41 Yazı Zafer Dergisi

Yazar Profili »

Peygamberimizin (s.a.v.) Evlilikleri Nefsânî midir?

Aralık 1992, 192 155 Görüntülenme Eklenme Tarih: 18 Nisan 2018 12:36 Zafer Dergisi

Her vesile ile İslâmiyete saldıran ve o güneşin üflemekle söneceğini sanan bazı zavallılar, Peygamberimizin (S.A.V.) yaptığı evliliklerin nefsanî (beşerilik ve şehevîlik eseri) olduğunu ileri sürerler. Bu konuda araştırma yapmayan veya yapma imkânını bulamayan birçok müslümanın kafasında da, dile getirilmekten dahi korkulan birtakım şüpheler hâsıl olur.

Fakat hakikatler ortaya konduğunda görülecektir ki, bu evliliklerin temelinde; Aile mahremiyeti içinde cereyan eden İslâmî esasların bizzat Efendimizin (S.A.V.) pâk zevceleri tarafından ortaya konması ve İslâmiyetin geniş kitleler tarafından benimsenmesi yatmaktadır.

Efendimizin çok evliliğini dile getirirken bunun nefsanî olduğunu imâ edenlere söylenecek ilk şey, dost ve düşman tarafından “emin” yani “güvenilir kişi” lâkabıyla bilinen ve her yönüyle bir ahlâk ve iffet âbidesi olan O Zat’ın (S.A.V.) ilk evliliğini 25 yaşında gerçekleştirmesi ve bu izdivacı da, kendisinden 15 yaş büyük olan Hatice validemizle yapmış olmasıdır.

Eğer bu evlilik nefsanî ve şehevî esaslara bina edilmiş olsaydı, Akdeniz ülkeleri gibi sıcak ülkelerin yolaçtığı şiddetli hissiyat sebebiyle 25 yaşından çok daha önce gerçekleşecek ve “yaşlı” sayılabilecek bir zevce yerine, çok daha genç olan bir eş tercih edilecekti. Ayrıca emsalsiz bir sadakatla ve 23 yıl boyunca süren böyle bir evliliğin, belki de 23 ay gibi kısa bir süre içinde sona ermesi gerekirdi.

Efendimizin (S.A.V.) bu evliliği, günümüzün en büyük inkarcılarını dahi yarı yolda bırakan Mekke müşriklerini susturmuş ve Peygamberimize hiç olmayacak şeyleri isnad eden bu müşrikler, evlilikleri konusunda ona bir şey söyleme cüretini gösterememişlerdi. Üstelik Hatice validemizin başından, önceden iki evlilik daha geçmişti.

Evet, 25 yaşına kadar hiç evlenmeyen Peygamberimizin (S.A.V.) Haticetül Kübra ile olan evliliği 23 yıl sürmüş ve onun vefatı üzerine, arkada acı bir hasret bırakarak sona ermiştir.

Hatice validemizin vefat ettiği tarihte Peygamberlik vazifesinin 8. senesinde olan Efendimiz (S.A.V.), omuzunda kâinat çapında bir yük ve başında bir sürü yetim bulunmasına rağmen 5 yıl daha evlenmemiş, yani 53 yaşına kadar sadece tek evlilikle yetinmiştir.

Efendimizin (S.A.V.), geriye kalan 10 yıllık mübarek ömürleri içinde, bazen Cebrail Aleyhisselâmın getirdiği emirle, bazen de bir tür vahiy hükmünde olan rüyalarında kendisine bildirilmesi üzerine yaptığı izdivaçların nefsanî olduğunu söylemek, elbette gerçek bir vicdansızlıktır. Kaldı ki bu zevcelerden Ümmü Seleme, Ümmü Habibe, Hz. Safiye ve Şevde, daha önceden evlenmiş ve eşlerinin savaşlarda ölmesi üzerine, bazısı çocuklarıyla birlikte ortada kalmış kimselerdir. 60 yaşları civarında olan Peygamberimizin çok daha genç ve evlenmemiş zevceler yerine bu kişileri tercih etmesindeki ana sebep, İslâm nurunun yayılmasına hız kazandırmaktır. Nitekim Ümmü Habibe’nin nikâhlanmasıyla, bütün Emevîlerde tesir icra edebilecek olan Ebû Süfyan ailesinin gönlü fethedilmiş, Hayber emirlerinden birinin kızı olan ve müslümanlarla yaptıkları savaşta ailesini kaybeden Hz. Safiye’nin nikâhlanmasıyla da birçok Yahudinin yumuşaması sağlanarak İslâmiyetin yayılmasına hız kazandırılmıştır.

Efendimizin ikinci eşi olan Aişe-i Sıddıka ile olan izdivacı, kendisine rüyada işâr edilmiş ve bu izdivaç, kadınlık âlemi için bir şeref vesilesi olmuştur. Emsalsiz kabiliyetleriyle Efendimize (S.A.V.) aynı zamanda bir talebe olan Aişe-i Sıddıka, büyük bir mürşid ve mübelliğe olarak Peygamber ümmetinin yarısını teşkil eden hanımların irşad vazifesini yüklenmiştir.

Efendimizin (S.A.V.) Hz. Zeynep’le olan ve Cebrail Aleyhisselâmın Cenâb-ı Hak’tan getirdiği emirle gerçekleşen izdivacı ise, Arap Yarımadasında kök salmış olan âdetlere karşı bir tür ilân-ı harp hükmünü taşıyordu.

Böylelikle yapılan bütün evliliklerde yaşlı, orta yaşlı ve gençlerin bulunması itibariyle, o devre ve dönemlere ait çeşitli hükümler vâzedildi ve bu mübarek vâlidelerimiz sayesinde tatbik imkânı buldu.

Cenâb-ı Hak hepsinden razı olsun. Ve bizleri, onların şefaatlerine nâil kılsın.


Aralık 1992, 192 Sayısı Tüm Yazıları


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yeme İçme Adabı

İnfografik, Yeme içme adabı

Devamı »

Hazır Cevaplar

Hazır Cevaplar

Devamı »

Düşünceler

Devamı »

Hazır Cevaplar

Hazır Cevaplar

Devamı »