TR EN

Dil Seçin

Ara

Yerçekimi Engellenebilir mi?

Elmanın Newton’un başına düşmesini engelleyebilecek miyiz?
Bilim adamları şu sıralar bu soruya ‘Evet’ cevabı vermelerini mümkün kılacak deneyler yapmakla meşgul.


 

NASA’nın Marshall Uzay Merkezi’ndeki fizikçilerinden Ron Koczor, on yıldır üzerinde çalıştıkları bir projenin, yerçekimi kuvvetini değiştirebilmesi üzerine planlandığını belirtiyor. NASA’nın yerçekimi üzerine çalışma yaptığı duyulduğunda, insanın aklına, ister istemez bilim kurgu filmlerindeki bazı olgular geliyor. Fakat işin kurgu kısmı bir yana, gerçekten en az on yıldır, hem NASA hem de başka bazı bilim adamları yerçekimi üzerine ciddi çalışmalar yapıyorlar.

NASA, çalışmalarına Evgeny Podkletnov adlı Rus fizikçinin 1992’de Physica C adlı dergide yayınladığı makale sonrasında başlamış. Podkletnov bu makalede süper-iletken çevresinde yapılan bir cihaz ve bir mıknatısla yerçekiminin değiştirilebileceğini iddia ediyor. 50 cm. çapında süper-iletken bir disk soğutulur ve bir mıknatısın üzerinde bir kompakt disk gibi döndürülür. Süper-iletkenlerin önemli bir özelliği, manyetik alanları itmesidir. Podkletnov böyle bir objenin ağırlığının yüzde 0.3’ünü kaybettiğini gösterdiğini söylüyor. Objenin kendisi değişmemiş, ancak yerçekiminin etkisi azalmıştır. Podkletnov, bu etkiye ‘yerçekimsel güç kalkanı’ adını veriyor.

Eğer bu etki daha iyi araştırılıp güçlendirilirse, başta uçak ve uzay endüstrisinde olmak üzere, büyük bir devrim gerçekleşebilir. Uzaya giden füzelerin şimdi olduğu gibi müthiş bir enerjiyle uzaya fırlatılmasına gerek kalmayabilir. İnsanoğlunun eşyayı ve kendisini bir yerden başka yere götürmek için harcadığı enerji çok büyük oranda azaltılmış olur. Tabiî, Einstein sonrası fiziğin de yeniden yazılması gerekir.

Podkletnov makalesini yayınladıktan sonra, NASA 1999 yılına kadar büyük ve ince bir süper-iletken disk yapabilmek için uğraştı. Columbus, Ohio’daki SCI Mühendislik Malzemeleri firmasına 650.000 dolar vererek böyle bir cihazı imal ettirdi. Fakat küçük bir ayrıntı unutulmuştu. Podkletnov makalesinde diskin iki tabakası olduğu ve bunlardan birisinin süper-iletken olan, diğerinin de süper-iletken olmayan özelliğe sahip olması gerektiğini yazmıştı. Bu ise kolay bir iş değildi ve ancak geçen yıl bu sorun aşılabildi.

Sonra aynı firma bir problemle daha karşılaştı: Disk dönmüyordu. Mühendisler diskin ortasına küçük bir motor koyarak onun dönmesini sağladılar. Fakat Podkletnov diskin dakikada 5000 kez dönmesi gerektiğini ifade etmişti. SCI Mühendislik’teki araştırmacılar ise diskin ancak dakikada 30 kez dönmesini sağlayabilmişlerdi.

Bütün bu denemelerden sonra, Podkletnov’a bu şeyin nasıl üretileceğini sormaya karar verdiler. Sonunda SCI Mühendislik şirketi Podkletnov’u danışman bilim adamı olarak getirtti. Podkletnov bir seramik fizikçisiydi ve elektrik veya makine mühendisi değildi. Dolayısıyla, projenin diğer kısımlarını onun için başka mühendisler yapmıştı. Anlaşılan, aygıtın ayrıntılarını bilmiyordu. Bu arada araştırma şirketinin bu işe ayırdığı bütçe de tükenmek üzereydi ve âletin çalışması test edilemeden araştırma sonlandırıldı.

NASA dışındaki mühendislerden de bu konuda çalışanlar mevcut. Boeing firmasının da çalışmalarının olduğunu, haftalık National Defense dergisinde yazan Nick Cook belirtiyor. Cook yerçekimi ile ilgili geçmişte Naziler tarafından yapılan araştırmaları da inceleyerek, “Sıfır Noktasının Peşinde” adlı bir kitapta, bu konuda yapılan araştırmaları toparlıyor.

Günümüzdeki fizik ve kozmolojinin önemli sorularından birisini siyah maddenin ve siyah enerjinin varlığı teşkil ediyor. Evrenin temel yapı maddelerinden olan ve Müslüman araştırmacıların geçmişte esir maddesi olarak ifade ettikleri bu maddenin içeriği henüz bilinmiyor.

Araştırmacılara göre, esir maddesinin varlığı sadece yerçekimsel kuvvetlerin varlığından yola çıkılarak kendini gösteriyor. Yerçekiminin tam olarak anlaşılması ise, bilim dünyasında büyük bir devrim olacaktır. Tabiî, yerçekimini değiştirmek veya belirli şartlarda kaldırmakla da ulaşım bugünkünden çok daha farklı bir şekil alabilir.

Bu önemli konuda ülkemizde de ciddi çalışmaların yapılmasına ihtiyaç vardır. Bu vesileyle bilim adamlarımızın bu konularda yoğunlaşmasını ümit ediyoruz.


 

Kaynak:

1) Adam Rogers’ın MSN.com da 21 Ekim 2002’de yayınlanan “Feeling Antigravity’s Pull”adlı makalesinden derlenmiştir.