139 Yazı Selim Gündüzalp

Yazar Profili »

Bir Güne Bir Ömür Sığabilir / Bereket nedir?

Mayıs 2017, 485 795 Görüntülenme Eklenme Tarih: 15 Mayıs 2019 19:26 Selim Gündüzalp

 

Bereket nedir? Allah’ın ilavesidir..

O her gün, her an cennetten damlayan bir damla olur zemzemi çoğaltır. Su kaynağı kıt bir bölge suya boğulur adeta.

O bir mübarek ana girer; orada o insanın hidayetine vesile olur.

İşte Hz. Ömer (ra)…

Bir ömür süren arayışı, hidayet nimetiyle taçlandırır.

Bir çocuğun dünyaya gelişinde rızk olur; kan ve fışkı ortasından süt olur.

Yediğiniz bir ekmeği tutar bölüşürsünüz; ihtiyaç sahiplerine de birer lokma verirsiniz; size bile yetmeyecek olan o ekmek, beş kişiye birden yeter.

Eski sofralarınızı hatırlayın; bir avuç zeytin, kibrit kutusu kadar peynir, üç dört yumurta… Sekiz kişiye yeterdi. Çünkü herkes bir diğerine öncelik verirdi.

Gönüller nimeti çoğaltınca, nimet de çoğalmaya başlardı. İşte bereket…

O nimeti çoğaltan nedir? 

O sır nedir? Onu Allah’tan başka kimse bilemez.

...

Bir güne bazen bir ömür sığar. Bazen bir kalemden bir yazı dökülür, bir günde kitap olur. Binler okur, istifade eder; bereket olur. Bir, bin olur. Aklımızla ölçüp, aklımızla tarttığımız, olmaz, yetmez diye baktığımız nice şeyler vardır. Allah’ın lütf-u keremiyle, ihsan ve bereketiyle yeter. Yüzlere, binlere yeter.

...

Açgözlü nefse yetmeyen şeyler, Besmeleli dillere ve tok gönüllere yeter. Çünkü işin içine bereket girince, her şey değişir. Hesaplar alt üst olur birden. Maşallah der diller birden. İkna olmayan o kuru akıl bile türlü türlü örneklerini görür de ikna olur birden.

Kuru toprak, berekete mazhar olur; tezgâh olur, fabrika olur, Cenab-ı Hakk’ın isimlerine ayna olur. Sebze, meyve çıkar oradan, berekete mazhar olur.

...

“Ömrün sonuna geldim, elimden ne gelir?” deme. Her gün bir cüz okusan, 30 günde hatim olur. Bazen bir güne bir ömür sığabilir. İşte bu berekettir:

Boş konuşmayı bırakıp her gün en az 20-30 sayfa kitap okusan, ömrüne bereket gelir; ruhun, kalbin rahatlar. İstikbal endişesinden kurtulursun, genişlersin.

Şu yetmiyor, bu yetmiyor demekten kurtulursun. 

...

Gönül aza kanaat eder, yeter. Nefse hiçbir şey yetmez. Dünyayı versen ayı ister. 

Gözü doymaz.

Nimetleri Allah’tan bildi mi, terbiye oldu mu, onun da mayasına bir nebze iman girdi mi, o da bereketten yana nasibini alır.

...

Evin, odan dar olsa da, ruhun ve kalbin genişleyince, içindeki sıkıntı def olur gider. Dahası geçim derdinden, geçim sıkıntısından kurtulursun.

...

Anneler hep huzurludur. Neden? 

Allah yolunda verdikleri için. İşte onun için yaşadıkları hayattan daha fazlası onlara verilecektir. 

Hazinesi hiç bitmeyen Allah’a annelerin tam itimat ve güvenleri vardır.

Bir yumurta, bir avuç peynir ve bir avuç zeytin kime yeter deme. 

O koca sofrada nice sırlar vardır. 

O nimetler bölüşülünce artar, eksilmez. 

Elden önce kalb verirse, gönül verirse o nimetler büyür de büyürler. Birden yeni yeni kapılar açılır. 

Ömre, hayata, haneye, iş yerine, ibadete, okumaya, duaya, çalışmaya bereket gelince, böyle olur.

Damla göl olur. 

Hayat, çöl iken güllük gülistanlık olur.

Ah, ne sırlar vardır daha belki kimsenin bilmediği… 

Sevgili Peygamberimizin (asm) o kısacık ömrü, 63 yıllık mübarek ömrü, bir değil, binler milyonlar hayatı içine alır adeta… 

Tüm kâinatı mayalar. Hayırlı ve güzel işlere maya olur, ruh olur.

...

Allah’ın adının anıldığı her iş, her nimet çoğalır bereketlenir.. Bir tabakta komşuya verilen o bir tas çorba, kazan olur mübarek; herkese yeter. Aşı yapar bahçıvan kuru ağaca, meyve verir. Dalları basar kirazlar. Kuşlar, çocuklar yedikçe çoğalır dallardaki meyveler. Zekât ve sadakasını verdikçe çoğalır nimetler. Allah için kılınan beş vakit namazlar, sadece bir günü değil, koskoca bir ömrü mayalar, ebediyeti mayalar.

Bereket, Allah’ın ilavesiyle girdiği yeri yeşertir.

Lokmayı artırır, ömrü çoğaltır, ekmeği, nimeti büyütür de büyütür.

Sana bile yetmeyen ömür, Allah için oldu mu, bütün insanlığa sermaye olur.

Bir avuç taam bir orduyu doyurur. Bir kap yemek, mahalleye yeter. Bir damla bereket girdi mi o nimetin içine, o damla çoğaltır onu.

...

Boşuna demezlerdi yemek yaparken annelerimiz, hamur tutarken; “Hz. Hatice, Hz. Ayşe, Hz. Fatma anamızın mübarek eli değsin.” Maya tutardı ekmek, çoğalırdı birden yemek. Bereket sırrına akıl ermez, ama gönül erer, kalp erer.

 

 


Mayıs 2017, 485 Sayısı Tüm Yazıları


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Haydi Bakalım

Neyi dinlesen, kendine özel bir dille konuşur. Her şey ses verir anlayana, geçip gitmeyene… Yıldızı dinlesen, dereyi dinlesen; ağacı dinlesen, kuşu dinlesen… “Nerede beni dinleyen, nerede sesimi duyan?” der adeta. Ve bin bir gecenin içinden bir ses gelir: “Ben seni dinliyorum.” der. Ve açılır sırlar, hikmetler… Dinleyen anlar!.. Düşünün bir yayla başındasınız, bir gece vakti bir ağacın tepesindesiniz, herkesten uzak, her şeye yakınsınız… Yalnızlık! Dışı yalnızlaştıkça, içi kalabalıklaşıyor

Devamı »

Rabbimizin Nimetleri Saymakla Biter mi!

Dün neredeydik, bugün nerede… Günbegün ağacın başındaki bir meyve gibi olgunlaşan hayatımız, dört bir yandan akıp gelen nimetler. Neler neler… Saymakla bitmez. Hangi birini sayabiliriz ki? Rabbimizin bizi yok iken yaratıp var ettiğini mi, bitki ya da hayvan değil bir insan olarak yaratmasını mı?.. Hayat verip sürdürmesini mi? Belki her gün ne kazalar, ne hastalıklardan korunuyoruz da haberimiz bile olmuyor…

Devamı »

Tohumdan Çınara

Ne acayip değil mi! Cenab-ı Hak tohumu ve ağacı bir makine gibi yapmış. Bir küçücük tohum, koca ağacı içinde saklıyor; adeta bir ağaç makinesi gibi çalışıp ağaç üretiyor. Ağaç da meyve makinesi gibi çalışıp lütf-u ilahi ile meyve üretiyor.

Devamı »

Rabbim, Her İşine Hayretteyim

Beyaz ve tatlı meyveleri olan bir dut ağacının altındayım. Sanki tüm varlığın odak noktasındayım...

Devamı »