TR EN

Dil Seçin

Ara

Kırkambar

Günahkâr

Ebu Hureyre (ra) anlatıyor:

Resulullah aleyhissalatü vesselam buyurdular ki:

Bir adam vardı, (günah işleyerek nefsine zulmetmekte) çok ileri idi. Ölüm gelip çatınca oğullarına dedi ki: ‘Ben ölünce, cesedimi yakın, külümü iyice ezin ve rüzgârın önünde saçın. Allah’a yemin olsun, eğer Rabbim beni bir yakalarsa hiç kimseye vermediği azabı verir!’ Ölünce, bu söylediği ona yapıldı. Allah da Arz’a emrederek ‘Sen de ondan ne varsa bana topla!’ dedi. Arz da topladı. Adam ayakta duruyordu. ‘Sen böyle bir vasiyeti niye yaptın?’ diye Rabb teala sordu. Senden korktuğum için ey Rabbim!’ cevabını verdi. Allah bu cevap üzerine onu affetti.”

(Buhari, Müslim)

 

***

 

Moda

Moda insanların farklı ve özel tutkusuna seslenir. Ama bu tutku herkeste olduğu için, herkes farklı ve özel olmak üzere yeni bir modeli arar. Sonuçta, herkes aynı modeli dener.

Cemil İpekçi

 

***

 

Yıldızların Birinde

Eve dönünce “Küçük Prens”i yeniden yeniden okudum. Saint-Exupery’nin o ölümsüz eserinde, biz insanların ancak birbirimizi “evcilleştirerek”, sevgilerimizin sorumluluğunu üstlenerek yalnızlıktan kurtulabileceğimiz anlatılır. Yani ancak böyle “insan” olabileceğimiz...

Minicik gezegeninden dünyaya, bir çöle düşmüştür Küçük Prens. Gezegeninde sevdiği bir çiçek, bir gül vardır. “Sevdiğiniz çiçek milyonlarca yıldızdan yalnız birinde bile bulunsa, yıldızlara bakmak mutluluğunuz için yeterlidir.” der... Ve bilir ki “gerçeğin mayası gözle görülmez”. Onun gülünü eşsiz, benzersiz ve bunca önemli kılan, ona verdiği emektir, ona harcadığı zamandır. Gülünü evcilleştirmiştir ve gülünden sorumludur. Onun için gezegenine dönmek zorundadır. Ayrılık vakti (ve de hüznü) geldiğinde, dostu pilota bir armağan verecektir. Gülüşünü... “Yıldızların birinde ben oturuyorum, ben gülüyorum diye geceleri baktığında sana bütün yıldızlar gülüyormuş gibi gelecek. Gülmeyi bilen yıldızların olacak senin.”

Zeynep Oral, Esintiler

 

***

 

Hedefe Ulaşmak İçin..

Henry Ford, her sabah New York’un kuzey mahallesindeki evinden çıkar, Güney mahallesindeki işine yürürmüş... Yürümek de, bayağı yol... Kilometrelerce…

Sabah evden çıkarken, aklıma asla, o dünyanın yolunu getirmezdim... Bir blok ötede çiçekçi vardı... Ona gidip, o günün çiçeklerini koklamayı düşünürdüm. Çiçekçiye gelince, bir blok ötedeki gazete bayiine ulaşmayı hedeflerdim... Bakalım, astığı gazetelerin manşetlerinde neler var... Gazetelere baktıktan sonra, bir blok ötedeki, giyim mağazasının vitrinini görmeyi amaçlardım...”

Henry Ford, her defasında kendisine birkaç yüz metrelik hedef seçtiğinden, o her sabahki kilometrelerce yürüyüşü hiç gözünde büyütmeden bitirirmiş...

Hedefe ulaşmayı, yani çözümü parçalara bölmeyi de, bu sayede düşünmüş...

Yolu nasıl kolaylıyorsam, otomobil imalatını da aynı şekilde kolaylamak mümkün mü acaba?” diye düşünmeye başlamış. Ve akan şerit üzerinde araba imalatını keşfetmiş... Motor, bir şerit önünde kayacak, bir işçi birbiri ardına geçen motorlara hep aynı parçayı ekleyecek. Her işçi bir parça eklerken, büyük bir hızla otomobil imâl edilmiş olacak. Ama hiçbir işçi, koskoca bir otomobil imâl ettiğini düşünmeyecek. O işinin sadece çok kolay bir vida sıkmak olduğunu bilecek ve onu uygulayacak…

Hıncal Uluç, Bir Aşk Hikayesi syf.22

 

***

 

Merak Ettikleriniz...

Günlerin isimleri nereden gelmiştir?

Pazar, Farsça “bazar’dan

Pazartesi, “pazar ertesi”

Salı, Arapça “Salis” (üç)

Çarşamba, Farsça “cehar şenbih” (dördüncü gün)

Perşembe, Farsça “penç şenbih” (beşinci gün)

Cuma, Arapça “cem” (toplanma)

Cumartesi, “cuma ertesi.”

 

***

 

Allah’ın kanunu bu, herkes GEN-ine benzer.

 

***

 

Erzincanlı Mustafa Koştu’dan ilginç bir hatıra!

92 Erzincan depreminden yaralı olarak kurtulan abim ile eşi ve çocuğu bu son depremde Gölcük’te vefat etti. Abim 92 depreminde ayağından yaralandı ve 2 sene Erzincan’da hastanede yattıktan sonra buraya göç etti. Yalova’da da amca çocuklarım ve ailesinden 6 kişi öldü. 92’de Erzincan’da sağ kurtulan yakınlarım burada şehit oldular. Takdir böyle imiş.

 

***

 

Haber

Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber

Hiç güzel olmasaydı, ölür müydü Peygamber.

Necip Fazıl Kısakürek