143 Yazı Selim Gündüzalp

Yazar Profili »

İnsanlık Öldüyse Mezar Taşı Halep Olsun

Ocak 2017, 481 629 Görüntülenme Eklenme Tarih: 19 Mart 2019 13:24 Selim Gündüzalp

 

Rabbim, elimiz dua oldu.
Dilimiz dua oldu.
Kardeşlerimiz için halimiz dua oldu.
Duasız günler azap oldu.
Mümin gönüller bir oldu
Bir musibet, bin nasihat oldu.
Başka şey bilmez olduk
Gecemiz gündüzümüz 
Büyüğümüz küçüğümüz 
Bir oldu, dua oldu.
Halimiz Halep oldu.
Dilimiz dua oldu.
Uzaklar yakın oldu
Batı’dan Doğu’dan medet yok,

İnsanlık çetin imtihanda.
Derdimiz dermanımız oldu.
Yâ Rab, bu ümmet kardeş oldu.
Yeniden doğdu.

Acıyı yaşadı. Acıyı paylaştı.
Yıkıldığı yerden doğruldu.
İmanlar yekvücut oldu.
Dualar kabul oldu.
Dualarımız kabul oldu.
Sanma ki, zalimin yüzü güldü.
Sanma ki, zalim galip oldu
Onlar burada kaybettiler.

Halep’te yittiler.
Kazandım dediği yerde bittiler.
Bin türlü hesap içinde olanlar kaybetti.
İnsanlık kaybetti.
Batı bitti.
Mimsiz medeniyet bitti.
Avrupa, Amerika sevdası bitti.

Tek dişi kalmış canavarın

İç yüzü de göründü.

Yüzyılda olmayanlar, birkaç yılda oldu.
Bu ümmet; dostunu düşmanını yakından gördü, bildi.
Yaşadı ihaneti, yaşadı her acıyı ve her melaneti.
Yakından gördü.
Halep’te insanlık öldü.
Ümmet dirildi.
Bu netice için, bu çile bile az dendi.
İşin sırrını bilen bildi.
İslamiyet güneşi burada yeniden doğdu.
Dualar kabul oldu.
Ey Batı, ey Doğu…
Ey zalimler topluluğu…
Sizin nereniz doğru…
Yaşasın zalimler için cehennem…
Yaşasın zalimden zulmünü hesap soran adalet.
Yaşasın hak ve hakikat güneşi olan İslamiyet.
Yıkılsın ceberuyyet.

Yıkılsın firavniyet…

Yıkılsın cehenneme gitsin.
Kahrolsun, perişan olsun.
İnsanlık öldüyse,
Mezartaşı Halep olsun...

 

 


Ocak 2017, 481 Sayısı Tüm Yazıları


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Sonbahardan Özür

Yalanmış meğer. Hem de esaslı... Sonbahar şarkılarda söylendiği gibi değilmiş, yemyeşil bahçeler de varmış, tarlalar da. Üstelik sayısız meyveler bu mevsimde geliyormuş…

Devamı »

Derdim, Tasam, Şu Son Demde Ne Yapsam?

Belki bir yaz akşamında, belki de serin bir sabahta… Tam da yaşamanın altın çağında… Güzelliklerin tadı damağında… Belki de bir eylül akşamında ya da bir sonbahar sabahında… Ecel denen misafirim. Biliyorum geleceksin… Gözünün değdiği yerde çiçekler açacak. Bir el uzanacak bana doğru. Bir sahilden diğerine geçeceğim. Kocaman bir bahçedeki bir gül gibi… Açıldıkça açıldım, son noktasındayım. Akşam ezanlarının arasından bir veda çekiyorum: “Uğurlar olsun…” diyorum güne, ömre, hayata…

Devamı »

Haydi Bakalım

Neyi dinlesen, kendine özel bir dille konuşur. Her şey ses verir anlayana, geçip gitmeyene… Yıldızı dinlesen, dereyi dinlesen; ağacı dinlesen, kuşu dinlesen… “Nerede beni dinleyen, nerede sesimi duyan?” der adeta. Ve bin bir gecenin içinden bir ses gelir: “Ben seni dinliyorum.” der. Ve açılır sırlar, hikmetler… Dinleyen anlar!.. Düşünün bir yayla başındasınız, bir gece vakti bir ağacın tepesindesiniz, herkesten uzak, her şeye yakınsınız… Yalnızlık! Dışı yalnızlaştıkça, içi kalabalıklaşıyor

Devamı »

Rabbimizin Nimetleri Saymakla Biter mi!

Dün neredeydik, bugün nerede… Günbegün ağacın başındaki bir meyve gibi olgunlaşan hayatımız, dört bir yandan akıp gelen nimetler. Neler neler… Saymakla bitmez. Hangi birini sayabiliriz ki? Rabbimizin bizi yok iken yaratıp var ettiğini mi, bitki ya da hayvan değil bir insan olarak yaratmasını mı?.. Hayat verip sürdürmesini mi? Belki her gün ne kazalar, ne hastalıklardan korunuyoruz da haberimiz bile olmuyor…

Devamı »