TR EN

Dil Seçin

Ara

Kırkambar

RAKAMLAR

Büyükler rakamları sever, onlara yeni bir dostunuzdan söz ettiğinizde hiçbir zaman ‘sesinin tonu nasıl?’, ‘kelebek biriktiriyor mu?’ diye sormazlar. Hep ‘kaç yaşında?’, ‘kaç kilo?’, ‘babası ne kadar kazanıyor?’ diye sorarlar. Ancak o zaman tanıdıklarını sanırlar onu. Büyüklere pembe tuğladan, pencerelerinde sardunyalar, çatısında güvercinler olan güzel bir ev gördük dersiniz, bu evi bir türlü gözlerinde canlandıramazlar. Onlara “yüz bin franklık bir ev gördüm” demeniz gerekir.

— Saint Exupery, Küçük Prens

 

***

 

CENNETE GÖTÜREN GÜNAH

Peygamberimiz (sav) “Kul bir günah işler, bu günah onu cennete götürür.” buyurunca, sohbetinde bulunanlar, “nasıl olur?” diye sordular. Bunun üzerine Allah’ın elçisi şöyle cevap verdi:

— Günah işleyip, tevbe ederek ve günahtan kaçarak, gözlerini Allah’ın dergâhına diker. Neticede Cennete girer.

— Heysemî, Mecmua-Zevaid

 

***

 

ALIŞKANLIK

Bir ağacın ölümü, büyük bir mimarî eserin kaybı gibi bir şeydir. Ne çare ki biz ikisine de alıştık.

— Ahmet Hamdi Tanpınar

 

***

 

UNUTMA

Yavaşlık ile hatırlama, hız ile unutma arasında gizli bir ilişki vardır.

— Milan Kundera

 

***

 

Ayrılıktı, sıcaktı, güzeldi.

Bir eskici geçti sokaktan

Topladı hepsini gitti.

— Oktay Rifat, İnsanlar ve Gergef Kuşları

 

***

 

GEL

Kahveler pişti gel

Köpükler taştı gel

İyi günüm dostları,

Kötü gün geçti gel!

— Eski bir koşmadan

 

***

 

BÜYÜMEK

Derdini söylemekle, ona çare bulmanın aynı şey olmadığını anlamakla, insan çocukluktan kurtulur.

— Cesare pavese

 

***

 

Hayatımdaki en önemli şeyin ne olduğunu sorsalar, babamın kütüphanesi derim.

— Jorge Luis Borges

 

***

 

Moda, insanların farklı ve özel tutkusuna seslenir. Ama bu tutku herkeste olduğu için, herkes farklı ve özel olmak üzere yeni bir modeli arar. Sonuçta, herkes aynı modeli dener.

— Cemil İpekçi

 

***

 

HALK GÖRÜŞÜ

Ergün Göze “İçimizdeki 30 kişi” adlı kitabında Prof. Dr. Lütfü Ülkümen’e soruyor.

— Hocam, siz hem halk çocuğu, hem bilim adamı hüviyeti ile tanınıyorsunuz. İlim görüşü ile halk görüşü arasında ne gibi bir alâka gösterebilirsiniz?

— Mesleğimden misâl vereyim: Malatya kayısıları kuruyor. Hocam Prof. Glayberg ile durumu tetkik ediyoruz. Tesbit ettik ki sonbaharda halk kayısıları sulamaktadır. Bu olmasa kayısı dalları dayanamayacak. Bilime inanan birisini bulup, kayısılarını sulamamasını temin ettik. Yandaki bahçe sahibi ise, yine sonbaharda suladı. Neticede, bizim kayısıların dalları kurtuldu ama tek bir kayısı vermedi. Yandakinin ise dalları yandı ama kayısı verdi. Bu işte bir yanlışlık yaptığımızı anladık, araştırdık ki, ağaçların kara ikliminde bir yaz dinlenmesi vardır. Malatya’da bu devre Ağustos’a rastlıyor. Ağacı uyandırmak lâzım ki meyve döksün. Halk bunu adeta sezgi ile anlayıp ağacı suluyor, meyve alıyor. Fakat bu su fazla verilirse, sürgünleri de fazlalaşıp kısa kalıp yanıyor... Yani bilimin anlayışıyla, halkın anlayışı arasında halk lehine bir durum çıkıyor.