Avrupa ve Rusya’da birçok edip ve şair İslâm ve Kur’an’ın tesirinde kalmışlardır. Aleksandr Puşkin, büyük Rus şairi ve Rus şiir dilinin kurucusu olup, şimdiye kadar seviyesine hiç kimsenin ulaşamadığı bir şairdir. Wilyir Mintof da, İslam ve Kur’an’a hayranlık duyan ve Arap şiiri ve edebiyatı tesirinde kalan bir şair. Rusya’nın en büyük edebiyatçısı, olan Tolstoy ise, büyük ölçüde Kur’an ve hadis-i şeriflerin etkisinde kalmıştır.
Alman edip ve şairlerden Goethe’nin Divan’ı, Kur’an, İslam ve Arap edebiyatı tesiriyle meşhurdur. İtalyan edebiyatçılardan Dante’nin İlâhî Komedya’sında, İslâmî mânâda cennet ve cehennem tasvirleri vardır.
İngiliz ediplerinden Bernard Shaw’ın makalelerinde ise, İslâm’ın tesiri açıkça görülmektedir.
Yeni ve modern edebiyatçılardan İslâm dinine giren Amerikalı siyahi yazar James Poldewin, İslâm’ı savunmada ve insanları ona davet etmede yüksek ve çarpıcı bir edebî üslup kullanarak. Batı’da İslam hakkında var olan olumsuz kanaatleri izale ediyor.
Gelelim Puşkin’e Rusya’nın en büyük şairi olması ve birçok şehir ve caddeler onun ismini taşımasına rağmen, Puşkin’in İslâm muhtevalı şiirlerini uzmanlardan başka çok az kişi bilmektedir. Çünkü Rus Çarlığı bu İslâmî nağmeleri sevmiyordu. Daha sonra gelen komünizm ise, dinlerle ilgili her şeyi yasaklamıştı.
Puşkin’den övgüyle bahseden Tolstoy, bütün Rus edip ve şairlerin onun izinde gittiğini ve hiçbirinin onu geçemediğini, bütün yeniliklerin sahibinin o olduğunu ifade ederek “Puşkin herkesten üstün ve herkesten zengin idi” tespitinde bulunuyor.
Puşkin, 1716’da Rusça’ya tercüme edilen Kur’an’dan etkilenmiş, Kur’an ve Hz. Muhammed’e olan hayranlığını şiirlerine yansıtmıştır.
Puşkin, Hz.Muhammed’in vahiy öncesi inziva hayatını ve kendisine vahyin geldiği anı şöyle tasvir ediyor:
Susuzluk ruhumda; yakıp kavuran...
Sahra ki, benliğimde Vahşî mi vahşî...
Yol ayrımı, yok’tan var’ı ayıran...
Issızlık, yalnızlık
Hasret ateşi...
Yol ayrımı, Mutlak Var’ı getiren
Bir melek, al kanatlı?
Elçi-melek Cebrâil!..
Parmakları ipekten
Dokundu gözlerime; ruhuma belki...
Silindi dünya!
Sanki kalp gözüme bir nar saçıldı!..
Şimdi... Bir güçlü kartalın bakışı güya...
Gözlerim...
Gözlerim Nübüvvet’e açıldı!..
…
Puşkin burada, risaletin ağır yükünü taşıyan Rasulûllah’ı güçlü kartala benzetiyor. Şair, vahyin başlamasını da şöyle tavsif ediyor:
Ve yükselişine baktım meleklerin...
Melekler... küme küme...
Yükseliş; göklerden arza doğru yükseliş!..
Bir melek eğildi sanki üstüme...
Sağ elinde,
Bütün hikmetli sözleri kâinatın!..
Bir bir yerleştirdi o sözleri,
Lisanıma, dilime!..
…
Puşkin, Hz.Peygamber’in göğsünün ameliyatı hadisesini de şöyle ifade ediyor:
Işıktan kılıcıyla yardı göğsümü melek!
Eline aldı çırpınan yüreğimi...
Yarılmış göğsümün üzerine
Bir kıvılcım bıraktı!..
Yerleştirdi kalbimi usulcacık yerine...
Sonra, Sahranın ortasında buluverdim kendimi…
Birden, Allah’tan bana hitap!
“-Ey Resûl, doğrul ve kalk!
Lütfumu, ihsanımı işte gösterdim Sana,
Ve bütün yer ve göğün
Sırrını verdim sana!...”
…
Puşkin, haccın insanı hayatın elemlerinden kurtardığını ve ruhunu arındırıp kalbini temizlediğini şu mısralarla ifade ediyor:
Çektiği belâya, çileye bedel
Bir teselli Rabbimizden insana Hacc!..
Hüzünlü yaşlılık yıllarında
O Keremli Belde’de
Kâbe’de,
Ruhumuz teneffüse muhtaç!..
Puşkin bu mısralarıyla yaşlılık halinde Kâbe’yi doya doya seyredip hüzün ve elemlerinden kurtulmayı hayal ediyor.
…
Puşkin, Kur’an’daki belagatın tesirinde kaldığı şu mısralarla anlaşılıyor:
Yemin ederim tek olana, çift olana
Hak yolunda savaşa
Ve sıyrılmış kılıca!..
Yemin ederim Sabah Yıldızı’na,
Ve Yatsı Namazına
Hayır, hayır; sizleri terketmedim
Ben asla!..
Bu mısralar, Fecir ve Duha surelerindeki şu âyetleri hatırlatıyor:
“Fecre, on geceye, çifte ve teke, geceye yemin ederim, ... kuşluk vaktine ve sükûna erdiğinde geceye yemin ederim ki, Rabbin seni bırakmadı ve sana darılmadı.”
Puşkin Hz. Muhammed ile ilgili kasidesini şu beyitlerle bitiriyor:
“Evet Resûl doğru söyledi
Rabbinin emrini
O, bir müjdeleyici ve uyarıcı.”
…
Ahzab Suresi’nden ilham alan Puşkin, Resulûllah’ın hanımları hakkında da şöyle diyor:
Ey Allah Resulünün tertemiz hanımları
Bütün kadınlardan üstünsünüz siz!..
Kem nazar sizden uzaktır;
Süsünüz, iffetiniz!..
Küfrün hilekâr bakışı erişemez
Hicap ile nûrlanmış yüzlerinize!..
Ey Resûl’ün kutlu misafirleri
Saâdet Hanesi’nin şerefi yeter size!..
Dilinizde yalnızca doğru söz ve Hak Kelâm,
Ve huşuyla dolu yürekleriniz...
O’na hizmetteki her saniyeniz
Sayısınca Size Selâm!..
İşte Ahzab Sûresi’ndeki ilgili ayetler:
“Ey Peygamber hanımları, siz kadınlardan herhangi biri değilsiniz. Eğer Allah’tan korkarsanız, çekici bir eda ile konuşmayın, sonra kalbinde hastalık bulunan kimse ümide kapılır. Güzel söz söyleyin. Evlerinizde oturun, eski cahiliye adetinde olduğu gibi açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekatı verin, Allah ve Resulü’ne itaat edin. Ey Ehl-i Beyt, Allah, sizden sadece günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.” (Ahzab Suresi, 32-33)
…
İnsanın yaradılışı konusunda da şair yine Kur’an’dan aldığı ilhamla şöyle diyor:
Gafil insan, acaba neyiyle gururlanır?..
Çıplak gelişiyle mi dünyaya...
Kısacık ömrünü bitmez mi sanır?
Ölüm ise, çok uzakta, güya...
…
İnsan ne kadar aciz, doğarken ve ölürken
İyice anlasa ki,
Hayatı veren Allah, birgün geriye alır,
Dilediği vakitte...
Ve sonra onu, hem ismiyle cismiyle,
Yeni baştan yaratır!..
İşte bu mısraların kaynağı:
“Kahrolsun, insan ne inkârcıdır. Allah, onu neden yarattı. Bir nutfeden yarattı da ona şekil verdi. Sonra ona yolu kolaylaştırdı. Sonra onun canını aldı ve kabre koydu. Sonra dilediği bir vakitte onu yeniden diriltir.”
Puşkin’e ait bu hazinelerin ortaya çıkartılması halinde, belki de milyonlarca insanın mühtediler sınıfına dahil olması mümkün olabilecektir.
“Allah nurunu tamamlayacaktır, kafirler istemese de.”
…

Kendi çizgileriyle; Puşkin Erzurum yollarında...
