FARKLILIK
Herkesin birbirine benzemesi, herkesin aynı olması için çalışanları görmek ne kadar elem verici?! İnsanlar toprağın üzerindeki çiçekler gibidir, toprağa baktığımız zaman papatyadan başka çiçek göremediğimizi düşünün, ne kadar sıkıcı olurdu?! Farklı milletler, farklı fikirler, farklı inançlar, hayatı çok daha çekici kılmaktadır.
— Cecilia Mitchell, Mohawk kabilesi
***
BİR ŞEY
Bütün gücünüzle insanın bozuluşuna karşı çıkın! Kalp bir kez kararırsa, artık aydınlatılamaz bir şey!..
— Kemal Ural
***
DON KİŞOT BİLGELİĞİ
Yaşlılıkta bilgelikten söz edildiğinde!
Bir yaşlıyı karşıdan karşıya geçerken izleyin: Önce sağa bakar, sonra sola bakar... Ama bu bilge olduğundan değildir; bu temkinden, kaygıdan, korkudandır. Çünkü aynı kişi yirmi yaşında olsaydı, bir atlayışta karşıdan karşıya geçerdi.
Ama belki paradoksal olarak, en azından benim durumumda, yaşlılığın garip bilgeliği, en güç dönemlerde en aşılmaz sorunlarda bile, hayata hep evet demek oldu.
Zamanı geldiğinde gitmek gerek, bu bir gerçek herkes biliyor; ama işe yaramayan gerçeklerin kime yararı var?
Ben, hepimizin biraz Don kişot olduğuna inanıyorum: bazı hayaller gerçeklerden daha güçlüdür. Eh, sinemada da böyle değil mi?
— M. Mastroianni (Hatırlıyorum)
***
Bir ülkenin geleceği o ülke insanlarının göreceği eğitime bağlıdır.
— A. Einstein
***
İslâm “Haçlılar” dünyasının “kâfir”i olmadığı gibi Cezayir kurtuluş savaşının “teröristi” de değildir. Batılılara özgü üstünlük önyargıları ile, uygarlıkları böcek koleksiyoncularının gözleri ile seyreden oryantalistin elindeki müzelik eşya da değildir. Romantizmin egzotik bir gelişmesi sayılamaz ve hatta Orta Çağ’dan çıkıldığı sırada o göz kamaştırıcı bilimsel patlama ile bizim modern bilimlerimize yol gösteren araç da değildir İslâm; bütün bilim ve sanata, her yaratığın gönlüne, her toplumun derinliklerine kadar ulaşan Allah, dünya ve insan görüşü ile, kutsallık ve topluluk gibi iki erişilmez boyut üzerinde asla bölünmez İlâhî bir dünya kurma düşüncesidir.
— Roger Garaudy, İslâm’ın Vadettikleri
***
MÜŞTERİ DEĞİL MİSAFİR
Toptan işler yaptığım dönemde, cumartesi günleri perakendeci dükkânlara gider, tezgâh arkasına geçerek müşterinin namı hesabına kumaş satışlarına bakardım. Alıcının psikolojisini ölçerdim. Anlardım ki, bu satış sistemi yanlış. Bir de ben müşteri kelimesini kullanmayı sevmem. Dükkandan içeriye giren bir kimse misafirdir. Evinizde nasıl bir misafir ağırlıyorsanız, burada da o zihniyet lâzımdır. Alış veriş düşüncesiyle değil, bir ikram, bir hizmet düşüncesiyle yaklaşılmalı.
— Vitali Hakko
