Avusturyalı yazar Patricia Wrightson “Uçan Halı”1 masalında klasik masal tutkusuna yeniden dönüşü yorumluyor:
Bir zamanlar bütün insanlar küçük ülkelerinde mutluluk içinde yaşarlarmış. İğneler, boncuklar, kurdelalar satan gezgin bir satıcı, savaştan dönen bir asker ya da uzun yolculuktan dönen bir denizcinin çamurlu yolları çiğneyerek yanlarına çıkıp geldiği olurmuş. Yaşadıklarını, duyduklarını anlatırken bu ülkenin insanları tanımak isterlermiş dünyayı. Hayatlarını hep bir yerde geçiren insanların içinden başka ülkelere gitmek geçermiş.
Günlerden bir gün sihirli halısı olan bir gezginden söz edildiğini duymuşlar. Adam halının üzerine oturunca halı havalanıyor, onu istediği yere uçuruyormuş. Bunun gerçek olduğuna inanmışlar.
Dünya güneşin çevresinde dönerken, bir gün mucitler çıkagelmiş yanlarına. “Hayır” demişler. Uçan halı diye bir şey yok. Buharlı gemiler, otomobiller ve uçaklardan söz etmişler. Gezdikleri yerleri insanlara gösterebilmek için fotoğraf makineleri yapmışlar. Kendi ülkeleri dışında da insanların yaşadığını öğrenmişler böylece.
Kısa bir süre sonra “fotoğraflar hareketsiz” demiş insanlar. Daha sonra ne olduğunu göstermiyorlar. Hem hep gezemeyiz ki, demişler.
Bunun üzerine “pekâla” demiş mucitler. Hareket eden fotoğrafları yansıtan—televizyon—aracı keşfetmişler. Dünya küçülüvermiş bir anda. MacLuhan’ın deyimiyle, çağdaş bir köye dönüşmüş dünya. Oturma odalarının içine sığacak kadar küçülmüş hem de. İnsanlar çok sevinmişler buna.
Günler geçmiş, fotoğraflar yine yavan, demiş insanlar. Mucitler çaresiz kalmışlar.
Bu sırada bir bilge çıkagelmiş ülkelerine. Dinlemiş onları önce. Çok garip, mucitler ellerinden geleni yaptılar. Niçin uçan halınızdan faydalanmıyorsunuz? demiş bilge.
Mucitler alay etmiş bilgeyle. Eski bir hikâye demişler. Kimse, her şeyi bilemez, demiş bilge. Ve konuşmasını sürdürmüş: “Her birinizin uçan halısı var ama kafanızın içinde. Bu yüzden mucitler bilemezler bunu. Uçan halınızla dünyanın her yerine gidebilir, heyecanlı serüvenler yaşayabilirsiniz. Hem de oturma odanızdaki koltuğunuzdan kalkmanıza bile gerek olmadan. Her şeyi hissedebilir, her şeyin arkasında ne olduğunu, daha sonra ne olacağını görebilirsiniz, evinizden çıkmadan.”
Bunun üzerine iyi ama demiş insanlar kafamızın içindeyse bize ne yararı olur “uçan halı”nın? Oradan çıkaramadıktan sonra.
“Anahtar gerekli bunun için,” demiş bilge. “Her yolculuk için ayrı bir anahtar. İşte benim yanımda bir tane var; alın deneyin. Ve bilge, insanlara bir kitap uzatmış...”
1. Uçan Halı, Patricia Wrightson, çev. Fatih Erdoğan, Çerçeve, Mayıs 1988, sayı: 32
