BİRUNÎ’NİN ÖLÜMÜ
Birunî’nin ölmek üzere olduğunu duydum. Kendisini son defa görebilmek için hemen evine koştum. Son nefesine çok fazla zaman kalmamış gibiydi. Benim geldiğimi söylediklerinde gözlerini açtı ve şöyle dedi: “Sen filân değil misin?” Evet, dedim, bu defa ‘Bana söylendiğine göre’, dedi ‘sen İslâm miras hukukunda çetrefilli bir meselenin cevabını biliyormuşsun.’ Ve hemen o meşhur meseleyi ortaya attı. ‘Ey Ebû Reyhan, bu vakitte de mi?’ dedim. Şöyle cevap verdi: ‘Bunu bilmeyerek ölmektense bilerek ölmem daha hayırlı değil mi sence?’ Kalbimdeki üzüntüyle bildiklerimi anlattım. Evden ayrılırken tam evin dış kapısına gelmiştim ki, içeriden ağlama sesleri yükselmeye başladı. Birunî ölmüştü.
— Prof. Dr. Abdüsselam, İdealler ve Gerçekler s. 72
***
KESKİN DÜŞÜNCELER
İnsanın dilinde tüy bitmesindense başının kel olması daha iyidir.
•••
Lekeli bir isim taşımaktansa delikli çorap taşımak daha iyidir.
•••
Başına gelen felakete gülümseyebilen insan onu yenmiştir.
— Adolf Supper
***
ABDEST ALMAK, YIKANMAK MIDIR?
Abdest almak yıkanmak değildir, yıkanmak abdest almak değildir. Bu ikisinin farkını yaşamayan ne bilsin. Şöyle anlatsam nasıl olur acaba?
Bir oturak düşünelim. Laboratuvarda dezenfekte edilmiş. Sonra ateşe tabi tutulmuş, içinde en küçük bir mikrop ve pis madde kalmadığı tesbit edilmiş. Şimdi bu oturağın içine yemek koyup yiyebilir mi bir insan. İşte fizik temizlikse fizik temizlik. O halde? Batılı ölçülere göre bunda hiç bir beis yok. Laboratuvar eğer bu kaba temiz diyorsa temizdir. Halbuki insanın içi buna temiz diyemez. Bu güzelliğe koşan bir temizliktir. Güzellik de öyle değil mi? Nice insanlar bilirim güzel değillerdir, yahut hatları muntazam değildir yüzlerinin, fakat güzeldirler. Yahut güzel olarak tarif edebileceğimiz insanlar vardır güzel değildirler. Çünkü bir de iç güzelliği vardır, insanın dışına, yüzüne vuran güzellik. Metafizik bir güzellik. Bu temizliği de aşan bir güzelliktir.
— Ergun Göze, Cuma Düşünceleri s. 46
***
NETİCE DEĞİL, AKIBET KÖTÜ OLABİLİR
Romalı hiciv şairi Juvanalis’in şu söyledikleri bugün için özellikle düşündürücü: “Hiç kimse asla aniden dalalete sapıvermez.” Yakınımızda, gözümüzün görebildiği alanda birilerinin beklenmedik yanlış hareketlerine şahit olmuşsak, bunun son anda ortaya çıkmış bir değişme olduğu yanılgısına kapılmayalım. Bir hatalı tutumun insan hayatında geriye doğru takip edilebilir belli bir süreci vardır. Gözlemlediğimiz son durum gerçekte bir zincir oluşturur ve biz bir kimsenin kendimizce hatalı bir davranışının farkına vardığımız zaman sadece son halkanın değerlendirmesini yapmış oluruz. Bir kimsenin dalalete sapması bizi şaşkınlığa sevkediyorsa bunun sebebi bizim o insanın niyetlerinin akış yönü hakkında bilgisizliğimizden başka bir şey değildir.
İnsanoğlu kendi hayatını hangi niyetlerin güdümüne bırakmışsa, kendisine takdir edilen netice o istikamette tezahür edecektir; ama insanın uğradığı akıbetin iyi mi kötü mü olduğunu belirleyecek olan o insanın çabalarını hasrettiği niyetin mahiyeti, süreç içinde insanın niyetlerinin bir bozulmaya uğrayıp uğramadığıdır.
İnsanoğlu birdenbire, aniden dalalete sapmaz ve fakat aniden selamete kavuşabilir. Neden biri oluyor da öteki olmuyor diye soracaksınız. Bu sorunun cevabını yine yukarıda sözünü ettiğimiz zincir veriyor.
Bir insan dalalete saptıysa bilmeli ki onu bu kötü akıbete hazırlayan adımlar çok önceden kendisi tarafından atılmıştır. Bir insan selamete kavuşmuşsa yine bilmeli ki bu insan dalalet içinde bulunmayı hayatı bakımından başından beri kayıp saya gelmiştir.
— İsmet Özel, Tavşanın Randevusu s. 90
***
Evlenmeden önce çocuk yetiştirmeye dair altı görüşüm vardı. Şimdi altı çocuğum var, fakat tek bir görüşüm yok.
— Lord Rochester
***
BOYA
Kim diyor ki kadın şimdi, eskisi gibi, yüzünü sıkı örtüler altında saklamıyor? Ya boya örtüleri? Bunların altında hakiki çehreyi hiç görmek kabil mi? Boyalar olmasa bilmem kadın ne yapardı?
Kadın ne yapardı bilmem... Fakat boyalar olmasa bilmem ki göz nasıl boyanırdı?
— Ahmet Haşim, Bize Göre s. 41
***
CİDDİYET
Önemli şeyler için ciddi olmak, ciddi olmak kadar önemli değildir.
Maymun da bir ilim adamına yakışır ciddiyet takınır ama, maymun kaşındığı için ciddi durur.
— Robert M. Hutchins
