32 Yazı Prof. Dr. Sefa Saygılı

Yazar Profili »

Dillerin Evrimi Var mı?

Nisan 2018, 496 507 Görüntülenme Eklenme Tarih: 01 Nisan 2018 02:32 Prof. Dr. Sefa Saygılı

Duygularımızı, düşüncelerimizi, görüşlerimizi ve deneyimlerimizi ifade edebilmemizi sağlayan, ses veya sembollerin kullanıldığı iletişim sistemine dil diyoruz. 

İnsanın kültürel, toplumsal varlık ve birey olarak oluşumunda dilin önemi çok büyüktür. Uygarlığın ortaya çıkışı, birikimin paylaşılması ve aktarılması dil kullanımıyla mümkün olur. Dil aynı zamanda insanın hayvanlardan önemli bir farkıdır ve doğuştan itibaren gelişimi de baş döndürücüdür.

Dil gelişimi, Allah’ın büyük bir lütfu olarak normal bir kapasitesi olan herkeste gerçekleşir ve insanlar da genellikle bilincinde olmadıkları karmaşık kurallara uyarlar. Gramer zordur ancak kişiler dili kullanmakta nedense zorluk yaşamazlar.

Dil kültürler arası, evrensel bir olgudur. 6000’den fazla dil vardır ve ilkelinden en gelişmişine dil kullanmayan tek bir kültür bile yoktur.

Yakın zamanlara kadar evrimcilere, Amazon ormanlarındaki yarı çıplak kabilelerin nasıl bir dil konuştuğunu sorsanız, alacağınız cevap “ilkel insanların dilleri de ilkeldir” şeklindeydi. Evrimcilerin gelişmemiş akıllarınca, basit halkların dilleri de basit olmalıydı ve ilkel taş devri insanları gibi en fazla üç ila beş yüz kelime ile konuşuyor olmalıydılar.

Ancak günümüzde dilbilimciler, siz bu soruyu daha sorar sormaz; “Bütün diller aynı ölçüde karmaşıktır” diyeceklerdir. Bu slogan artık modern dilbilim disiplininin en sık tekrarlanan argümanlarından biri haline gelmiştir.

Basit kabilelerde konuşulan yüzlerce dilin derinlemesine incelenmesi sonucunda, ne kadar giyim kuşamı olmasa ve teknolojiden de uzak olursa olsun, tek bir kabilenin dilinin bile yansıtıldığı gibi basit olmadığı görülmüştür. Karmaşık gramer yapıları şeklinde bir ‘dil teknolojisi’; ileri uygarlıkların bir ayrıcalığı değildir, en ilkel avcı-toplayıcıların dillerinde bile bulunur.

Yani ilkel dil diye bir şey yoktur ve bütün diller birbirine yakın ölçüde karmaşıktır.

Çünkü gramer kuralları—sözdizimi, sentaks yapıları, kelime yapısı, ses yapısı—genlerimize kodlanmıştır. Dilbilimciler arasında, günümüzdeki (Noam Chomsky ve ondan etkilenen etkili araştırma programı tarafından geliştirilen) baskın görüş, genel olarak gramerin yani bütün insan dillerinin gramerinin büyük ölçüde doğuştan geldiğidir. Evrensel gramer kuralları DNA’mızda kodlanmıştır. İnsanlar beyinlerinde karmaşık gramer yapıları için özel bir donanımla doğar, anadillerini öğrenirken çocukların bu yapıları ayrıca öğrenmesi gerekmez. Yani gramer evrensel insan tabiatını yansıtır; farklı dillerin gramer yapıları arasındaki farklılıklar ise yüzeysel ve önemsizdir.

Evet, dilin incelenmesi de evrimi reddetmekte ve yaratılmış olduğumuzu haykırmaktadır.



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Beynimizin Şaşırtan ve Yeni Anlaşılan Esnekliği: Nöroplastisite

Nöroplastisite kavramı; gelişim, öğrenme, büyüme, yaşlanma, bozulma, hasarlanma, iyileşme, tedavi, terapi ve rehabilitasyon gibi farklılaşmanın yaşandığı tüm süreçlerde ortaya çıkan değişim ve düzenleme mekanizmalarının yönlendirdiği tüm ‘yeni’ veya ‘yeniden’ yapılanmaları ifade eder.

Devamı »

İnsan Beynine Özgü Heyecan Verici Keşif: Kuşburnu Nöronları

Beyinde keşfedilmemiş farklı hücre tiplerinin olması da muhtemel. Örneğin, araştırmacılar yakın bir zaman önce şeklinin adeta kuşburnu ağacını andıracak şekilde çok sayıda dallanmalar içermesi sebebiyle kuşburnu nöronu olarak adlandırdıkları yeni bir tür beyin hücresi keşfettiler ve bu hücrenin sadece insanlarda olduğunu tespit ettiler.

Devamı »

Tedavi İçin Yaratılan Canlı: SÜLÜK

Sülük insanlık tarihi kadar eski geleneksel bir tedavi şeklidir ve asırlardır pek çok hastalığa şifa vermeye devam ettiği gibi günümüzde de öneminden bir şey kaybetmiş değildir.

Devamı »

Bu Ne Şiddet Bu Öfke!

Medyaya göz attığınızda hep öfke haberleri ile dolu. İnanın televizyonda haberleri izleyemez olduk. Yaralamalar, cinayetler, taciz ve kavgalar…

Devamı »