TR EN

Dil Seçin

Ara

Kırkambar

ÖĞÜT

Mark Twain, babasının anlayışsızlığından şikayetçi bir çocuğa yazdığı mektubunda şöyle diyordu:

— Sabırlı ol! Ben on dört yaşındayken, babam tahammül edilemeyecek kadar anlayışsızdı. Fakat yirmi bir yaşıma gelince, babamın yedi yıl içinde ne kadar çok şey öğrendiğini görerek şaştım.

 

***

 

AFGANİSTAN’IN GELECEĞİ

Tarih, büyük güçler arasında kalan tampon devletlerin büyük siyasî birimler haline gelmekte başarısızlığa uğrayacağı hükmünü vermiştir. Roma ve İran arasında kalan tampon devlet Suriye, bu durumla karşılaşmıştır. Bu yüzden Afganistan’ın geleceği ile ilgili bir tahminde bulunmak çok zor.

— MUHAMMED İKBAL, 1910’lu yıllara ait not defterlerinden

 

***

 

VERMEK VE ALMAK ÜSTÜNE

Eskiden vadiler dolusu iğneleri olan bir adam yaşardı. Ve bir gün Hz. İsa’nın annesi ona gelip dedi ki: “Oğlumun elbisesi yırtıldı, tapınağa gitmeden önce elbiseyi onarmak zorundayım, bana bir iğne verir misin?”

Ve o da ona iğne vermek yerine, tapınağa gitmeden önce oğluna iletsin diye, vermek ve almak üstüne eğitici bir nutuk çekti.

— H. CİBRAN

 

***

 

ÇOCUK

Kolay mı

Çocukla konuşmak.

Otur dersin,

Hayır der.

Çıra dersin

Çamur der.

Çiçek dersin

Yaprak der.

Bulut dersin

Yağmur der.

Ders dersin

Küstüm der.

Seni seni dersin

Yapma der.

Oysa kolay

Çocukla konuşmak.

Masal de bak

Evet der.

— CAHİT ZARİFOĞLU

 

***

 

AFERİN SANA!

Sansar, bula bula girecek yer diye bir demirci dükkanını bulmuş, karnı da açmış. Orda gördüğü bir törpüyü yiyecek sanıp başlamış yalamaya. Törpünün dişleri sansarın dilini perişan etmiş, kan içinde komuş. Sansar hiç aldırmamış;

“Hıh, aman! “ demiş. “Koca demirin kanını ne güzel akıtıyorum. Aferin sansar sana!..” diye diye dilini paramparça edip tüketmiş.

Siz, başkalarına kötülük işlerken kendi dertsiz başınıza da nice dertler açtığınızı bilmezsiniz.

— EZOP

 

***

 

Ruh, yaratana yaklaştıran vasıtalardan yoksun kalınca, ne de çabuk pörsüyor Yâ Rabbi!.

— ANDRE GİDE

 

***

 

DİNLERE KOŞUYORUZ

Ancak ortak ve menfaatsiz bir gayede, benzerlerimize bağlandığımız zaman rahat bir nefes alabiliriz. Tecrübe bize göstermiştir ki, sevmek birbirini seyretmek değil, bir arada aynı yöne bakmaktır. Aynı yüksek gayede birleşmeden önce hiçbir arkadaşlık olamaz. Öyle olmasaydı, bu maddî refah çağında, kum çöllerinde son lokmamızı paylaşmanın o büyük sevincini duyabilir miydik? Buna karşı sosyologların tahminleri ne değer ifade edebilir? Uçaklarıyla sahraya düşen arkadaşları kurtarmanın o büyük sevincini duymuş olanlar için, herhangi başka bir zevkin mânâsı yoktur. Belki de, bugünün dünyası, bu yüzden dört bir yanından çatırdamaya başlamıştır. Her birimiz, kendimize bu bütünlüğü vaadeden dinlere koşuyoruz.

— SAİNT EXUPERY

 

***

 

SEKÜLER PSİKOTERAPİST KÖRE YOL GÖSTEREN ŞAŞI GİBİDİR.

— R. D. LAİNG