TR EN

Dil Seçin

Ara

Sürdürülebilir Tarımın Şifreleri Anadolu İnsanının Dudakları Arasında Gizli: Kurda, Kuşa, Aşa…

Sürdürülebilir Tarımın Şifreleri Anadolu İnsanının Dudakları Arasında Gizli: Kurda, Kuşa, Aşa…

Bugün adına “sürdürülebilir tarım” dediğimiz kavram, aslında doğayla uyum içinde yaşamanın, kanaatkâr olmanın ve geleceği bugünden düşünmenin başka bir adıdır. Yıllardır kimyasallarla kirlenen toprak, monokültürle fakirleşen tarım alanları ve kontrolsüz üretimle yok olan biyolojik çeşitlilik, bize artık sadece verim değil “doğanın dengesini gözeten bir tarım anlayışı” inşa etmemiz gerektiğini söylüyor. 

Oysa bizden önceki kuşaklar, bu dengeyi bozmadan üretim yapabiliyorlardı. Doğayla uyum içinde yaşamayı ilke edinmişler, toprağı sadece bir kazanç kaynağı değil bir emanet olarak görmüşlerdi. Üretimin merkezine yalnızca kendini değil tüm canlıları koymuştu. Tam da bu bağlamda, Anadolu insanı ekim ayında tohumları elleriyle tarlaya fırlatırken kullandığı “Kurda, kuşa, aşa…” deyişi tarlaya düşen her bir tohumun yalnızca insan için olmadığını çok net bir şekilde ifade ediyor.

Anadolu insanının tohum serperken söylediği bu üç kelime, belki de sürdürülebilirliğin en eski tanımlarından biridir. Kadim Anadolu kültürü bu üç kelime ile yeryüzündeki yaşamın ve doğal dengenin formülünü vermiş bize. Yani ekilen tohumların birini kendi rızkı için ikisini de yeryüzünü paylaştığı canlılar için pay etmenin adıdır “Kurda, kuşa, aşa…” deyişi. 

“Kurda, kuşa, aşa” deyişi boş laflar değildi. Toprağa atılan tohumlar dört bir yana saçılacak, kurdu kuşu nasiplenecek, kalanı da sofralarda aş olacaktı. Eskiler işte böyle aşını bölüşürlerdi, zira her şey paylaşınca güzeldi.

Elbette tohum saçmakla iş bitmiyor. Az biraz toprağı sürmek, sulamak ve emek sarf etmek gerekiyor. Yani bazen ter dökmek bazen sabretmek, gerisini de Allah’a bırakmak gerek. İşte budur tevekkül.
Tevekkülle toprağa bırakılan tohumların üzerinden rahmet taneleri sağanak sağanak yağacak, kışın yağan kar tüm beyaz saflığıyla çöreklenecek tohum ekili toprağın üzerine ve sonunda baharla birlikte tohumlar yeşerip ürüne dönüşecek. 

Toprak, su ve hava kendisine verilen ilahi emirler çerçevesinde tohumun yeşermesi için el birliğiyle tüm canlılara hizmet ederken, maalesef insanoğlu kendi çıkarları için doğayı hor ve müsrif kullanmaktan vazgeçmiyor. Kurdun kuşun hakkını gasp ediyor. Maalesef ki bugün çevre üzerinde egoistçe hükmetmenin cezası olarak tarım ve dolayısıyla beslenmede sorunlar yaşıyoruz. Oysa sürdürülebilir tarım; yeterli ve kaliteli gıda maddesinin uygun maliyetlerde üretimini, tarım yapılan arazinin, çiftçilerin, çevrenin ve doğal tarım kaynaklarının korunmasını geliştirecek sistem ve uygulamaları içerir. 

Unutmamalıyız ki, sürdürülebilir tarım yalnızca bizim için değil; kurdun, kuşun, çalışkan arıların ve bitkilerin de hakkını korumaktır.