TR EN

Dil Seçin

Ara

Kırkambar

Ey iman edenler,

Bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın; belki onlar kendilerinden daha hayırlıdır. Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın; belki onlar diğerlerinden daha hayırlıdırlar. Birbirinizi ayıplamayın; birbirinize kötü lâkaplar da takmayın.

Hucurat Suresi, 11

 

***

 

Hayatımızın ilk dörtte biri kullanmasını bilmeden, son dörtte biri ise kullanmak kudretimiz tükendikten sonra geçiyor.

J. J. Ruso

 

***

 

HATİPLERE TAVSİYE

Ben, herhangi bir toplantıya başkanlık etsem, hatiplere Mark Twain’in şu hikayesini anlatırdım:

İnanışın propagandasını yapan bir misyoner, bu ünlü yazar ve hiciv üstadını öylesine şevklendirir ki, Mark Twain şunları söyler: “Hatip konuşmasının onuncu dakikasında beni kendisine öyle bağladı ki, beraberimdeki parayı son meteliğine kadar ona vermeyi düşündüm.”

Fakat hatip konuşmakta devam edince, Mark Twain’in düşüncesi değişir: “Aradan bir on dakika daha geçtikten sonra yanımdaki bütün gümüş parayı ona vermeye karar verdim.”

Hatip sözlerine hâlâ son vermediğinden, Mark Twain, bir on dakika sonra misyonere “hiç bir şey vermemeye” karar verir. Fakat konuşmasını yine bitirmediğinden ve bir on dakika daha sürdürdüğünden, dinleyenlerin, içine para koyduğu sepet, Mark Twain’in önüne geldiği vakit, yazar, “bu adamı dinlemekten son derece yorulduğu” için, “dinlenme hakkı” olarak sepetten iki dolar alır.

Nejat Muallimoğlu

 

***

 

İki kişi tanırım... Vaktiyle dinçtiler, dik yürürlerdi. Şimdi iki büklümdürler: birinin beli çalışmaktan, ötekinin beli reverans yapmaktan bükülmüştür.

...

Yılanı öldürmek için gövdesinde küçücük bir yara açmak kâfiymiş. Sonra, karıncalar yaraya üşüşür, onun işini bitirirmiş.

...

Bahar geldi. Ağaçları yollu yolsuz buduyoruz.

Acaba gölgeyi de Amerika’dan mı getireceğiz?” diye düşünüyorum.

Arif Nihat Asya

 

***

 

Müezzinler minarede ezanı ne kadar güzel okuyorlarsa, şairler de o kadar güzel şiir yazar.

Enis Batur

 

***

 

ŞARTLAR

İnsanlar içinde bulundukları durumlar için her zaman şartları suçluyorlar. Ben şartlara inanmıyorum. Bu dünyada ileri gidenler, ayağa kalkıp arzu ettikleri şartları arayanlar, bulamazlarsa o şartları oluşturanlardır.

Bernard Shaw

 

***

 

BİR ÇAĞIMIZ YAZARININ İTİRAFI

İnsanlara vakit geçirtmek için değil, onlara kardeşçe bir şeyler vermek için doğmuş bir insanım, çünkü hayat tecrübem çok zengindir. İnsanların ders almaya ihtiyaçları yok, demeyin bana. Öğrenmek isterler onlar ama örnek görerek.

İyiliğin kötülüğü yenmesini niye isteriz bu kadar? Kötü adamın yenilmesi neden öylesine sevinç verir bize? Çünkü doğuştan iyiyizdir. Ama bu zaferi ve bu yenilgiyi insanlara yalnız romanlarda, tiyatroda ve beyaz perdede göstermekle yetinmeyelim. Hayatta hep böyle olacağını ispat etmeliyiz onlara; ama pek seyrek olur böyle şeyler.

Seyrek olur, şu nedenle ki, ilkin insan doğuştan iyi olsa da kibirli, boş, bencil bir yaratıktır; sonra da insanların pek büyük çoğunluğu tersine davranırken mert ve cömert olmak zor iştir.

Hayat, koltuklayıcı dostlarla çevrili olarak yaşandığı, pırıl pırıl arabalara ve cins köpeklere sahip olunduğu zaman güzel değildir. Kimseye kin beslemeden, vicdanı utandırıcı anıların yükü altında ezilmeden, bazen herkes gibi olmak için bütün imkânlara ve hatta zevke sahip olduktan sonra bir partal şilte üstünde ölürken çok daha güzel olabilir hayat.

Çünkü insanlar yolsuz, elektriksiz, hatta temizlenmeden de yaşayabilirler ama ruh temizliğinden yoksun olarak yaşayamazlar.

Panait İstrati. Varlık, 1974 Sayı:804.

 

***

 

Gitti bugünkü gün, dün ele girmez.

Kul Nesimi

 

***

 

ÖNEMLİ BİR YAŞ DÖNEMİ

4-6, 4-7 yaşları arası çocuklar çevresine yönelirler, öğrenmeye çalışırlar. Çok soru sorar. Neden, niçin soruları dilinden eksik olmaz. Oyunda artık arkadaş arar. Çok hayalcidir. Zihninde hayal ürünü varlıklar olabilir. Anlatımda mübalağa, abartma görülebilir. Bu belirginlik kendini bilhassa oyuncak seçimi veya oyun tarzında gösterir. Anne-baba bu dönemde çocuğa çevresini tanıtmada, öğrenmede, oyun ve oyuncak seçiminde, duygusunu dile getirmesinde yardımcı olmaları gerekir.

 

***

 

POSTACI KAPIYI İKİ KERE ÇALAR

James M. Cain’in “Postacı Kapıyı İki Kere Çalar” adlı romanı, 1934’te ilk basıldığında, çok büyük ilgi toplamıştı.

Roman posta servisi hakkında değildi. Ama Cain kitabına, böylesine konu ile ilgili olmayan bir ismi vermesinin sebebini, kitabının basılmadan önce defalarca reddedilmesine ve postacının bu red mektuplarını getirdiği her seferinde kapıyı iki kere çalmasına bağlamıştı.

...

Demek ki, başarısızlıklar insanı yıldırmamalı; bilakis azim ve gayretine hız katmalı.