilmiştir.

2) Ayet 28’de, İslam dininin tüm büyük dinlerin üstüne çıkması için gönderildiğine dair bir ilan daha verilmiştir. Bu konuda tereddüde mahal vermeyecek kadar tatmin edici ve güven verici bir üslup kullanılmıştır.

a) Hakkın hakkı hâkimiyet ve galibiyet olduğuna işareten İslam, “din-i hak” kavramıyla nazara verilmiştir. Asırlarca yüzölçüm bakımından dünyanın yarısına, nüfus bakımından beşte birine hâkim olmakla bu gaybî haber, doğru haber olarak zaten ortaya çıkmıştır. Bundan sonra daha güçlü bir şekilde bu hâkimiyet devam edecektir.

b) Bu ayetin son cümlesinin “Bu ihbar-ı gaybî haberlere Allah’ın şahit olması kâfidir.” mealinde olması hem söylenen sözlerin doğruluğunu güçlendirmekte hem konuşanın, her şeyi bilen ve her şeye kadir olan Allah olduğuna vurgu yapılarak tereddütleri izale etmekte, hem yüce yaratıcıyı hatırlatmakla “Bilmiş olun ki kalpler Allah’ı zikretmekle mutmain olur” (Rad, 28) mealindeki ayette ifade edildiği üzere muhatabın kalbini tatmin etmektedir.