TR EN

Dil Seçin

Ara

Tabiattaki Ahenk

Çok farklı şekil ve renkleri ile en küçüklerinden en büyüklerine kadar tabiattaki varlıkların hepsi, birbirinden harika örneklerle doludur. Kelebeğin kanadındaki renk mozaiği, çöldeki kum tepelerinde oluşan şekiller, hiçbiri diğerinin kopyası olmayan buz kristalleri tabiattaki sanatlı yapılardan birkaç küçük örnektir. Peki çevremizdeki bu yapıların oluşumu hangi kurallara göre gerçekleşmektedir?

Heksagonal yapıdaki bal peteklerinde olduğu gibi bazı yapılar birbirinin tıpatıp aynısı olan şekillerin tekrarından oluşur. Bal arıları yorgunluk nedir bilmeyen çalışkanlıklarıyla duvar kalınlıkları ve kenar uzunlukları aynı olan bu petekleri yaparlar. Deniz salyangozunun logaritmik formüllerle açıklanabilen spiral yapısı, mükemmel kübik yapıları olan tuz kristalleri, 6 kenarlı yıldız şeklindeki kar kristalleri tabiatın birbirinden harika yapılarındandır. Tabiattaki bu ve benzeri yapıların bazıları bugünkü bilgilerimiz ışığında açıklanmaya başlamıştır. Son yıllarda bilim adamları tabiattaki sanatın sadece görsel değil aynı zamanda matematiksel olarak da ilginç yönlerini ortaya koymaya başlamıştır. Ortaçağ İtalyan matematikçisi Leonardo Fibonacci’nin ileri sürdüğü bugünkü matematikçilerin de kullandığı Fibonacci serisi tabiattaki yapıların bir kısmında ortaya çıkmaktadır. Bu seri 0 ve 1 rakamlarıyla başlar ve bir sonraki sayı, bir önceki iki sayının toplamından ibarettir.

(0,1,1,2,3,5,8,13,21,…)

Papatyanın orta bölümündeki spiral şekilde dizilmiş minik sarı çiçekçiklerin bu seriye uygun olarak sıralandığı anlaşılmıştır. Her papatyada saat yönünde ve saatin ters yönünde dizilmiş iki ayrı spiral sistemi vardır. Her çiçekçik de hem saat hem de saatin ters yönünde dizilmiş bu spiraller içinde yer alır. Birbirine ters yönde yerleşmiş bu spiraller sayıldığında Fibonacci serisine uygun peş peşe gelen iki rakam elde edilir. Ananasta, çam kozalaklarında ve nice tabiat varlıklarında Fibonacci serisinin örneklerini görmek mümkündür.

Tabiattaki şekillerin oluşumunu inceleyen bilim adamları çok değişik matematik modellerin yanında bilgisayarlardan da faydalanmaktadır. Bilgisayar simülasyon programları vasıtasıyla bu yapıların oluşumu hakkında daha fazla bilgi sahibi olunmaya başlanmıştır. Tabiatta ilk bakışta tesadüfi gibi görünebilen yapıların matematiksel olarak modellenebilen bir nevi “düzensiz düzene” sahip olduğunun anlaşılmasıyla fraktal geometri olarak adlandırılan yeni bir matematik dalı ortaya çıkmıştır. Sellüler otomata olarak adlandırılan bilgisayar programlama tekniği ile doğadaki bu yapıların bazı özellikleri taklit edilerek gelecekteki bilişim dünyasının temelleri şimdiden atılmaktadır.

Bu gözlemleriyle insanoğlu sadece tabiatı ve onun Yaratıcısını daha iyi anlamakla kalmayıp, aynı zamanda teknolojiyi geliştirerek daha ileri medeniyet seviyelerine ulaşma yönünde önemli adımlar atmaktadır. Kur’an-ı Kerim’de birçok yerde tabiatı gözlemlememiz ve tefekkür etmemiz yönünde emir ve uyarılar mevcuttur. Batılı bilim adamları Rabbimizin yarattıkları üzerinde düşünerek bugünkü teknolojinin birçok temel yapıtaşının ortaya çıkmasını sağlamışlardır. Tabiat keşfedilmeyi bekleyen yanlarıyla hâlen bizler için muammalarla doludur. Şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da tabiattaki ahengin arkasındaki bilinmezlerin aydınlanması, medeniyetimizin gelişmesinin temeli olacaktır.