TR EN

Dil Seçin

Ara

Kırkambar

Resulullah (sav) sohbetindekilere; “Eğer siz benim bildiğimi bilseydiniz, az güler, çok ağlardınız.” buyurunca, dinleyenlerde korku çoğalmıştı.

Bunun üzerine Cebrail gelip:

Allah Teala buyuruyor ki: sakın kullarımı ümitsizliğe düşürme...

Bu ikazdan sonra Peygamberimiz, hep ashabına şevklendirici ve ümitlendirici sözler söyledi.

EBU TALİB-İ MEKKİ, KUT’ÜL-KULÛB

 

***

 

Üniversitelerdeki derslerin çoğu, öğrenciler öğretmen olunca kendi öğrencilerine de öğretsinler diye okutulur.

G. C. LİCHTENBURG

 

***

 

En çok

Çiçekle çocuk benzeşir.

Yalnız,

Biri; baharla gelir,

Biri bahar getirir.

NURİ KAHRAMAN

 

***

 

İnsanların mutluluğu için onlara sayısız hayır hizmetleri sunan atalarımız, hayvanları da ihmal etmemiş, onları koruma altına alan birçok vakıflar kurmuştur.

Üsküdar Kediler Hastanesi, Bursa Tahtakale’deki Gurabahane-i Laklakan denilen leylek hastanesi yeryüzü tarihinde bu konudaki eşsiz örneklerdir.

Kuşlara yem vermek, beslenmelerine yardım etmek için de sayısız vakıflar kurulmuştur.

Kuşlar için yapılan köşkler, cami avlularındaki kuş havuzları ve meşhurların mermer sandukalarının yanına, yağmur suyunun birikip kuşların içmesi için yapılan küçük mermer tekneler, bizim medeniyetimize has çarpıcı inceliklerdir.

Kuş köşkleri genellikle binaların en çok güneş alan, sert ve soğuk rüzgarlardan korunan cephelerine, insan elinin veya kedi köpek gibi hayvanların erişemeyecekleri yükseklikteki emniyetli yerlerine yapılmışlardır. Yağmur ve kardan korunmaları için, geniş saçakların veya büyük profilli kornişlerin konsollarının altları tercih edilmiştir.

 

***

 

Eşek arısına demişler:

Bal vermiyorsan bari kimseyi sokma.

SADİ

 

***

 

Tüm yolsuzluklarım Amerikan görüşlerine uygundur ve bundan sonra da böyle olacaktır.

Al CAPONE

 

***

 

Tanıdığım bir paranoyak vardı. Midesinde kanser olduğunu söylüyordu. Doktorlar hasta olmadığını anlatmaya çalışsalar da o kabul etmiyordu. Bir gün midesinin filmini çekerek kendisine gösterdiler. “Bak bir şeyin yok, filmde miden sapasağlam görünüyor.” dediler. Ama bizimki: “Bunun başkasına ait bir film olmadığı ne malûm!” diyerek itiraz etti.

Tabularla, ilkel mülahazalarla, paranoid akıl yürütmelerle kuşatılmış bir toplumun üyesi olarak gündelik hayatını idame ettirmek ne kadar da zor görünüyor! Söylediğin hangi kelimenin ne anlama çekilebileceğini, sen “ekmek tahtası” derken başkasının kafasında hangi “bayram haftası” çağrışımını uyandıracağını bilememenin doğurduğu emniyetsizlik, hayatı çekilmez hale getirir. Böyle bir yerde, üstelik, susmak da bir noktaya kadar başarılabiliyor. “Koyun” yerine “meleyen hayvan” demeyi yeğleyebilirsin, ama ya “meleyen hayvan”ın yol açabileceği yeni çağrışımlardan nasıl emin olabilirsin? Sonu yok ki paranoyanın!

RASİM ÖZDENÖREN

 

***

 

Bana yardan vazgeç derler;

Ben geçerim, gönül geçmez.

Yarin derdi çoktur derler;

Ben geçerim, gönül geçmez.

AŞIK GEVHERİ

 

***

 

Her zaman ısrarla söylerim? Muhafazakâr olmak çok zordur. Hatta en zor siyasi ve kültürel tercihtir muhafazakârlık. Çünkü tutarlı bir muhafazakâr (hiç sevmediğim yeni tabiriyle “tutucu”) olmak için her şeyden önce neyin muhafaza edilmesi gerektiğini iyice bilmek gerekir. “Tutulması” gereken nesne ve değerler hangileridir? Muhafazakârlık cehalet kaldırmaz. Muhafazakâr neyin esas, neyin ayrıntı olduğunu iyice bilmeli. Bu sayede hem muhafazakâr, hem de yenilikçi olmak mümkün olur. Bilgili muhafazakârlık saygıdeğer, cahilane muhafazakârlık ise büyük bir kültürel ve siyasi felâkettir. Türkiye bu gayriciddi ve bilgisiz tutuculuktan çok zarar gördü son yıllarda.

CEM BEHAR

 

***

 

Bâtıla, sahteye, yalana tapmak hakikati bulmaktan daha kolaydır. Çünkü bâtıl satıhtadır, yüzeydedir. Fakat hakikat derinlerde gizlidir, onu aramak ve bulmak herkesin harcı değildir.

GOETHE