İŞKENCE EDEN LANETLENİR
Said bin Cübeyr anlatıyor:
- Abdullah bin Ömer’le birlikte yola çıktık. Canlı bir tavuğu hedef dikmiş ve ona nişan alıp ok atan bir grup gence rastladık. Abdullah bin Ömer’i görünce, gençler dağıldılar. İbn-i Ömer, onlara:
- Bunu kim yaptı? diye sordu ve şu ikazda bulundu:
- Dünya ve içindekiler benim olsa ve bana Nuh’un (as) ömrü kadar ömür verilse, yine de böyle bir davranışta bulunmaya razı olmam. Çünkü ben Hz. Peygamber’i (as) şöyle derken işittim:
- Kim bir hayvana (canlı varlığa) işkence ederse, lanetlenir...
***
PROBLEM KİMDE?
Kadın sütçüden süt almış. Yoğurt yapmaya çalışmış. Becerememiş, süt ziyan olmuş. Bir sonraki hafta sütçü geldiğinde adama çıkışmış:
“Senin sütle yoğurt mayaladım. Olmadı. Sütün bozukmuş. Bana yeniden süt ver.”
Her sabah sütü taze olarak satan sütçü gülümsemiş: “Benim süt tazeydi” demiş. “Bir kontrol etseydin, belki senin mayan bozuktur.”
***
BİR FİKİR
O ruh Kâbe’de secdeyi kılsa.
Duanın gittiği ülke aynıdır.
— Nazım Hikmet - İlk Şiirleri
***
Elbetteki eski dost gibisi yoktur, ama belki en eski dosta dönüşecek yeni birisine rastlayabilirsiniz.
— Sarah Orne Jewet
***
UYARI ATEŞİ
Günümüz insanı hastalık hastası haline gelmiştir. Ya da yarım yamalak bilgilerle o hale düşürülmüştür. Öğrencilik yıllarında bir anım oldu. Fakülte son sınıfta Adlî Tıp diye bir ders okuyoruz. Kitabın bir yerinde enfarktüsten bahsediliyor. Hastanın şiddetli bir kalp ağrısıyla olduğu yere yığılacağından, ona nasıl müdahale edilmesi gerektiğinden söz açan bir bahis. Birkaç gün sonra, kitabın tanımına tıpatıp benzettiğim bir vakayı yaşadım, kalbimin üzerinde şiddetli bir ağrı hissettim. Enfarktüs teşhisi konulur diye çekindiğim için doktora gitmeyi erteliyordum. Sonunda gittik tabii ve bunun enfarktüs değil fakat asabiyetten gelen bir kas kasılması olduğunu öğrendik.
— Rasim Özdenören, Red Yazıları
***
Niyeti hâlis olunca kişinin
Hayır olur âkibeti her işinin
***
İNSAN OLMAK
İnsan olmak lâzım... İnsan olmak... Hakikat herkesin malıdır.
Nitekim hadis var: Mü’min hakikati nerede bulursa malı gibi alır... Ama bu almak, kopya etmek değildir. Biz kopyada bile beşinci sınıfız. Bizde büyük kopistlerden başkası yetişmemiştir. Biz kendimizde tefekkürî mânâda bir istidatsızlık tesbit etmek mevkiindeyiz. Kusuru bilmek ona göre çalışmak için bu tesbitin yapılması şart. Yeni döller, fikir dölleri elde etmek.. Bakın kelimelere... bak, çak, tak, pak.. tek heceli kelimeler. Vakti yok düşünmeye. Sen tut bir de bu nizamı büsbütün uydurma hale getir... Maydanozdan bahsedemezsiniz. Arapça kökü kaldırsanız. Pırasadan bahsedemezsiniz. Biri pür-hassa’dan gelir, biri mide-nüvaz’dan gelir.
— Necip Fazıl (Konuşmalar)
***
İŞARET FİŞEĞİ
Türkçemizde güzel bir deyim vardır: “Fransız kaşığıyla, İngiliz helvası yeme” derler. Bu sistemlerin iç mantığını, ilkel kurnazlıklarla aşabileceğini sananlar için söylenmiştir. Fransız kaşığı ile yenecek helvanın Fransız olacağını söyleyen halkımız, araçların insanları nelere mahkûm edebileceğini pek güzel anlatmıyor mu?
— Nâbi Avcı
