BİLİN BAKALIM BEN KİMİM?
Bir ahtopotun öldürmek için saran kollarından daha öldürücüyüm; insanı öldürmeden mahvederim, evleri hiç düşünmeden yıkarım, kalpleri kırar, insan hayatlarını perişan ederim, adalete veya gerçeğe hiç saygım yoktur; hele kendini savunmasını bilmeyenlere hiç acımam, beni daima kötülerin avucunun içinde bulabilirsiniz. Hem iyiden, hem de kötüden gıda alırım. Kurbanlarım, okyanusların sahile taşıdığı kum tanelerinden daha fazladır. Çok seyrek unutur, fakat hiçbir zaman affetmem.
Bildiniz mi ben kimim?
Söyleyeyim: Benim ismim ‘dedikodu’dur. Siz gıybet de diyebilirsiniz.
***
AH ŞU DALKAVUK DÜNYA!
1815 yılında Napoleon, Elbe Adası’ndan kaçtığında, bir Paris gazetesi onun Paris’e doğru ilerleyişini arka arkaya çıkan sayılarında şu şekilde anlatmıştı:
“Korsika’lı canavar, Juan Körfezi’ne çıktı.”
“Yamyam, Grasse’a doğru ilerliyor.”
“Taht hırsızı, Grenobles’a girdi.”
“Bonaparte, Lyon s’a geldi.”
“Napoleon, Fontainbleau’ya doğru ilerliyor.”
“Majeste imparatoru, sadık halkı yarın Paris’te bekliyor.”
***
YEMİN
Yemin, bizi bir insanın doğruluğuna inandırmaz; ancak insan bizi o yeminin doğruluğuna inandırabilir.
— Aeschylus
***
Bu insan dedikleri,
El, ayakla baş değil.
İnsan mânâya derler,
Suret ile kaş değil.
— Kaygusuz Abdal
***
ALLAH’IN NİMETLERİ
Allah’ın, kendilerinden başkalarının da faydalanmaları için özel nimetler verdiği bir takım kulları vardır. Onlar bu nimetleri gereği gibi sarfettikleri müddetçe, Allah bu nimeti onlarda devam ettirir. Onlar, bu nimetleri gerekli yerlerde sarftan uzaklaştıklarında Allah da bu nimetleri onlardan alarak başkalarına verir.
— Hz. Peygamber (asm)
***
Hediye vermenin mucizesi şudur:
Her hediye ile kalbinden de bir parça verirsin; fakat bu sırada kalbin küçülmez, tam aksine büyür ve zenginleşir.
— H. Keller
***
ASIL BAŞ BELÂLARI
Bir kuruluşu mahveden beceriksizler değildir. Beceriksizler hiçbir zaman bir kuruluşu mahvedecek duruma gelemezler. Kuruluşları mahvedenler, bir başarı elde edip, sonra başarıları üzerine oturan ve her yolu tıkayanlardır.
— Charles Sorenson
***
BAŞKALARI İÇİN YAŞIYORUZ
Bu dünyada durumumuz ne kadar garip! Her birimiz sebebini bilmeden fakat çok kere ilâhî bir amaç uğruna, kısa bir ziyaret için buraya geliriz.
Fakat günlük hayatı göz önüne getirince, şu gerçeği anlamadan geçemeyiz: Biz, başka insanlar için, özellikle mutluluklarıyla mutlu olduğumuz kimseler için, ayrıca aramızdaki sempati bağı sayesinde, bilelim bilmeyelim yakınlık duyduğumuz sayısız yabancılar için bu dünyadayız.
Her gün defalarca, iç ve dış hayatımın ölmüş veya yaşayan insanların çalışmalarına ne kadar bağlı olduğunu anlıyor ve insanlara, hazıra konduklarıma karşılık olabilecek değerde bir şeyler vermek gereğini hissediyorum.
— Albert Einstein
